Türk tarihinde Ağustos ayının ayrı bir yeri ve önemi var. Özellikle de 26 Ağustos’un... Çünkü 26 Ağustos 1071’de başlayan Malazgirt Savaşı’nda Alparslan, Bizans ordusunu yenerek Anadolu’nun kapılarını Türklere açtı. Bundan tam 9 asır sonra 1922’de yine bir 26 Ağustos günü başlayan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Yunan ordusunu bozguna uğratan Atatürk Anadolu’nun sonsuza dek Türk yurdu olarak kalacağını tüm dünyaya gösterdi... Dolayısıyla, iki zaferin yıl dönümünde de akla gelen soru şu:

Büyük Taarruz’un başlamasının Malazgirt zaferiyle aynı ay ve güne denk gelmesi tesadüf mü yoksa Atatürk tarafından özel olarak seçilmiş bir tarih mi?
Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdettin Engin’e göre, bu seçilmiş bir tarih ve buna benzer fazlasıyla örnek var. Engin anlatıyor:
“23 Ağustos’ta başlayan ve 21 gün 21 gece süren Sakarya Savaşı’ndan sonra ordunun hem silah, hem de asker sayısı olarak büyük taarruza hazırlanması yaklaşık bir yıl sürdü. Ve tüm hazırlıklar büyük bir gizlilik içinde yapıldı. Örneğin, 28 Temmuz’da subaylar arasında bir futbol maçı tertipleniyor ve bu maçı seyretmek üzere ordu komutanları ile bazı kolordu komutanları Akşehir’e davet ediliyor. Türk ordusunun kurmay heyetinin bir maç vesilesiyle bir araya gelmesi düşmanın şüphesini çekmiyor ve Kurtuluş Savaşı’nın en kritik kararları bu toplantıda alınıyor. Yani aslında ağustosun ortasına doğru hazırlıklar tamam ama Başkomutan Mustafa Kemal Paşa taarruz tarihini 26 Ağustos olarak belirliyor. Bu çok anlamlı, niye 20-23 ya da 28 Ağustos değil? 26 Ağustos olarak belirlemesi Malazgirt’ten bir referans alması anlamını taşıyor. Çünkü çok iyi tarih bildiği için bu tarz şeylere önem veriyor. Mesela aynı şekilde İş Bankası’nı 26 Ağustos’ta kurduruyor. Halk Fırkası onun için çok önemli kendi partisi ve onun kuruluşunu yine önemli bir tarih olan 9 Eylül’e denk getiriyor. Erzurum Kongresi Milli Mücadele’nin başlangıcıdır ki onu da özellikle 23 Temmuz’da, yani 2. Meşrutiyet’in ilan tarihinde topluyor. Çünkü o tarihlerde milli bayram olarak kabul ediliyor.”
Ulusu’nun anıları
Büyük Taarruz’un başlama tarihi için Malazgirt’in referans alındığını doğrulayan bir başka göstergenin de Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun anıları olduğunu belirten Engin, devam ediyor:  
“Orada anlatıyor Nuri Ulusu. Mesela bir gün Atatürk çağırıp tahtaya 26 Ağustos 1071 ve 26 Ağustos 1922 yaz diyor. Ardından da ‘Bu iki tarihin denk gelmesi çok önemli bir şeydir’ diyerek Malazgirt zaferiyle Türklere Anadolu’nun kapısının açıldığını anlatıyor. Ardından da ‘Yıllar sonra müttefik ordularını başta Yunanlılar olmak üzere yine 26 Ağustos 1922 tarihinde kazandığımız büyük zaferle Anadolu’dan çıkartıp attık. Bu cihetle 26 ağustos tarihi calib-i dikkattir’ diyor.”
Özetle, dememiz o ki; bu zaferler ülke olarak kutup yıldızımız konumunda... Çünkü her ikisinin ardında da meşakkat, çaba, olağanüstü fedakârlık, daha da önemlisi, dahiyane hazırlanmış bir strateji var. Ve tüm bunlara bugün fazlasıyla ihtiyacımız olduğu da çok açık...