Sağlık yoğun bakımda

Sağlık yoğun bakımda


     Devlet hastaneleri ve sağlık ocaklarında sistem bir türlü rayına oturamıyor. Gereksiz harcama, israf, adam kayırma, nüfuz kullanma ne ararsan var. Kuyruklar, hastadan para talebi de cabası... SSK hastanelerinin durumunu anlatmaya gerek dahi yok. Bıçak parası adı altında avanta vermeyen sigortalı, hastaneye dahi yatamıyor. Doktor yokluğundan kapısına kilit vuran bölümler dahi mevcut. Sözüm ona sosyal devlet!!! Garibana sağlık hizmeti lafta parasız ama; paralı. Aynen eğitimde olduğu gibi...
     İzmir - Karşıyakalı okurumuz M. Ali Akdeniz'in sesine kulak verelim:
     "İzmir'deki sağlık ocaklarında vatandaşlardan ücret alınıyor. İlgililer nedenini, hükümetin ödenek vermemesine bağlıyor. Bazı sağlık ocaklarına bakıyorsunuz, lüks, israf almış başını gitmiş, bazılarında doktor - hemşire yok. Bu nasıl bir çelişki. Bütün dünyada sağlık hizmetleri ücretsiz, bizde ise ekonomik sıkıntılar içinde çırpınan, memur, işçi, emekli çaresiz... Sayın Bakanımız Osman Durmuş'un kulakları çınlasın..."
     Yoksa bu paralar, otomasyona geçmeyi planlayan bakanlığın bilgisayarları için mi?..
     Sırada Bodrum Devlet Hastanesi var. Ankara'nın dikkatine bize ulaşan iddiaları aktaralım:
     "Mesai saatleri içinde özel hastanelerde ameliyat yapan doktorlar kimler? Ameliyathane için strelizasyon cihazı, ortopedi malzemeleri alınan medikal şirketlerle hastane personelinin ilgisi var mı? Hastanede üroloji sistokopi cihazı olmasına karşın, hastalar özel sağlık merkezlerine yönlendiriliyor mu? Okul değişikliği için verilen heyet raporlarında artış oldu mu? Rapor alıp da özel hastanelerde çalışan sağlık görevlileri var mı?.."

Sarhoş katiller

     Radikal önlemler alınmadıkça yollarda akan kan kesilmez. Adam kafayı çekip direksiyona oturuyor, onlarca insan öldürüyor ama; kaza deyip sıyırıyor. Sıkıysa aynı haltı Avrupa ya da ABD'de yesin. Adamın iflahını keserler. Biz ise hala milletvekillerimizin keyfini bekliyoruz. Yeni tasarı yeni yasama döneminde gündeme gelecek, tartışılacak ve çıkacak!... Cek, cek, cak... ABD'den yazan okurumuz Erol Ayvaz bakın ne diyor:
     "Burada sarhoş araba kullananlara karşı çok etkili bir kuruluş var: Anneler Cemiyeti... Bu cemiyetin çekirdeği alkollü trafik kazalarında çocuklarını yitirmiş ya da çocukları sakat kalmış kişilerden oluşuyor. Bu cemiyet topladığı bağışlar ile tuttuğu avukatların yardım ve desteğinde savcıyla beraber çalışıyor. Sarhoş araba kazası yapan ya da sarhoş araba kullanmaktan ikinci kez yakalananlara yasanın öngördüğü azami cezanın verilmesini sağlıyor. Politik nüfusunuz olsa bile bu cemiyetin eline düşerseniz, hiç fayda etmiyor. Basın aracılığıyla adamı rezil ediyorlar ve ceza yemeseniz bile en azından evinizi satıp avukatlara yediriyorsunuz. Bu işte de kadınların kontrolü şart."
     Muhteşem Girmen adlı okurumuz da sürücü kurslarına değiniyor ve 'Kursların, mezun ettikleri sürücülerin iki yıl boyunca sebep olduğu trafik kazalarından sorumlu tutulmalarını' öneriyor. Böylece denetim altına gireceklerini savunuyor.

Ev var yol yok

     FP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi konut üretip pazarlama konusunda iddialı. Yan kuruluş KİPTAŞ A. Ş. yaptıkları konutları yere göğe koyamıyor ama; oturanlar böyle düşünmüyor. Lüks ev adı altında pazarlanan Zekeriyaköy Başak Konutları sakinleri şöyle diyor:
     "Dairelerimiz bir sene gecikme ve büyük eksiklerle teslim edildi. Sınırımızı belli eden çit yapılmadı. Lüks konut olarak gösterilen site çevresi aylardır Kiptaş müteahhitlerinden kalan inşaat artığı molozlar ve çöp yığınlarıyla dolu. Yolumuz toprak, yağmurda kullanılamaz halde. Belediye Acarlar Sitesi'ne giden yolu asfaltladı, kendi yaptığını unuttu. Dairelerin ısınma sorunu çözülemedi. Doğalgaz denildi, LPG sistemi dahi kurulmadı."

     NOT: İki yıldır soluksuz yazıyoruz. Artık tatil vakti. Bir hafta yokuz. İzninizle...


Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr