Hastanedeki Susurluk (2)

Tunca BENGİN



YASİN Dikilitaş'ın öldürülmesi Ankara'nın dikkatini, nihayet skandallarla sarsılan Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin üzerine çekti. İki müfettiş harıl harıl olayın boyutlarını araştırıyor, personeli sorguluyor. Tabii; kirli çamaşırlar da birer birer ortaya dökülüyor.
Doğrusu da bu...
Çünkü; ilk günde dediğimiz gibi, Yasin Dikilitaş'ın ölümü basit bir otopark kavgası diye geçiştirilemez. Bu sadece aysbergin su üstünde kalanı. Asıl kirlilik, pislik, dibinde. Aslında rezilliğe dur demenin zamanı çoktan geldi de geçti bile. Umarım bu kez sonuç alınır.
Gelelim Kartal'la ilgili yeni iddialara:
Bugün aktaracaklarım göz klinikleriyle ilgili... İddiaların sahibi Doç. Dr. Nazan Baykan, Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi'nde halen şef yardımcısı olarak görev yapıyor. Sağlık eski bakanlarından Necmi Ayanoğlu'nun yeğeni. Eşi de kendisi gibi doktor; Şişli Etfal Hastanesi Cerrahi Kliğini Şefi Doç. Dr. Adil Baykan...

Dolarlar havaya gitti

Nazan Hanım, gazeteyi görür görmez telefona sarılmış. İlk sözü hastane ile ilgili iddiaların eksikliği oldu. Ardından da "Aslında dinamitlenecek bir yer" diyerek başladı anlatmaya:
"l. Göz Kliniği'nde çalışıyordum. Ömer Bey, aynı zamanda doktor eşimin sınıf arkadaşı olur. Asistanlar hastalara lens takıyor, karşılığında para alıp fatura kesiyorlardı."
"Bundan doğal ne olabilir ki" demeye kalmadan yanıtı geldi:
"Ömer Bey'in o dönem uzmanı Mehmed Bahadır isimli biriydi. Onunla birlikte Bağdat Caddesi'nde DGL diye bir merkez açtılar. Toplanan parayla lazer cihazı alınacağı söylendi. Sonra, bir gün kullandığımız lenslerin markası değişti. Lazer almaktan vazgeçtiklerini söylediler. İyi de havuzda biriken para ne oldu? O günün rakamlarıyla 5 bin dolar civarındaydı. Hoca, 'Herif parayı iade etmiyor' deyip işin içinden çıktı. Üstelik hastane adına fatura kesilmesi de yasal değil."

Sırada vitoktami cihazı

Her gün gelişen teknoloji nedeniyle eksik biter mi? Tabii ki hayır.
Kartal'da da öyle olmuş. Nazan Hanım, lazerin ardından vitoktami adlı cihaz için para toplanmaya başlandığını belirterek, konuşmasını sürdürdü:
"40 bin dolarlık bir cihaz. Hasta para verdi, ama cihazı hiçbir zaman görmedi. Cihazın kime ait olduğunu sordum, Mehmet Bahadır'ın üzerine kayıtlı çıktı. Bütün bunları başhekime bildirdim."

Başhekimi dinlemediler

Görünen o ki; Nazan Hanım her kapıyı zorlamış ama nafile. Başhekim tarafından yapılan uyarılar dahi çarkı durdurmaya yetmemiş. Gelişmeleri yine Nazan Hanım'dan dinleyelim:
"Ömer Bey'e tepkimi gösterdim. 'Ben 40 bin dolarlık alet aldım. Lens takmazsam evimi satmak zorunda kalırım' diye çıkıştı. 1996'da ameliyat için 40 milyon lira ödemek zorunda kalan tıp öğrencisi dahi şikayetinden sonuç alamadı."
İddiaları ürkütücü. Nazan Hanım'a göre tek çözüm siyasilerin hastaneden elini çekmesi...
Şimdiyse sıkı durun.
Doç. Baykan'ın suçladığı Ömer Kamil Doğan, hiç de yabancı değil. Alaattin Çakıcı Fransa'da yakalandığında üzerinden çıkan yeşil pasaport Prof. Doğan'a aitti. Profesör 19 Ekim 1998 tarihli açıkmalarında pasaportunun çalındığını söylemişti.
Dün Prof. Doğan'la da görüştük. Pasaportla ilgili sözlerini yineledi, hatta çalan kişinin bulunmasına rağmen polisi üzerine gitmemekle eleştirdi. Nazan Hanım'ın iddialarıyla ilgili olarak ise "O konu çoktan kapandı, zaten o hanım da klinik vaka" demekle yetindi.

Gelelim sorulara

. Alaattin Çakıcı'nın ihaleye giren müteahhit ve medikal kuruluşlarla bağlantısı var mı?
. Prof. Doğan'ın torpili olduğu öne sürülen Şavşatlı hemşerisi bakan kim? Profesörün pasaportunun Şavşatlılar gecesinde çalınması tesadüf mü?
. Yemek ve temizlik işlerini hangi firma yürütüyor? Firma sahipleri arasında, hastaneyle bağı olan kim?
. Hangi doktor, hangi eczane ile çalışıyor? 10 yıldır eczacı kalfalığı yapan Yasin Dikilitaş gibi kaç genç var?
. Başhekim atamalarında siyasilerin etkisi oluyor mu?



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr