‘Barış Pınarları’nın önünde kimse duramaz

Fırat’ın doğusunda bir oldubittiye asla izin vermeyeceğini defalarca deklare eden Türkiye, teröristleri hamilikten vazgeçmesi için ABD’yi güzellikle ikna etmeye çabaladı ama olmadı. Göstermelik, tezgâh kokan kara-hava devriyeleri, hatta arada bir kendince cazip tekliflerle Türkiye’yi oyalayan ABD terör örgütü YPG/PKK ile arasındaki kirli ilişkiden vazgeçmedi, vazgeçemedi. Ve Türkiye baktı olmuyor, ABD ısrarla yan çiziyor, dolayısıyla da her zaman var olan harekât seçeneğine döndü. An itibarıyla da Barış Pınarları diye harekâtın kod adı bile konulmuş, hatta talimatlar verilmiş durumda. Yani artık sözün bittiği yerdeyiz. Aslında bu Menbiç deneyiminden de belliydi ama Türkiye önce müttefiklik adına ABD ile bir kez daha masaya oturdu ve bu sıkıntılı süreci sabırla göğüsledi. Dolayısıyla da uzlaşmacı olduğunu, konuyu savaşarak çözmek istemediğini açık ve net herkese göstermiş oldu. O nedenle de bu süreç bazılarınca gereksiz zaman kaybı olarak görülse de Türkiye’nin harekât kararındaki haklılığını ve ABD’nin karşısında yalnız olmadığını ortaya koyması açısından da doğru bir hamleydi denilebilir. Örneğin bu süreçte Rusya ve İran’ın açık desteği, dahası Şam yönetiminin terör örgütü YPG/PKK’yı tehdit ilan etmesi gibi... Yani geldiğimiz nokta itibarıyla evet Fırat’ın doğusuna harekâtın çok daha kolay olduğunu söylüyor. Niyesini İstanbul belli riskleri var ama bu konuda düşünmesi gerekenin daha çok ABD olduğu da ortada. Hele de daha önce yapılan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı harekâtları ile TSK’nın imkân ve kabiliyeti dikkate alındığında… Ki bu bağlamda uzmanlar Fırat’ın doğusundaki bir harekâtın çok daha kolay olduğunu söylüyor. Niyesini İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi ve strateji uzmanı, emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, anlatıyor:

Orada 60 bin silahlı YPG/PKK’lı terörist olduğunu uluslararası kriz grubu açıkladı. Elbette ki bunlar direnecektir, direnmeye çalışacaktır. ABD’de direnin diyecektir ancak Afrin’de nasıl direndilerse o kadar direnecekler, sonunda kaçacaklardır. TSK’nın zırhlı birlikleriyle yapacağı bir harekât olacak. Çünkü bölge düz arazi, Afrin’de olduğu gibi ormanlık, engebeli dağlık değil tankların ve zırhlı araçların kullanılmasına elverişli. Dolayısıyla evet terör örgütü EYP’ler, bombalı araçlar, intihar bombacıları, uzaktan kumandalı araçlar hepsini deneyecektir tünel kazmıştır direnecektir intihar teröristleri vardır ama bunların hiçbiri TSK’nın operasyonunu yavaşlatmaz. TSK Afrin’den daha hızlı, kolay ilerler.”

Ya ABD’nin teröristlere verdiği modern silahlar?

“Versin istediği kadar versin ne olacak. Diyelim ki bir iki tankımızı tahrip etti ama karşılığını alacak sonunda çekilecektir. Ellerindeki silahlar TSK’nın zıhlı araçlarını, tanklarını durduracak bir yeteneğe sahip değil. O kadar da değil yani.

On binlerce TIR silahtan söz edildi?”

“Doğru ama bir kere hava kuvveti yok, helikopteri yok.30-40 kilometre menzilli çok ağır topçuları yok. Kaldı ki bu silahlar Afrin’de de vardı, sonucu herkes gördü. Teröristler vur kaç taktiği uygular yoksa yok olur. Varsayalım bir mevziden tankınızı vurdu, mevzide kalırsa havadan ya da topçu veya silahla bulundukları yer nokta atışıyla hedef altına alınınca hepsi yok olur gider. Onun için PYD/PKK terör örgütün en fazla Afrin kadar hatta Afrin’den daha az direnecektir. Nerede problem olur? Meskûn mahalde, sokaklarda caddelerde, evlerin arasında olur. Oraya da TSK başta girmez. Afrin’de olduğu gibi…”

Peki, bu karardan dönüş olabilir mi? Ya da nasıl olur? Babüroğlu, devam ediyor:

“Şöyle olur. ABD derki tamam buyurun girin bazı yerlerde de biz bulunalım gibi bir orta yol bulunursa vazgeçilir. Ama ABD hiçbir zaman PYD/PKK’dan vazgeçtim demeyeceğine göre zor...”

***

Bakalım Erdoğan ile Trump arasındaki son dakika telefon görüşmesi bu durumu nasıl etkileyecek. Gelişmeleri izleyeceğiz...

 

DİĞER YENİ YAZILAR