Adalet arıyorlar

Bugün, Van’da 9 Kasım 2011’de meydana gelen depremde, aralarında DHA muhabirleri Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir’in de bulunduğu 24 kişiye mezar olan Bayram Oteli davasında karar bekleniyor. Tek sanık yaklaşık iki yıldır tutuklu olan ve savcının 22 yılla cezalandırılmasını istediği otel sahibi Tevfik Bayram. 24 canın bedeli neymiş, hep birlikte göreceğiz...
Karar ne çıkarsa çıksın vicdanlar tatmin olacak mı? Cem’in kardeşi Kemal Emir’e göre; asla...Çünkü; olaydan en az otel sahibi kadar sorumlu olan devlet yöneticileri hakkında açılmış tek bir dava bile yok. Kim bunlar? 23 Ekim 2013’teki birinci depremden sonra hasar tespitini doğru dürüst yapmayan AFAD yetkilileri ve vatandaşın canından, malından birinci derecede sorumlu olan Kriz-Koordinasyon Merkezi Başkanı Van Valisi. Onlar hakkındaki suçlamaların “görevsizlik kararıyla” dava dosyasından ayrılarak Yargıtay’a gönderildiğini belirten Kemal Emir,“Oradan sonuç çıkmadı. Anayasa Mahkemesi’ne yaptığımız bireysel başvuruya da bir yıldır yanıt gelmedi” diyor. TBMM’deki girişimden de sonuç alamayan Emirler’in son umudu ise AİHM...
* * *
Yarın, bir başka adalet mağduru Ayöz ailesinin düzenlediği etkinlik var. İçeriği trafik kazalarında verilen cezaların yetersizliği ve mağdurların haklı olduklarını kanıtlama çabaları. Ve yıllarca süren hukuk savaşı...
Kardeşi Suat Ayöz’ü Kadıköy Bağdat Caddesi’ndeki trafik kazasında (9 Nisan 2006) kaybettikten sonra adına darnek kuran abla Yeşim Ayöz’e göre; Türkiye’de hak aramak, uzun, yorucu ve maddi - manevi anlamda bitirici bir iş. Birçok mağdur gibi yıllardır “adalet” peşinde koşan Ayöz, 22 kez talep ettikleri telefon kayıtlarına ancak 7. yılın sonunda ulaşabildiklerini söylüyor.
“Kardeşime vurup kaçan ve şoktaydım diye kendini savunan kişinin çarpmadan 30 saniye sonra yaptığı konuşmalar dava bittikten sonra geldi” diyen Ayöz, şimdi “yeniden yargılama” talebinde bulunmaya hazırlanıyor.

Sosyologların torpil isyanı(2)
İşe alımlarda Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)’nda kendilerinden düşük puan alanların tercih edilmesi, daha doğrusu “dayısı” olanların öne geçmesi, atama bakleyen sosyologların ortak derdiydi. Yazdık, sayısız ah işittik. İşte mail ya da sosyal paylaşım siteleri üzerinden gelenlerden biri:
“Adım Elif Baş. Sosyoloji doktora öğrencisiyim. 81.95 puanım vardı. Mülakatta sorulan 3 soruyu da bilmeme rağmen yedeklerde bile yoktum. Daha ne yapmamı bekliyorlar ki? 80 puan üstü o kadar az insan atandı ki rakamlar ortada. Sonra da bizlere hak ve adalet kavramlarından bahsediyorlar. Bu yaptıkları nedir? Mülakatlı alım olduğu için hak bile iddia edemiyoruz. Biz sosyologlar her alanda mağdur ediliyoruz. Çünkü puanlı alım diye bir şey söz konusu olmuyor. Sadece merkezi alımlarda puana bakılıyor. O da haziranda 30 sosyolog atadılar. Şaka gibi. Binlerce mezun 30’lu rakamlarla mı eriyecek? Kaymakamlıklarda sosyal inceleme görevlisi adı altında sosyolog psikologlardan başka herkesi yerleştirdiler. Biz kadro dilenmiyoruz başkalarının kadrosunda da gözümüz yok. Atama yapmayacaklarsa kapasınlar bu bölümleri. Bu yıl AÖF’den de bir sürü mezun gelecek. İsteğimiz, kadroların verilmesi ve sadece puanla alımların yapılmasıdır. Çünkü bizim ülkemizde mülakat başka anlamlara gelmektedir.”

Metrobüs kaosu
Cevizlibağ durağında bekleyen ve güvenlik çizgisini geçtiği ileri sürülen Tülay Taşçı’ya önceki gün metrobüs çarptı. Kazanın yaralanmayla sonuçlanması şans. Ama metrobüs durakları her gün ve özellikle işe geliş gidiş saatlerinde yeni kazalara gebe. Vatandaş duraklarda yaşanan itiş kakıştan dertli mi dertli... Bazen insanlar birbirlerini bile güvenlikli bölgenin dışına itebiliyorlar. Buna çare bulması gerekenleri o saatlerde normal vatandaş gibi metrobüs duraklarına davet ediyoruz. Yaşarlarsa belki çözüm kolaylaşır.