Barzani düne kadar “Gerçekten zor zamanlarımızda bize yardım eli uzatan ülke Türkiye olmuştur. Yardımlarından dolayı her zaman şükran borçluyuz” diyordu ama Ankara’nın “Bölgede var olan istikrarsızlık, kaos daha fazla körüklenir” uyarılarına rağmen referandumu yaptı. Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate dahi almadı. Şimdi de aynı Barzani “Referandumun Türkiye milli güvenliğine bir tehdit olarak algılanmasını istemiyoruz. Kesinlikle sınırları değiştirmeyeceğiz” sözleriyle kendisine inanılmasını ya da güvenilmesini bekliyor, hem de İsrail bayraklarının gölgesinde. Dahası, PKK’yla dirsek temasındayken. Yani Barzani açısından tam bir tutarsızlık, daha doğrusu, fırsatını bulduğunda kazık atma durumu söz konusu. Dolayısıyla da Barzani’ye güven konusu ciddi bir soru işareti. Çünkü geçmişte de bunu pekiştiren fazlasıyla benzer olay var. Örneğin “Hiç güvenmem Barzani’ye, bize de kazıklar attı” diyen MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür bazılarını şöyle anlatıyor:

“Benim görevde olduğum yıllarda hem Barzani’nin Selahaddin’inde hem de Talabani’nin Süleymaniye’sinde görevli arkadaşlarımız vardı. Karşılıklı yardımlaşıyorduk ve adamlarımız onların güvencesi altındaydı. Talabani bölgesinde herhangi olumsuz bir olay olmamıştı. Ancak Barzani’nin kontrolü ve teminatı altındaki bölgede iki ayrı saldırıda dört arkadaşımız şehit oldu. Barzani PKK’nın yaptığını söyledi, ama failler hiçbir zaman yakalanmadı. MİT’in Müsteşarlık girişinde şehitler yeri var, orada isimleri yazıyor bu dört arkadaşımızın.
1994-95’te silah zoruyla Talabani’nin kontrolündeki Erbil’de bizim bayağı bir organizasyo-numuz oldu. Orada Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye getiren özel harpçi Abdullah (Soyluoğlu) arkadaşımızla Türkmenleri topladık, düzenli bir kuvvet haline getirdik. Bundan Türk dostu gibi davranan Barzani rahatsız oldu ve Saddam Hüseyin’den yardım istedi. Tabii Talabani’yi de şikâyet etti. Saddam’ın ordusu geldi, Türkmenleri dağıttı, sürdü. Ondan sonra da Erbil’i Barzani’ye teslim eti. Yani bir düşman olarak gördüğü Saddam’la bile hemen anlaşabilen bir adam.”
Barzani’ye bugün İsrail’den ve PKK’dan gelen desteğin sürpriz olmadığını belirten Eymür devam ediyor:
“İsrail bir anda ortaya çıkmış değil. 1994-1996’da anneleri Yahudi olan bölgedeki bazı insanlar Diyarbakır üzerinden 2 uçakla İsrail’e götürüldü. Bir kısmı sonradan değişik isimlerle geri döndüler, diğerlerinden bizim haberimiz bile olmamıştır ne yaptıklarından.
Barzani PKK ile çatıştı ama neticede dışarıya karşı birbirlerini koruyup kolluyorlardı. Hatta PKK’nın üst düzey adamlarını saklayıp taşıdığı bilgileri geldi. Türkiye Kuzey Irak’a girdiğinde PKK’lılara yardım ettiğine dair de çok bilgi aldık. Ama o PKK ile çatışırken TSK’dan yeterli lojistik destek alamadım diye bizim elemanlara yakınıyordu. Yani güvenilmez, kendi çıkarını düşünen bir adam.”
Nasıl güveniyordunuz?
“Ne yapalım, orada bir işbirliği gidiyor neticede. Ben de defalarca Kürt bölgesine gidip Barzani ile görüştüm. Ama bu PKK’nın yayın organında çıkmaya başlayınca biraz tedbirli gittik ondan sonra...”