İdlib’de ‘gizli’ tehdit

Eklenme Tarihi08.10.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi08.10.2018 - 0:47
Türkiye’nin Rusya ile İdlib konusunda yaptığı anlaşma sadece insani bir felaketi önlemedi, aynı zamanda sınırlarımıza ve Avrupa’ya doğru olası bir göç dalgasını da engelledi. Tabii silahsızlandırılmış bölge oluşturulup, terörist grupların bu hattan uzaklaştırılması kaydıyla... Ki anlaşmada öngörülen sürenin(15 ekim) dolmasına bir hafta kala o yönde de önemli gelişmeler söz konusu. Yani teröristler cephe hattından ağır silahlarını çekiyor ve silahsızlandırılmış bölge oluşuyor ama yine de tedirginlik var. Özellikle de bölgeden çekilen teröristlerin nereye gittikleri ve CIA, MOSSAD, MI6,Fransız, Alman, Suudi Arabistan istihbarat servislerinin güdümündeki bazı terörist grupların manipüle edilme olasılığı açısından...Evet ABD Başkanı Trump da Soçi mutabakatıyla İdlib’de büyük bir insani krizin önüne geçildiğini kabullendi ve “Türkiye harika bir iş çıkardı” dedi ama bu sözlerin samimilik kat sayısı oldukça düşük... Çünkü ABD ve yandaşları gerçekte Suriye’de barış değil karışıklık, kaos istiyor. Dolayısıyla da çözüm formüllerinin önünü tıkamak ya da daha sonra Türkiye’yi zora sokmak adına “derin” müdahalelerle güdümündeki cihatçı teröristleri tetikleme olasılığı yüksek. Nasılını emekli tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu anlatıyor:

“Çekilen teröristler büyük olasılıkla silahsızlandırılmış bölgenin kuzeyine, yani İdlib’in içerlerinde kendi bölgelerine geçiyorlar. Kıyafetlerini değiştirip, saç sakal traşı olup sivil halkın arasına katılıyorlar. Ya da Afrin veya El Bab gibi bölgelerde Türkiye’nin kabul ettiği şekilde size burada bir yer verelim gibi geçebilirler. Ama şunu unutmamak lazım bunlar terör örgütü ve El Kaide motifli yapılar yani bunların ıslah olması pek böyle mümkün görünen bir olay değil. O nedenle de nerede kalırlarsa kalsınlar gelecekte Türkiye’ye tehdit olacak.”

Nasıl yani?

“Bu terör örgütleri parayla besleniyor. Bugün siz 100 dolar verin sizin adınıza çatışır yarın 120 dolar veren biri çıkarsa onun adına çatışır. Bunların meslekleri bu. Dolayısıyla Türkiye’nin düşmanı olan Türkiye’yi bölmek teşebbüsünde bulunan küresel güçlerin bunları yarın öbürgün Türkiye’ye karşı kullanmayacaklarının bir garantisi yok. Terör küresel stratejinin topuzudur. ABD zaten DAEŞ’i, kendisi kurdu. El Kaide’yi de Afganistan’da kendisi kurmuştu belgeleri var. Şimdi ABD’nin hedefinde İran’dan sonra eğer Türkiye varsa ki ben bunu böyle değerlendiriyorum. Bu durumda ABD’nin kendisi için çok ucuz ve çok az maliyetli El Kaide, DAEŞ, El Nusra motifli terör örgütlerini yarın öbür gün PKK bölücü terör örgütüyle beraber Türkiye’de kullanmayacaklarını kimse garanti edemez. Hatta Türkiye ile arası bozulan Türkiye’den intikam isteyen herhangi bir devlet de kullanabilir bu gibi cihatçı teröristleri...”

Özetle; Türkiye yine çok zor bir görev üstlendi. Bir tarafta bölgeden temizlenmesi, silah bırakması gereken teröristler var ve onların birçoğu da ABD’nin güdümünde. Diğer tarafta ise onları yok etmek isteyen ama Türkiye’nin isteğiyle ikna yolunu kabul eden Rusya var. Tabii o da gelişmelere bağlı olmak kaydıyla. Dolayısıyla, başa dönme riski de söz konusu. Yani her ülkenin çıkarları bağlamında bölgede çok yönlü provokasyon olasılığı oldukça fazla...