Bu ülke için canını veren ya da kolunu, bacağını, gözünü yitiren binlerce “kahraman” var. Tabii bir de onların aileleri. Çünkü şehit aileleri, oğullarıyla birlikte ölüyor ve canlı canlı mezara giriyor adeta. Gaziler ve onların ebeveynleri de daha önce aşina olmadıkları zorlu bir hayatın içinde buluyorlar kendilerini. Örneğin, bacakları protez olan bir gaziyi düşünün. Gece tuvalet ihtiyacı olduğunda protezlerini tek tek takıyor, ihtiyacını giderdikten sonra da aynı işlemi tekrar yapıp yatıyor. Ellerini kaybeden bir başka gazi ise çorbasını kâseyi bileklerinin arasına alarak, bardaktan su içer gibi içebiliyor. Ya da protez gözünü belirli bir süre kullandıktan sonra çıkarıp suda bekletmesi gereken bir başka gazi, çocuğu görmesin diye kendisini evde odaya kilitliyor... 

Bunlar, insanın içini acıtan ve maddi olarak asla karşılığı bulunmayan Türkiye gerçekleri. Dolayısıyla da toplumu ayağa kaldıran, Ankara’nın göbeğindeki 2 Güneydoğu gazisi ve ailelerinin darp edilmesi sıradan adli bir vaka gibi geçiştirilecek türden değil. Nitekim gelişmeler de o yönde; üç bakanlık müdahil oldu, savcı da terör bağlantısı olup olmadığını soruşturuyor. Dahası, çok sayıda gazi de bireysel olarak şikâyetçi olmak istiyor. Ki dün konuştuğum Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen’e göre, eğer bütün gazilere yönelik bir küfür, hakaret varsa bu mümkün. Hatta bilinçli bir şekilde yapmışlarsa vatandaşın da şikâyet etme hakkı var. Ancak tüm bunlar bu kahramanları koruyup kollamak için hâlâ özel bir yasamız olmadığı ayıbını örtmüyor. Örneğin, ABD’de ‘mor kalp’ diye bir madalya var, gazi onu taktığı zaman tüm devlet, halk, polis onu gördüğünde selam veriyor, VIP yani. Bizde ise değil böyle bir ayrıcalık, tam aksi bir durum söz konusu. Yaşanan son örnek de bunun açık kanıtı. O nedenle de toplumun ortak beklentisi saldırganların en ağır şekilde cezalandırılmaları. Hem de ivedilikle. Niyesini ve hukuksal açıdan mümkünlüğünü Prof. Şen özetliyor:
“Burada kasten yaralamanın nitelikli hali vardır, şikâyete bağlı değildir, hakaret vardır, tehdit vardır. Şahıslar hunharca saiklerini ortaya koymaktadırlar; en ağır şekilde cezalandırılmaları gerekir. Bunların yargılamaları hızlı olmalıdır.”
Bir an önce yargılama bitirilmeli yani?
“Bir an önce. Türkiye’nin en önemli sorunu bu, geç gelen adalet değil çünkü toplum hafıza itibarıyla o kadar canlı tutamıyor. Bu toplumda infial oluşmuş mu, oluşmuş; deliller net mi, net. Yakalanmışlar mı, tutuklanmışlar, tutuklanmamışlar. Suçüstü deliller var, hemen bir ay iki ay içinde vereceksin duruşmasını, hekim raporlarını toplayacaksın, ifadeleri alacaksın, koyacaksın kenara. Bu demek değil ki şahsa savunma hakkı vermeyelim. Ver ama bir yıl iki yıl sürdürme. Ki adalet yerini bulsun, caydırıcılığı olsun.”
Tabii bunlar beklentilerin yargı ayağı, bunun bir de siyasileri ilgilendiren boyutu var. O da vatanı için canlarını ortaya koyan bu kahramanları ve ailelerini korumak, onları toplumda mağdur etmemek için derli toplu yeni bir yasa çıkartmak. Yoksa her olaydan sonra esip gürlemek ve topu yargıya atmak değil...