Mobbing davası açan doçente sürgün

Kırklareli Üniversitesi Lüleburgaz Meslek Yüksek Okulu’nda yaşadığı baskılara dayanamayarak mobbing davası açan Yrd. Doç. Dr. Süreyya Hancı Musalli, önce Kimya Bölüm Başkanlığı’ndan oldu, sonra da kimya dersi bile bulunmayan Vize Meslek Yüksek Okulu’nda görevlendirildi. (15 Mayıs 2013). ”Dönem ortası, Lüleburgaz’daki öğrencilere yazık” deyince de “Haftanın iki günü Vize’ye git, 3 gün Lüleburgaz’da ol”denildi.(16 Mayıs 2013)
Ev Lüleburgaz’da. Kendisi gibi akademisyen olan eşi her gün 60 kilometre yol kat edip Kırklareli’ne gidiyor. Görevlendirmenin yapıldığı Vize ise Lüleburgaz’a 55 kilometre uzaklıkta. Üstelik de ters istikamette. Bu da mobbingin aile boyu.
Aynı il kapsamındaki görevlendirme nedeniyle ertesi gün göreve başlamak zorunda kalan Musalli’nin karşılaştığı durum daha da vahim. Boş bir oda ve “Hocam buraya sürgün geldiniz, umarım diğer okuldaki davranışları burada göstermezsiniz” diye karşılayan bir müdür. Kimi kime şikayet edeceksin.

Okuldaki para makinesi
Mobbing ile Mücadele Derneği Genel Başkanı Hüseyin Gün’ün verdiği bilgiye göre sürgünle noktalanan süreç 2010 yılında başlıyor. Nedeni, idealist bölüm başkanının, çay, tost parası bulamayan öğrencilerden bağış adı altında para toplanmasına karşı çıkması, keyfi olarak yapılan ders programı ve torpilli hocalık düzenine çomak sokması. Sonrası yıllar süren psikolojik baskı ve disiplin soruşturmalarıyla yıldırma taktikleri.
Pskolojik tacizlere dayanamayarak Ekim 2012’de Edirne İdare Mahkemesi’nde dava açan Musalli, Rektörlük, YÖK ve başbakanlığa yaptığı başvurulardan sonuç alamayınca Mart 2013’te okuldaki yolsuzluk ve usulsüzlüklere yönelik Lüleburgaz Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş. 40 sayfalık başvurudaki iddialardan bazıları şöyle:

-Yasal düzenlemede yer almamasına rağmen öğrencilerden Üniversite Geliştirme ve Yaşatma Derneği’ne bağış, staj ücreti adı altında para alınıyor. Kimlik kartları ve bandroller para ile veriliyor.
- Kimlik kartı yanında olmayan öğrenciler için, para karşılığı bir kerelik belge düzenleyen makinedeki paranın hesabını kimse bilmiyor.
- Okulda para karşılığında öğrencileri derslerden geçiren hocalar bulunuyor.
- Ders saatini (12 saat) dolduramayan kadrolu öğretim görevlileri bulunduğu halde, yönetici yakınlarına dışarıdan ders verdiriliyor. Yapılmayan dersler yapıldı gösteriliyor.
- Siyasi parti mitingine katılacağını söyleyen öğretim görevlileri derslere girmiyor.
- Kimya laboratuvarında öğrenci deneylerinde çıkan yangınlar defalarca yönetime iletilmesine rağmen önlem alınmıyor.”
Savcılık ne mi yapmış? Nisan 2013’te görevsizlik kararı vermiş, suçlanan okul yönetimine dosyayı göndererek “bunları sen araştır” demiş. Sonrasını girişte yazdık, sürgün...

Örnek cezaevinin örnek kriterleri!
Adalet Bakanlığı, Şakran Çocuk ve Gençlik Cezaevi’ndeki tutuklu ve hükümlülerin maruz kaldığı cinsel şiddet ve tecavüz iddialarını yalanladı. Hatta, sözü edilen yerin kısa süre önce TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyelerince ziyaret edildiğini ve örnek cezaevi olarak değerlendirildiğini açıkladı. Garip, geçen yıl, yine bu günlerde İzmir Aliağa Şakran Ceza ve İnfaz Kurumları Kampusu’nda bulunan “Kadın Cezaevi”yle ilgili iddialar gündemdeydi. iHD’nin 22 Mayıs 2012 tarihli raporunda kadın tutuklular şöyle diyordu:
“Cezaevine girişte normal bir aramayı tabii ki kabul ediyorduk. Ama bize dayatılan onur kırıcı ve taciz içeren bir aramaydı. 6-7 kadın gardiyan gülerek ‘girişe hazır mısınız’ diyerek kıyafetlerimizi zorla çıkarmaya başladı. Bir çoğumuzun kıyafetleri yırtıldı. Saçlarımız çekildi, yerlere yatırıldık. Pantolonlarımız ve iç çamaşırlarımız zorla çıkarıldı. Sonunda hepimiz çırılçıplak kaldık. Kadın gardiyanlar bizi o şekilde bırakıp, kapıyı da açık bırakmak suretiyle dışarı çıktılar. Aralık kapıdan askerlerin bize baktıklarını gördük. Yaşadığımız cinsel taciz hepimizi çok etkiledi. Yaşadıklarımız nedeniyle suç duyurusunda bulunduk.”
Örnek Cezaevi’ndeki bu uygulamalar ve yapanlar hakkında örnek bir ceza verilmiş olabilir mi?