Çevre + güvenlik

Çevre + güvenlik


Tunca BENGİN

     AGİT zirvesinde çevre konusu pek tartışılmadı. Daha çok dünya liderleri, insan hakları ve Çeçenistan ön plandaydı. Oysa yeni yüzyılda çevre, ülke güvenliğinin ayrılmaz parçası olarak görülüyor. Türk resmi delegasyonunda yer alan Türkiye Çevre Vakfı Genel Sekreteri Engin Ural, 'İstanbul'da değil ama, üç ay önceki Prag toplantısında enine boyuna ele alındı' diyor.
       'Çevre' denildiğinde, artık kuş, ağaç, göl, deniz anlaşılmadığını, güvenlikle ilişkilerin de önem kazandığını belirten Ural, şunları söylüyor:
     "Kuşları koruyalım, göller kirlenmesin tamam. Ama çevre ve güvenlik arasında Türkiye'nin farkına varmadığı önemli bağlar var. Örneğin dünyada birçok ülke arasında su kavgaları yaşanıyor. Doğal kaynaklar, enerji ülke güvenliğini ilgilendirir hale geldi.
     Toprakları tahrip etmeyelim, erozyon olmasın çok güzel. Ancak yetmez; toprak tahrip edildiğinde tarımsal üretim düşüyor. Bu da bir ülkenin gıda güvenliğinin tehliye girmesi demek.
     Köylerden şehirlere düzensiz bir akın var. Tipik çevre sorunu şehirlerin kalabalıklaşması, çevrenin tahribi. İyi güzel de bunun sosyal akisleri ne olacak? Suçluluk oranları artıyor. İç güvenliği ilgilendiriyor. Toplantıda Cezayir Büyükelçisi 'Tarımı ihmal ettik, şehirlere akın oldu, toplumsal huzursuzluk ortaya çıktı, yaşadığımızın sıkıntıların temelinde bu var' dedi."
       Ural, bu nedenle 'Hükümetler ve gönüllü kuruluşların işbirliği şemsiyesi altında çevre ve güvenlik ilişkilerini ön plana çıkartmaları' konusunda tavsiye kararı alındığını da vurguluyor.

OGS kolaylığı!

     Köprü ve otoyollardaki otomatik geçiş sistemi (OGS) hala fiyasko. Hedeflenen randıman bir türlü alınamıyor. Olacak işi değil. Hem zamandan, hem de ekonomiden tasarruf ama; ilgi görmüyor. Acaba neden? Sorun vatandaştan mı yoksa sistemden mi kaynaklanıyor? Yanıtı, işi gereği İzmit'e gidip - gelen okurumuz Melih Kamil veriyor:
     "İşlemleri tamamlayıp cihazı aldım, köprü geçişleri rahatça yapılabilir hale geldi. Her ne kadar İzmit gişelerinde OGS okuyucusu bulunmadığı için normalin iki katı tahsilat yapılıyor olsa da bunu uygarca yaşamanın bedeli olarak kabullendim. Ne var ki; devletimiz vatandaşını rahata alıştırmamakta kararlı. Ziraat Bankası'ndaki OGS hesabıma yeniden para yatırmam gerektiğinde, bunu aynı bankadaki bir başka hesabımdan havale edebileceğimi düşündüm. Yanılmışım. ATM ile hesaptan hesaba havale olası ama; OGS bunun dışında. Ödemeler ancak mesai saatleri şubeye gidip kuyrukta beklenerek gerçekleşiyor. Dahası bana rastladığı gibi 'bilgisayar bağlantısı kesik' gerekçesiyle boşa da gidebiliyor. Acaba devlet kuyruksuz bir sistem düşünemez mi?.."

Deprem ödülleri

     Kış bastırdı, depremzedeler çadırda. İhtiyaç listesi de hava şartlarına göre değişiyor. Okurumuz Aydın Türkgücü şunu öneriyor:
     "Soğuk ve yağışlı havada özellikle küçük çocukların ihtiyaçları için 'Çarkıfelek, Ya Şundadır Ya Bunda' gibi yarışma programlarında da yardım hattı kurulmalı, bazı malzemeler (bebek ve çocuklar için uyku tulumu, çocuk kabanı, çocuk şemsiyesi, mum ve fener) hediye stantlarına konulmalı. Oradaki eşyalara ihtiyacı olmayan yarışmacıların kazandıkları ödülleri, kendi listelerinin alt, ancak depremzedeler için ilk sırayı alan malzemelerle değiştirmeyi gönülden kabul edeceklerine inanıyorum."

Bu seslere kulak verin

       . Eylül 1998'de Balgat'tan Çayyolu'na taşınırken, kablolu TV aboneliğimizin nakli için Türk Telekom'a başvurduk. Mayıs 1999'da bağlantı yapılacağını bildirdiler. Oturduğumuz 100 daireli Yeşilada Sitesi'nin dört yanından hat geçtiği halde hala bekliyoruz. Özcan OKUMUŞ - Ankara
       . Fatih Zeyrekhane Külliyatı'nın bir bölümü turistlere yönelik restore edilen bir lokanta. Diğer kısmı ise Fatih Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü'ne ait. Ancak yolu berbat. 300 metrelik sokak delik deşik. Belediye kendi söküğünü dikemiyor. İlhan ORHONCU - İstanbul


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr