ABD neden S-400’lü Türkiye istemiyor?

S-400 krizinde en kritik sürece giriliyor. Rusya ile yapılan anlaşmaya göre, hava savunma sistemlerinin ilk parçaları bu aydan itibaren Türkiye’ye gelmeye başlayacak. Bu arada da ABD Türkiye’nin S-400 kararından vazgeçmesi için baskı ve şantaja devam ediyor. Son olarak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, S-400’lerin teslimatının tamamlanması halinde Türkiye’nin “olumsuz sonuçlarla karşılaşacağı” gibisinden küstahça sözler sarf etti. Yani ABD müttefiklik ve diplomatik teamüllere uygun olmayan, tehditkâr üslubunda ısrarcı. Aslında buna hasmane tavır demek daha doğru. Çünkü Türkiye tehditlere açık olmasına rağmen NATO’dan destek görmediğini, dolayısıyla da tetiği kendi elinde olacak bir hava savunma sistemi istediğini defalarca yineledi, yineliyor. Ki bu konuda ne kadar haklı olduğunu çok net ortaya koyan fazlasıyla tehdit var. Nasılını dün konuştuğum kritik görevdeki üst düzey bir askeri yetkili anlatıyor:

S-400’ler 30 kilometre irtifada hallediyor gelen füzeyi ya da uçağı ve Türkiye’ye bağımsız bir hava savunma imkânı veriyor. Mesela şu anda Türkiye’nin hava savunması ABD’nin iki dudağı arasında. Yani NATO’nun göndereceği Patriotlara falan bağlı. Bir de Malatya Kürecik’te bir radar var. Aynısından İsrail’de de bulunuyor. Bu radar 1000-1300 kilometre arasında değişen bir alanda tespit imkânına sahip. Bütün o aradaki füzeleri, uçakları falan hepsinin özelliklerini daha başlangıçtan itibaren buluyor ve çok büyük bir istihbarat sağlıyor. Aslında ABD’liler bunu tamamen İsrail’i korumak için araştırıyorlar. Ama diyelim ki Türkiye’ye yönelik bir füze atıldı. Türkiye’de hava savunma füzeleri olmadığına göre onu imha etmenin tek yolu ABD’nin Akdeniz’deki gemilerinden atılacak anti balistik füzeler. Onlar da örneğin Rusya’dan veya İran’dan bir füze atılsa onu Ankara’ya gelmeden vuramaz. Yani bizim Ankara’ya kadar hava savunmamız yok. Ankara’dan geri kalan batı tarafında da hava savunmamız ABD’lilere emanet edilmiş vaziyette. Onlar isterlerse imha ederler. Yoksa yok...”

Yani ABD, “S-400’ler NATO’nun güvenlik kuşağı için tehdit” gibisinden gerekçeler söylüyor ya bunların hepsi hikâye. Öyle bir şey yok. ABD’nin tek derdi; şu anda Türkiye’nin dış politikasıyla ABD’nin dış politikası örtüşmüyor. Eskiden Rusya’yla falan icazet alarak görüşüyordu, şimdi kendi başına hareket ediyor, kendi politikasını belirliyor. Kendine biçilmiş rolün üstüne çıkıyor Türkiye. Onlar da onu kabul etmiyor, edemiyorlar. Dolayısıyla da Türkiye’nin ABD’ye bağımlı olması için Patriot verelim masalı ya da tehdit, şantaj her yolu deniyorlar. Türkiye’nin S-400’leri almak zorunda olduğunu belirten yetkili devam ediyor:

“Eğer Türkiye doğu Akdeniz’de, Ege’de ya da Suriye’de milli menfaatlerini korumak istiyorsa hava savunma sistemine ihtiyacı var. Bunu alacak. Buna karşılık, ABD ‘F-35 vermem, yaptırım uygularım’ diyor. Bu yaptırımlar Türkiye’yi ABD’den biraz daha uzaklaştırır ve NATO’daki çatlağı daha da artırır, onun için ABD’lilerin iyi düşünmeleri lazım. Şu anda ABD’liler pazarlık yapıyor. Asıl sorun S-400 değil, Türkiye’ye laf dinletmek. Türkiye’nin S-400’leri alması NATO’dan çıkmasını, AB ile ilgilenmemesini, ABD’ye düşman olmasını, eksen değiştirmesini gerektirmiyor. Türkiye mevcut eksende kalacak, kalmalı da zaten ama Rusya’yla yakınlaşır. ABD de F-35’leri Türkiye’ye vermek durumunda. 3 bin 700 tane F-35 satacak dünyaya, onun için Türkiye’yi göz ardı edemezler. En fazla bir iki sene geciktirirler.”

Ya ABD’nin Patriot verelim sözleri?

“ABD o sözünü de tutmaz. Zaten sadece Pentagon Patriot verilebilir diyor, bu daha çalışılacak, edecek, arkasından sonuç aşamasında Kongre’ye gidecek, Kongre hayır derse yine yok. Yani Patriot verelimin garantisi yok. ABD’den bu karar çıkmaz çünkü bizim kendilerine bağımlı olmamızı istiyorlar. Kaldı ki orta irtifa füzesavar Patriotlar da bizim işimizi görecek füzeler değil. Dolayısıyla biz yine açıkta kalabiliriz...”