DAEŞ bitti mi biter mi?

Ortadoğu’da denklemlerin değiştiği bir dönemde DAEŞ lideri Ebubekir el Bağdadi’nin öldürülmesinin hem zamanlama hem de operasyonel açıdan ABD adına çok başarılı bir istihbarat faaliyeti olduğu konusunda hemen herkes hemfikir. Tabii soru işaretleriyle birlikte. Örneğin, Bağdadi’nin Suriye’de kendisine sığınak ararken neden en emniyetli bölge olarak istihbarat servislerinin cirit attığı İdlib’i gördüğü, baskın yapılan yerin Türkiye sınırına yakınlığının özel bir anlamı olup olmadığı ya da YPG/PKK’lıların bu olayla bağlantısı ve hem lideri hem de onun yerine geçecek birinci halefi öldürülen DAEŞ’in yeni tehdit riski gibi... Dolayısıyla, bunlara bağlı olarak da fazlasıyla komplo teorileri var. Dün bu durumu eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanı emekli Kurmay Albay Gürsel Tokmakoğlu’na sordum. Öncelikle de “Bağdadi’yi İdlib’e YPG/PKK’lılar getirdi” iddiasını. Yanıtı şuydu:

“YPG’nin böyle bir gücü yok, bir. İkincisi, YPG’den birileri, örneğin bir iki kişi CIA’nın haber elemanıysa, istihbarat elemanıysa niye olmasın? Üç yüz tane haber elemanın varsa, iki tanesi YPG’liyse mümkündür ama bunu şişirmenin bir manası yoktur. Sahada İdlib’de zaten herkes herkese para veriyor. İdlib’de istihbarat elemanı olmayan yok ki. Buradaki esas soru, Rusya’nın kontrolü altındaki, daha çok istihbarat elemanı bulundurduğu bir noktada ABD böylesi bir başarıyı nasıl elde etti?”

Bağdadi gibi bir terörist istihbaratçıların cirit attığı İdlib’i nasıl emniyetli gördü?

“Onu biz de sorduk kendimize ama onun cevabı yok. Onu bilemeyiz, bu iş istihbarat operasyonu. Trump’ın ilk kelimesi ne oldu? ‘Bu bir istihbarat operasyonudur’ dedi, operasyondur demedi. İkisi arasında kelime çok küçük    bile olsa anlam bakımından boyutu farklıdır.”

Ne gibi?

“Bu hem tespit edilme noktasında böyle hem de bu işin başarılmasıyla ilgili düzeneklerin hazırlanması bakımından öyle. İstihbarat faaliyeti yani. Her şey olabilir. Burada uydurmaya kalkarsak, o kadar çok şey uydururuz ki ama bir tek bileni vardır bunun. O istihbarat örgütü yani CIA bilir bunu, başka kimse bilmez. Nasıl olabileceğini, nasıl yaratıldığını, gerçekleştiğini bir tek onlar bilir. Sonuçta oldu mu oldu.”

Türkiye’ye kaçacaktı iddiaları da var?

“Kaçmazdı çünkü onu koruyan orada, yine el Kaide’nin bir adamıydı. Yanında ona güvence verecek 30 tane koruması vardı. Türkiye’de kim koruyacaktı onu? Terörist kaçabileceği delik varsa gelir oraya.”

Peki ya lideri öldürülen örgütün hepten dağılacağına dönük öngörüler? Olabilir mi? Tokmakoğlu devam ediyor:

“Birileri ayrılır, birileri devam eder çünkü herkesin amacı başka. Örgütün içinde ben bir çıkar grubuyum diyenler çıkarına bakar ya da psikolojik olarak sorunlu olanlar Ahmet gitmiş, Mehmet gelmiş, o vakasına bakar. Yani bu örgüttür bitti, öyle bir şey yok. Ama şu var: DAEŞ eskisi gibi değildir, güç kaybetmiştir. Tekrar güç kazanabilmesi mümkünse DAEŞ adı altında olmaz, başka şekillerde olur.”

DAEŞ’in yeni türevleri çıkabilir yani?

“Çıkabilir ama hemen bugünden adını koyamazsınız. Herkes, istihbarat servisleri bu potansiyeli kullanmak ister. Adını değiştirebilir, parçalayabilir kendine göre kullanabilir. Ama şimdi ortaya çıkmaz kimse. Bağdadi öldü iş bitti değil, şu anda CIA ve Özel Kuvvetler birlikleri operasyona devam ediyor.”

Türkiye açısından risk durumu?

“Dün ne kadar yaratıyorsa ondan daha az yaratır. En son eylemlerini 2015-2016’da gördük. O tarihten bu yana da İçişleri Bakanlığı çok büyük başarılar elde etti. Kökünü kazıdı yani. Şu anda eylem var mı? Yok. Ama terör öyle pisliktir, şimdi gider birisi bir yerde bir şey yapar, ben yaptım der, adı Ahmet’tir, Mehmet yapmış olur. Onlara da pek takılmamak lazım çünkü terör dünyada var; minimize edilir, sıfırlanamaz...”