Kurtköy'e tepki

Kurtköy'e tepki


     Trilyonlar harcanarak Pendik - Kurtköy'e yapılan havalimanına THY'nin gelmek istemediğini duyurmuştuk. Ulusal havayolumuz 'Belki başka bahara' diye konuyu geçiştiriyordu. Sonuçta ağustos ayında hizmete girecek alana; hangi uçağın ineceği belli değildi. Bu duruma Ankara'dan ses çıkmadı ama; vatandaştan büyük tepki var. İşte bir örnek:
     "Anadolu yakasında en az beş milyon insan yaşıyor. Ankara'ya gitmek için sabahın köründe evlerimizden çıkıyoruz. Akşam dönüşte 45 dakikalık uçuşun ardından eve ulaşmak için 2 saatimiz yolda geçiyor. Herkes günü birlik seyahat için arabasını alamaz. Hele İzmir - Adana için... Sanırım; THY yetkilileri Yeşilköy tarafında oturduklarından Kurtköy tercihleri olmuyor. Tok açın halinden anlamaz. - Mete BİNARK"

Cim Bom'a toplu terapi

     GALATASARAY - Leeds United maçının önemi tüm Türkiye'ce malum. O nedenle ahkam kesmeye gerek yok. Ama; bir haftadır süren soğuk savaş üzerine var. Öyle bir hava yaratıldı ki; Cim Bom sanki maça değil, savaşa gidiyor. Futbolcuların psikolojik durumunu düşünün... İşte İngiliz'in istediği de bu. Defin için bekletilen cenazeler, maça taraftar almama kararı, güvence kuşkusu; hepsi kurulan tezgahın bir parçası... Allah'tan Fatih Hoca durumun farkında. Başından beri çocukların dünyayla bağlantısını kesmeye çabalıyor...
     İngilizlerin çok akıllı bir politika güttüğünü söyleyen Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Arif Verimli, şöyle diyor:
     "Türk taraftar alınsaydı satılacak bilet 1800 civarındaydı. 40 bin kişilik statta bu sayının ne kıymeti var? Yapacakları tezahürat futbolcularımız üzerinde olumlu hava yaratmaz. Dolayısıyla seyircisiz oynamakla seyircili oynamak arasında objektif anlamda fark yok. Ama sokulmamaları olumsuz hava yaratılmasında büyük etken..."
     Önceleri sessiz kalan devletin sonradan abarttığını belirten Verimli, 'İngilizlerin kazdığı kuyuya düştük. Futbolcuların düşünmediklerini akıllarına soktuk. Daha soğukkanlı olmakta yarar vardı' görüşünde...

Peki ne yapmalı?

     Verimli, maç öncesi toplu terapi öneriyor. Dış dünyayla bağlantıyı kesmenin insanın elinde olduğunu belirterek, şunları söylüyor:
     "Bunun için 15 dakikalık bir gevşeme egzersizi yeter. Toplu olarak maç öncesinde futbolcular gözlerini kapatarak 'kendimi seslere kapattım, işitme organımı kapattım' diye mırıldanmalı. İradi anlamda beyin bunu yapıyor. Örneğin namaz kılarken insan dıştan gelen hiçbir şeye tepki göstermiyor. Kapı açılsa, biri bağırsa, önünden araba geçse fark etmiyor. İşte böyle bir konsantrasyon gerekiyor..."
       Ya ekran başındakiler?
     "Kalbi olan seyretmesin..."
       Güle güle Cim Bom... Bilesin, yalnız değilsin...

Dünyayı kurtaralım

     Dünya Günü 2000 kutlamaları 22 Nisan'da... 180 ülkede 4500 kuruluş ve yarım milyar dünyalı 'Temiz Enerji. Şimdi!' diye haykıracak. Türkiye'de de bu işin koordinatörlüğünü Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) yürütüyor.
     Hareket ilk kez 1970'te 'Kim demiş dünyayı değiştiremezsiniz diye? Bir tek insan bile dünyayı değiştirebilir' sloganıyla yola çıktı. Tek bir insana eyvallah ama; tek bir günle dünyayı kurtarmak zor...
       Neyse hareketin şimdiki amacı; çevresel tahribat, global ısı artışı ve mevsimlerdeki değişikliklerin yeni binyılı kötü etkilemesini engellemek. Buna yönelik çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Örneğin; 'Çevreyi Kirleten Kuruluşları Protesto Sloganları', 'Atık Malzemelerden Elişi', 'Dünya Günü 2000 Şarkı' yarışmaları gibi... ÇEKÜL ülkemizde 200'ün üzerinde kurum ve kuruluşun etkinliklere katılacağını belirtiyor.
     Özetle yine çevreyi kirleten atıklar toplanacak, kirletenler kınanacak. Tabii yine tek bir gün!..


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr