ABD’nin YPG/PKK sevdası bitmiyor

Terör Trump dosyasının en önemli başlığıydı. Bu bağlamda da Cumhur-başkanı Erdoğan, dünyanın gözü önünde ABD Başkanı’na ve senatörlere destekledikleri PYD/YPG’nin terör örgütü, lider yapmaya çalıştıkları Mazlum Kobani kod adlı PKK’lı Ferhat Abdi Şahin’in de eli kanlı bir terörist olduğunu söyledi. Hem de belgelerini ortaya koyarak. Buna karşılık, Trump’ın tavrı ise her zamanki gibi anlamazdan gelmek oldu. Basın açıklamasında buna dönük sorular geldiğinde de PYD/YPG bile demeden yine “Kürtler” ifadesini kullanarak durumu geçiştirdi, daha doğrusu kıvırdı. Dahası, kritik Erdoğan-Trump görüşmesinden sonra ABD Savunma Bakanı Esper ve Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey’den YPG/PKK ile ortaklığın süreceğine ilişkin açıklamalar geldi. Tabii yine DAEŞ’le mücadele ve özellikle de Suriye’deki petrol bölgelerini koruma gerekçesi ya da yutturmacasıyla... Yani zirvede iki ülke arasındaki birçok kriz başlığının çözümü yönünde önemli görüşmeler yapıldı ama ABD, terör örgütü PYD/YPG’yle yoldaşlık sevdasından vazgeçmiş değil ve kafasındaki aynı kirli planı kurgulama peşinde. Nasılını MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş anlatıyor:

“Amaç petrol falan değil, oradaki petrol miktarı zaten ABD için hiç önemli değil. Ortadoğu’daki petrol rezervleri içerisinde en küçüğü. Oradaki petrol sadece SDG’nin masraflarının karşılanması bakımından önemseniyor. ABD bakımından önemsenen husus Ortadoğu’daki varlığının devamlılığı, Suriye’nin geleceğine dönük siyasal çözümlerde güçlü şekilde masaya oturması ve etkinliğini koruması. Fırat’ın doğusunda Deyrizor bölgesindeki yapılanmayla İsrail’in güvenliğinin sağlanması ve Irak’ta olduğu gibi Suriye’nin yeniden şekillendirilmesinde Suriye Kürtlerine zemin, hukuki meşruiyet kazandırılması. Sonrasında da İran’a karşı bu güçlerden yararlanılabilmesi meselesi. Ve tabii ki Suriye Kürtleri derken ABD için Irak Kürtleri de önemli. Yani ABD Irak ve Suriye’deki Kürtler konusundaki hassasiyetini devam ettirme ve bunların Rusya’ya kaptırılmamasının hesabında.”

Barzani’nin ‘Türkiye’nin Kürtlerle değil PKK ile sorunu var’ yaklaşımı ABD’nin planını etkilemez mi?

“PYD’nin ideolojik bir tavrı var. PKK’nın etkisi altında olan PYD bu ideolojik yapısıyla Irak’ı da etkiliyor. Yani PYD’nin Barzani yönetimine karşı olan bir tavrı var ve her zaman Irak Kürtlerini de etkileyen bir konumda. Bu PKK’nın geçmişinde de böyleydi tüm süreçlerde de böyleydi. Dolayısıyla, Barzani’yle PKK arasında her zaman bir çatışma olmuştur. Ve o bakımdan Barzani her zaman Türkiye’ye sığınmak zorunda kalmıştır.”

Aslında ikisinin hesabının da Birleşik Kürdistan olduğunu belirten Öneş, devam ediyor:

“Barzani’nin hedefi de birleşik Kürdistan. Esasında kendisini doğal lider olarak kabul eder ve Suriye’deki Kürtlerin yeniden organize edilmesinde de Barzani rol oynamaktadır şu anda. Ancak kendi liderliğini ön plana alır ve her zaman alacaktır. Ama bu liderlik çatışması dışında Suriye’deki Kürt yapısının bir özerkliğini federal yapısını, muhtemel yapılarını da arzu eder yani Kürt tabanında, Kürt meselesinde birleşirler.”

Barzani’ye de güvenilmez anlamında mı?

“Barzani’nin destek aldığı, Barzani’yi ayakta tutan güç kimdir? ABD. O halde ABD’nin stratejisi içerisinde yer alan bir şahıs bugün PYD’nin yeniden ABD tarafından yapılandırılmasında da rol oynar ve destekler. Ancak kendi liderliğinde meselelerin gelişmesini ister, o ayrı. Ama ABD değişen konjonktüre, gelişen pozisyonlara göre PKK’yı da korumaya devam eder, Barzani’yi de... Irak’ta da öyle yapmadı mı? Federal yapıyı, Kürt yapısını kurarken, Barzani’yi, federal yapısını anayasal sistem içine sokarken PKK’yı Irak’ta tutmadı mı? Aynı şey...”

Bu durumda da petrol de DAEŞ gibi bahane yani?

“Petrol bahane tabii. Amaç, Ortadoğu’daki stratejisinin devamlılığı bakımından bölgede zemin kaybetmeme. Trump’ın da isteği bu, Trump’a karşı olan ABD sisteminin arzusu da bu. Olay üç sene, beş sene veya bizim Suriye harekâtıyla bitecek bir mesele değil. ABD Ortadoğu stratejisinde bir değişiklik yapmamıştır, Kürt meselesinde bir değişiklik ortaya çıkmamıştır ve Suriye’nin bölünmesi ABD’nin şu andaki güvenlik stratejileri içerisindedir. Irak ve Suriye Kürtlerinin birleştirilmesi de uzun vadede onun yine stratejik hedefleri içindedir. Bunda bir değişiklik yok...”