Emniyetteki FETÖ’nün şifreleri...

Emniyetteki FETÖ temizliği çerçevesinde biri 2 diğeri 7 bin küsur olmak üzere iki dalgada yaklaşık 10 bin polisin teşkilatla ilişiği kesildi. Bu arada da sürpriz bir şekilde İçişleri Bakanı değişti. Bunu kimi metal yorgunluğu kimi de performans kaybı olarak yorumladı. Dolayısıyla da şimdi yeni bir dönem ve bu değişiklikle birlikte emniyetteki FETÖ temizliği konusunda yeni ihraç dalgaları gündemde. Beklenti teşkilatla ilişiği kesilen polis sayısının 30 binleri bulması. O nedenle de teşkilatta ciddi anlamda huzursuzluk var. Çünkü kurunun yanında yaşın da yanması gibi bir durum söz konusu...Dün bu konuyu atılan binlerce polisin sicillerini inceleyen ve ‘şifre sicil numaralarında’ diyen Emniyet-Sen’in yetkilileriyle konuştum. Saptamaları ve önerileri şöyleydi:

- Şu an Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yönetim kademesindeki çok yetkili ve etkili kişilerin tamamına yakını bu yapının üyesi. Belki bir bölümü 17-25 Aralık’tan sonra fikir değiştirmiş, itirafçı olmuş ya da ben bunları çok iyi tanıyorum size yardımcı olayım demiş olabilir ama hepsinin geçmişlerini iyi araştırmak lazım.

- Sicil olarak her dönemden atılan var ama özellikle 2006 ve 1994 mezunlarının tamamına yakınının olması dikkat çekici. 1994 mezunları 1986’da koleje ya da 1990’da akademiye girenler sicilleri de 168 binle başlıyor şu an rütbeleri de üçüncü sınıf emniyet müdürü..İki dalgadaki ihraçlarla teşkilatta bu sicil numarasıyla başlayan pek adam kalmadı. Bu nedenle 1986’daki İçişleri Bakanı ya da Emniyet Genel Müdürü’nü de sorgulamak gerekir...

- 2011 yılındaki komiserlik sınavına girenlerin sicilleri de belli. O sınavda 100 sorudan 98’ini bilen 300 kişi vardı. İtiraz edildi 7 sorunun yanlış olduğu anlaşıldı ve o sorular iptal edildi. Dolayısıyla da bu 300 kişinin iptal edilen soruları dahi doğru cevapladığı ortaya çıktı. O günlerde buna tepki gösterenlerde ‘ekmeğinle oynarız, ihraç ederiz’ tehditleriyle karşı karşıya kaldı.

- Bugün operasyon yapılan kişiler daha düne kadar birbirlerine abi-kardeş diyen aynı kolejden aynı akademiden mezun olmuş onların lafıyla ‘kolejli ruhuyla’ hareket eden insanlar. Şimdi bunlara arkadaşın ya da yanındaki yardımcın var ya o FETÖ’cü ona gözaltı işlemi yap diyorsun ne kadar sağlıklı yapar?

Kaç kişiyi sakladı acaba...

Yurt dışı yasağına itiraz yok ama...

Yurtdışına çıkış yapmak isteyenlerden darbe girişimi sonrasında birçok belge isteniyor. Bunların başında da çalışanların kurumlarından alacakları ‘ıslak imzalı’, ‘yurtdışında çıkmasına engel yoktur’ belgesi var. Yeşil pasaportlular için de havalimanlarında özel inceleme yapılıyor. Amaç ahtapot gibi ülkeyi saran FETÖ’cülerin yurtdışına kaçmalarını engellemek. Buna kimsenin itirazı yok, olamazda. Tabi bu uygulama insanları bıktıracak, iş yapamaz, dolayısıyla da ülkenin çıkarlarını olumsuz etkileyecek noktaya gelmediği sürece. Bunu özellikle vurguluyorum çünkü bu yönde ciddi sıkıntılar söz konusu, özellikle de bir çok uluslararası toplantılara çağrılan akademisyenler açısından... Örneğin Türkiye’yi bugüne kadar bir çok uluslararası platformda temsil eden, bu nedenle de sık sık yurt dışına çıkan bir akademisyen şöyle yakındı: “Öyle bir prosedür var ki; beş aşamada izin alıyorsun. Önce ana bilim dalı başkanı ‘yurt dışına çıkmasında sakınca yoktur toplantı önemlidir’ diye yazı veriyor. Sonra bölüm başkanı aynı şeyi söylüyor. Ardından fakülte yönetim kurulu karar alıyor ve personel bölümü inceleme yapıyor. En sonunda da rektör ıslak imzalı bir yazı veriyor. Ancak öyle yurt dışına çıkabiliyoruz ve bu inanılmaz akademik atlamalara neden oluyor,kimsede bunun farkında değil. Mesela geçen hafta Türkiye’yi temsilen BM toplantısına katıldım. Bu hafta da aynı konuyla ilgili bir başka ülkede toplantı var ama izin prosedürünü yetiştirme olanağı olmadığı için gidemiyorum.”

Bunun ülkenin çıkarları açısından binilen dalı kesmek anlamına geldiğini belirten akademisyenin çözüm önerisi de şuydu: “Doğal olarak şöyle bir endişe var, diyorlar ki kaçanlar var tamam olabilir. Ama en azından şunu yapabilirler. Ben çıktım geri döndüm bu zaten net biçimde gösteriyor ki kaçma derdim olsaydı dönmezdim. Bu durumda 15 Temmuz’dan sonra yurt dışına bir kez çıkıp dönmüş olanların prosedürleri kaldırılamaz mı ya da esnetilemez mi?”

Gerçekten de bu Türkiye’nin çıkarlarını savunma ve dışarıdaki imajını zedelemesi açısından sıkıntılı bir durum. O nedenle de gözden geçirilmesinde yarar var. Hem de ivedilikle...

- Yavuz Sultan Selim Köprüsü hizmete açıldığı günden itibaren Uskumruköy-Zekeriyaköy Bölgesi yaşanılmaz hale geldi. Yeni otoyolun üzerindeki 16 numaralı viyadükten gelen korkunç araç gürültüsü, daha önce cennet tabir edilebilecek bölgeyi tam bir cehenneme çevirdi. Özellikle rüzgarın Karadeniz üzerinden geldiği dönemlerde ki çoğunlukla bölgedeki hakim rüzgarlar bu yöndedir, evlerin penceresini açmak imkansız. En kısa süre içerisinde Uskumruköy viyadüğünün olduğu bölgeye ses bariyeri yapılmasını ilgililerden beklemekteyiz

- Uskumruköy sakinleri

DİĞER YENİ YAZILAR