Yalan Üzerine Bir Masal

18 Ağustos 2019

Gölge ile Doğru

Gelin sizlere bir masal anlatayım.

Bu bir yetişkin masalı ve yüzyıllardır anlatılıyor.

Masalın adı 'Gölge ile Doğru'

Bir varmış bir yokmuş, çiçeklerin açtığı, güneşin parlak olduğu bir gün, insanlar kendi hallerinde sokaklarda geziyor, aşıklar buluşuyor, yemekler yeniliyor, sohbetler ediliyormuş.

Böyle bir günde şık ve pahalı bir restoran, misafirleri, restoranın sahibi, çalışanları ahenk içinde vakit geçiriyorlarmış.

Bu restorana tek başına üstü başı köhne genç bir adam gelmiş. Adama şöyle bir bakmışlar, 'Merhaba,' demişler. Adam yemek siparişi vermiş. Yemiş, yemiş... Şık bir restoran dedim ya hesapta tuzlu gelmiş tabii. Adamcağız parayı ödeyecek haliyle, bırakılar mı sizce? Ama adam üstünü başını taramış, ellemiş, bakmış, bakınmış, kahrolmuş: 'Ah!' demiş, 'Yine şu unutkanlığım! Çok özür dilerim ben cüzdanımı unutmuşum.' Restoranın sahibini çağırmışlar. 'Sorun nedir?' diye sormuş. Genç adam cevap vermiş: 'Efendim, ben cüzdanımı evde unuttum, çok özür dilerim, ancak şu an hesabı ödeyemeyeceğim, ama bana inanın, cüzdanımı evden alıp geleceğim ve parayı ödeyeceğim, size yemin ederim, isterseniz bulaşıkları yıkayayım, ne isterseniz yapayım ama inanın bana cüzdanımı alıp geleceğim.'Genç adam, yanında getirdiği eski püskü , dökülmekte olan keman çantasını restoranın sahibine göstererek 'Bakın,' demiş, 'bu benim kemanım. Ben paramı bu kemanı çalarak kazanıyorum. Benim için çok değerli. Bana inanmanız için bunu size vereyim. Ben gelene kadar yanınızda kalsın. Tek yegane varlığım şu an bu.'

Patron, 'Tamam peki.' demiş. Gaddar değil ya sonuçta ne yapsın, inanmak zorunda kalmış, genç adamı göndermiş.

Yazının devamı...

Evimdeki Yalancı

8 Haziran 2019

Hiçbir zaman ayrılamayacağınızı bildiğiniz bir yalancıyla yaşamak zorunda olduğunuzu düşünmenizi istiyorum.

Yalancı olduğunu anlamanız biraz uzun sürdü. En başta ondan bir şey istediniz 'yapacağım,' dedi yapmadı.

Söz verdi, tutmadı.

Siz onun sağlığından endişelendiniz, 'seni seviyorum, seninle birlikte sağlıklı ve mutlu yaşamak istiyorum,' dediniz, o size 'evet, söz veriyorum, bu sene zararlı maddeleri kullanmayı bırakacağım,' dedi. Mutlu oldunuz, beklediniz, sene bitti o hala zararlı maddeleri kullanmaya devam etti.

Siz pes etmediniz ve ona dediniz ki 'seni seviyorum, seninle birlikte uzun bir ömür yaşamak istiyorum, başarıdan başarıya koşmak istiyorum,' dediniz o size 'tamam söz veriyorum, bu pazartesiden itibaren programlı bir şekilde çalışmaya başlayacağım,' dedi. Siz sevindiniz, heyecanlandınız ancak pazartesi akşamı tüm gün bıyunca tembellik yaptığını gördünüz veyahut salı günü ya da bir hafta sonra programını bıraktığını ve eski hayatına geri döndüğünü gördünüz.

Bu sefer yine sağlığından endişe ettiniz ve yine ona 'seni seviyorum, çok kilo alıyorsun, yemene içmene dikkat etmiyorsun, spor yapmıyorsun, çok oturuyorsun, böyle yapma bak her yerin ağrımaya başladı, biz seninle bir ömür geçireceğiz, mutlu ve sağlıklı olalım,' dediniz. O da size 'evet evet çok haklısın, bu ay spora başlayacağım, diyete başlayacağım,' dedi. Ay bitti spor yapmamış, daha da zararlı yemek yemeğe başlamış olduğunu gördünüz.

Verdiği sözleri tutmamış, konuştukları yalan biri işte... Ne yaparsınız? 'Boşuna çabalıyorum,' der susarsınız. İnancınızı kaybedersiniz!

Güveninizi kaybedersiniz.

Yazının devamı...

