Seçim değil çok bilinmeyenli denklem

Eklenme Tarihi23.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi23.03.2019 - 8:15

İttifaklı ilk yerel seçimdeki son düzlükte meydanlarda, ekranlarda vatandaşın günlük yaşamına dönük projelerden çok, ülkenin makro meseleleri konuşuluyor, tartışılıyor. Yani yerel değil genel seçim havasında bir diyalog söz konusu. Dolayısıyla da liderler daha ön planda. Tabii her zamanki sert üslup ve polemikleriyle. Evet, İstanbul, Ankara, İzmir büyükşehir belediye başkan adayları arasında projeler bazında mikro, hatta zaman zaman esprili diyaloglar da oluyor ama onlar da yine liderler arası makro atışmaların gölgesinde kalıyor. O nedenle de zaten baştan beri sonucu tahmin edilemeyen bir seçim diye nitelendirilen 31 Mart’a dönük dinamikler ve hesaplar açısından kafalar hepten karışmış durumda. Şöyle ki seçim sürecinin ilk zamanlarından beri eline kâğıdı kalemi ya da hesap makinesini alan herkes 2018’deki seçim sonuçlarına bakarak ittifaklar bağlamında kalbinin sesine göre toplama çıkarma yaptı, yapıyor... Buna karşılık kamuoyu araştırmacıları ise şöyle diyor:

“Siyasette iki kere iki her zaman dört etmediği gibi üç, hatta beş ettiği de oluyor. Hele de adayların doğrudan öne çıktığı yerel seçimlerde. Yani siz bazen iki partinin oylarını topladığınızda şu olur dersiniz ama öyle bir aday bulur ve sinerji yaratırsınız ki sandık ondan fazlasını doğurur. Ya da tam tersi bir adayla hesaplar altüst olabilir, beklediğiniz oyun çok altında kalabilirsiniz. Ki her ikisine dönük de geçmiş seçimlerde yaşanmış fazlasıyla örnek var.”

Yani 2018’deki Cumhurbaşkanlığı veya milletvekili seçim sonuçları üzerinden hesaplar yapmak gerçekçi değil. Ancak bugün sahadaki görüntüye ve bazı eksiltme ya da eklemelerle yapılan hesaplara baktığımızda ise 2018 verileri odaklı tam tersi bir hava ve beklenti söz konusu. Bunda da üç büyükşehir dışında belediye başkan adaylarının geri planda kalmalarının payı büyük. Örneğin, dün konuştuğum deneyimli siyasetçilerin buna dönük tespitleri şöyleydi:

“2018’deki sonuçlar bu seçime işaret verir mi? Adaylar sıradan adaysa verir ama etkili bir adaysa bazen partinin üzerinde çok yüksek oylar alınabiliyor. Bunun birçok örnekleri var. Ama bu seçimde her iki ittifak ya da diğer partiler açısından gümbür gümbür gelen aday yok. Bunda yeni yüzlerin kendilerini anlatma konusundaki zaman yetersizliği ve proje fakirliklerinin de etkisi var. En önemli etken de genel seçime dönüşen hava...”

Tabii sandığa artık 8 gün kalmasına rağmen sonuca dönük hâlâ sağlıklı bir tahmin yapılamıyor olmasının tek nedeni bu değil. Daha ittifak sadakati, kırgın-küskün partililerin oranı, Kürt seçmenin tavrı, ilk kez oy kullanacakların tercihleri gibi sonucu doğrudan etkileyecek kafa karıştıran pek çok faktör var. Dolayısıyla da liderlerin sahaya inmesiyle birlikte hareketlenen ve üslup açısından sertleşen kampanyanın son bir haftasında tüm hesaplar doğrudan kararsızları etkileme yani küskün veya memnuniyetsiz kitleleri sandığa götürmek üzerine. Ki buna dönük olarak da meydanlardaki parti taraftarlarını konsolide edici ateşli söylemlerin yanı sıra vefa toplantıları, ikna ziyaretleri ya da liderden özel mesajlar gibisinden gönül alma operasyonları da yoğunlaşmış durumda. Tabii aynı yoğunluk her iki ittifak paydaşları arasında da geçerli. Zira orada da “ittifak sadakati” noktasında bazı endişeler söz konusu...