MİT’in MOSSAD’ı kıskandıran başarısı

Günlerdir “Beşte-pe’ye giden CHP’li” iddiasıyla başlayan gazetecilik etiği dersleri ve karşılıklı siyasi kumpas senaryolarına odaklandık… Dün itibarıyla geldiğimiz noktada ise İnce’nin sert çıkışıyla kumpas açısından oklar CHP genel merkezine yönelmiş durumda... Dolayısıyla ülkede bir yanda nerede, nasıl sonlanacağı flu, dipsiz bir tartışma, diğer yanda da başta terörle mücadele olmak üzere sorunlar ve çözümlere dönük “gerçek” gündem gibi iki farklı görüntü söz konusu. Nitekim dün siyasi arenada “kumpas” tartışmaları sürerken Savunma ve İçişleri bakanlıklarından teröristlere yönelik operasyonlarla ilgili peş peşe gelen açıklamalarla da bunun en somut örneğini yaşadık. O nedenle de “gerçek” gündeme odaklanmak da yarar var. Öncelikle de terörle mücadeleye...

Şöyle ki;
PKK/PYD/YPG,DAEŞ ile FETÖ’ye peş peşe indirilen ağır darbeler Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığının yanı sıra imkân ve kabiliyetini de çok net ortaya koydu, koyuyor. Özellikle de istihbarat açısından. Çünkü terörle, teröristle mücadele başarı güvenlik güçlerinin donanımı ve kullanılan teknoloji kadar doğrudan istihbaratın etkinliğiyle de bağlantılı bir durum. Yani caydırıcılık açısından var olan vurucu güçle birlikte güvenilir, net bilgi elde etmek ve doğru ya da nokta hedeflere yönlendirmek de gerekiyor. Ki bu bağlamda hem teknik yetersizlik hem de teşkilat bünyesindeki FETÖ’cü hainlerden kaynaklanan geçmişte yaşanmış kötü örnekler de var. Dolayısıyla da son dönemlerde yakalanan, etkisiz hale getirilen terörist sayılarına baktığımızda şu anda istihbarat olarak Türkiye’nin çok önemli bir yerde olduğu çok açık.

Nedenlerini Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin, özetliyor:

“Bu işin iki, üç boyutu var. Birisi İHA, SİHA’lar başta olmak üzere teknolojiyi kullanıyoruz, ikincisi MİT bölgede insan istihbaratı olarak yerleşmiş vaziyette. Yani kurduğu teşkilat vasıtasıyla yerel unsurlardan haberler alıyor ve o haberleri size aktarıyor… Ya da bir başka yerden haber geldiği zaman da onlar teyit ediyorlar. Bu iki önemli gelişme Türkiye’nin önünü açtı. Bir de yurt dışı ve içinde çeşitli renklerdeki arananlar listelerinde yer alanların takibi var. Yani MİT belli hedefler üzerine de yoğunlaşmış vaziyette. O nedenle de hem insan istihbaratı hem teknoloji kritik önemde. Çünkü eskiden bir kaç tane olan İHA’lar şimdi çok sayıda, böyle olduğu için de 24 saat aralıksız gözetleme imkânı veriyor. Tabi bu arada Türkiye çok kısa zamanda profesyonel birlikler de oluşturdu. Ve bunların hepsi hibrit savaşa göre biçimlendirilmiş durumda. Yani hem özel harekât hem de klasik harekât yapabiliyorlar.”

Teknoloji açısından İsrail çok iyi bilinir?

“Doğru, bu konuda İsrail çok önemliydi. Şu an teknoloji konusunda İsrail’i yakaladık özellikle İHA’lar konusunda. İnsan istihbaratı konusunda da MOSSAD’ı falan yakaladığımızı hatta geçtiğimizi değerlendiriyorum. Yani insan istihbaratı konusunda da bölgede MİT en az MOSSAD kadar, İngiliz istihbaratı MI6 kadar iyi.”

MİT, MOSSAD kadar etkili anlamında mı?

“En az onun kadar etkili. Belki daha fazlası vardır eksiği yoktur. Son yaptıkları operasyonlara, elde edilen başarılara baktığımız zaman sadece PKK üzerinde değil, DAEŞ, El Kaide vs. radikal gruplara baktığımızda onlarla ilgili çalışmaları da var. Türkiye içerisinde de 4 milyon sığınmacıyı bir şekilde bazı istihbarat örgütleri yönlendirmesin diye kontrol ediyorlar. Türkiye dışındaki soydaşlarımızın ya da vatandaşlarımızın bulunduğu yerlerde yabancı istihbarat örgütleri tarafından etki altına alınmasını engellemeye dönük çalışmaları da var. Dolayısıyla istihbarat açısından çok önemli bir noktaya geldik diye değerlendiriyorum…”

Bu durum CIA ve MOSSAD’ı rahatsız etmiyor mu?

“Etmez olur mu? Ediyor tabi ama şu da var sahada her zaman istihbarat örgütleri arasında işbirliği olur. Tabi bu Türk istihbaratının başarısının MOSSAD ve CIA’yı rahatsız ettiği gerçeğini değiştirmiyor. Onun için onlarda bizim bölgemizde adamlar kullanıyorlar. Mesela Suriye Milli Ordusu’nun arasında, İdlib’de El Nusra’nın içerisinde bunların kullandığı adamlar vardır. Zaman zaman provokasyon da yapıyorlar. Bu açık, bu konuyu tartışmak bile abes...”.