Varlık Yolu Kitaptan Geçer

6 Mayıs 2019

Bu hafta karşılaştığım bir olayı anlatmakla yazıma başlamak istiyorum. Güzellik sektörüne küçük yaştan beri emek vermiş ve şu an güzellik alanından mezun olmaya çalışan bir gence rastladım. Laf lafı açınca konu sosyal medyaya geldi. Kendisi sosyal medya kullanmıyormuş, gerek duymuyormuş. 'Olabilir' diye düşündüm. Konuşma ilerleyince güzellik alanı için sosyal medyanın onun hayatında önemli bir rol oynayabileceği, ileride kendi markasını yaratabileceği tarzında fikirler ürettim. Ancak kendisinin cevabı beni şaşırttı: ''Uğraşamam!'' Ben, kendisinin henüz çok genç olduğunu, sektöre hakim olmak için küçük yaştan beri mecburen bile olsa çalıştığını ve devamını getirebileceğini söyleyerek yürüklendirmeye çalıştım. Biraz çabayla çok güzel şeyler yaratabileceğini, biraz gözü açık davranmasını böylelikle güzellik sektörünün eksiklerini tespit ederek belki alana yenilik getirebileceğini anlattım. Cevapları ise; 'çabalamama gerek yok', 'ben böyle iyiyim' şeklinde oldu. Şaşkınlığım yerini üzüntüye bıraktı. Henüz on dokuz yaşında olan bir genç hayatta pes etmiştir, bu dünyaya katkısı olmayacaktır. Biraz sonra özgüven kavramı ile ilgili sorunları olduğunu söyledi. Psikolog olarak, konuya ilişkin bir kitap önerisi sundum. Eğer kitap pahalı değil ise alabileceğini söyledi. '10-15 TL'dir.' dedim. Cevap vermedi. 20 dakika kadar sonra sigara alışkanlığı olduğunu öğrendim. Nreden baksanız 14 TL'den başlayan bir sağlıksız madde tüketimi alışkanlığı. Anlaşılan o ki kitap değil ama sağlıksız ürünlere verilecek para cepte var ve hep olacak.

Evladınızın otuz yaşında varlıklı olmasını garantilemek:

Bu konunun üzerine siz değerli okurlarıma matematiksel bir veri paylaşmak icap eder: Evladınızın otuz yaşına geldiğinde varlıklı, başarılı, iş garantisi, olan bir birey olmasını istiyor musunuz? Cevabınız evettir diye umuyorum. Öyleyse yapılması gereken şudur: bir birey yirmi yaşından otuz yaşına dek tam 2000 kitabı sesli bir şekilde okumalıdır.

Yolunuzun kitapevine uğraması dileğiyle, eminim güzel bir yolculuk olacaktır!

Psikolog/Yazar Seray Küçük

Online Psikolojik Danışmanlık: 05522682410

https://www.instagram.com/seraykucukkk/

Yazının devamı...

Vücudumuzun Kilidi

14 Nisan 2019

Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etmekten daha iyi dost göremedim. Hz. Ömer

Geçtiğimiz günlerde bir düşünür tarafından 'konuşma' ile ilgili bilgiler edindim. Ağzımızdan çıkan her kelime hayatımızda çok önemli bir yer ediniyor. Özellikle çocuklarımızı yetiştirirken kullandığımız kelimeler çocuklarımızın geleceğini şekillendirebiliyor. Kendimizi birisine tanıtırken kendimiz için kullandığımız kelimeler bizi biz yapıyor. Çevremizdekileri eleştirmek, yargılamak hep kelimelerden geliyor. Yazar James Allen, 'etkili söz söylemek; insanlara rehber olmak, etkili düşünmeye bağlıdır,' derken ne kadar doğru söylemiş! Kim önce doğru düşünüp sonra konuşuyor? Bu nedenledir ki etrafımız hep kara bulutlar... Hep kötü sözler, eleştiriler, yargılama ifadeleri, haset, kötü niyet, şikayet cümleleri ve beraberinde mutsuzluk...

Düşünür şunu söylüyor: Gözlerimiz ikişer yaratılmış. Gözlerimiz biz kapamadıkça açık. Etrafımızı görmemiz için hazır bekliyorlar.

Kulaklarımız yine ikişer yaratılmış. Kulak deliğimizin önünde hiçbir engel yok. Biz onları tıkamadıkça etrafımızı dinlemek için hazır bekliyorlar.

Ama ya dilimiz? Dilimizin önünde iki kilit bulunuyor. Bunlardan biri dişlerimiz diğeri ise dudaklarımız. Tam iki kilit! Önce dinlememizi, görmemizi, etrafımızı iyice anlayıp, olup biten üzerine düşünüp konuşmamızı sağlamak için tasarlanmış gibi. Benden söylemesi...

Psikolog/Yazar Seray Küçük

Online Psikolojik Danışmanlık: 05522682410

Yazının devamı...