Zaman aşımı sınırında bir ‘dava ‘daha

Sokaktaki ve siyasetteki kutuplaşma, gerginlik korkutuyor. Nasıl korkmayalım ki, geçen hafta üç günde üç cenaze kalktı ama, meydanlardaki siyasi söylemlerde değişiklik olmadı. Kışkırtma ve tahrik tam gaz devam ediyor. Dahası Berkin Elvan ve Burak Can Karamanoğlu’nun katilleri de ortada yok. Tıpkı geçmişte olduğu gibi... Acılı babalar “Yazık değil mi bu gençlere” diye birbirini kucaklıyor, ‘Devlet Baba’ ise katilleri bulmak yerine öleni haksız çıkarmakla uğraşıyor. Tıpkı geçmişte olduğu gibi...
Dün tarihe “16 Mart katliamı” olarak geçen İstanbul Üniversitesi’ndeki kanlı saldırının yıldönümüydü. 16 Mart 1978 yılındaki olayda üniversiteden çıkan sol görüşlü grubun üzerine bomba atılmış, 7 öğrenci yaşamını yitirmişti. Yargılamada sadece bir kişi hapis cezası almış, O da 4 yıl yattıktan sonra çıkmıştı. 19 yıl aradan sonra ikinci kez açılan dava 2008’de 30. yılı dolduğu gerekçesiyle zaman aşımına uğramış ve katliamın üzeri bu şekilde örtülmüştü.
Önceki gün de Gazi Mahallesi’nden sonra Ümraniye’de yaşanan olayların (15 Mart 1995) yıldönümüydü. Orada da yürüyüş yapan bir grubun üzerine ateş açılmış, beş kişi yaşamını yitirmişti. Olaylarla ilgili soruşturmayı yürüten Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Nisan 1997 tarihinde “kovuşturmaya yer olmadığına” karar vermişti... O nedenle bu olayla ilgili açılan dava bile yok. Önümüzdeki yıldan sonra da hiç olmayacak. Çünkü bu olay da üzerinden 20 yıl geçtiği gerekçesiyle zaman aşımına uğrayıp tamamen karanlığa gömülecek. Üstelik de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “yeterli soruşturma yapılmadığı gerekçesiyle” ölenlerin ailelerine milyonlarca euro tazminat ödenmesine hükmetmesine (27 Temmuz 2005) rağmen...
Dönelim bugüne, avukat Remzi Kazmaz, hâlâ o davanın açılması ve zaman aşımının kesintiye uğraması için çabalıyor, vatandaşın üzerine ateş açanların cezalandrılmasını istiyor. Kamuoyu da Berkin ve Burak Can’ın katillerinin bulunmasını bekliyor.
Ne demiştik, tıpkı geçmişte olduğu gibi...
O nedenle geçmişe ve son günlerdeki gelişmelere bakınca korkmamak mümkün mü?
Sanki o karanlık günler başka ülkede yaşandı.Ya da bugünkü siyasiler başka bir yerden geldi...

Yargı, kararına sahip çıkacak mı?

Dokuz yaşındaki zihinsel engelli Ali ile kız kardeşi Sıla’nın (8) anne-baba hasretini defalarca yazdık. Koruyucu baba hakkındaki suçlama nedeniyle altı yıldır kaldıkları Balıkesir’deki evden alınarak, Bursa’daki yuvaya gönderilmişlerdi. Bir yıldır da babalarının aklanıp eve dönecekleri günü hayal ediyorlardı. Ama olmadı, daha doğrusu oldurulmadı. Çünkü babanın aklanmasına, Balıkesir İdare Mahkemesi’nin İlknur-Murat Demir çiftine iade-i itibar yapmasına rağmen, devlet çocukları vermiyor. Açıkçası mahkeme kararını uygulamıyor. Üstelik, aileyle, çocukların telefonla irtibatlarını dahi kesmiş durumda. Ailenin son umudu ise mahkeme kararını uygulamayan devletin yöneticileri hakkında Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusu. Bakalım yargı verdiği kararın arkasında duracak mı?

Sandığa çeyrek kala ihale mi olur?

Beylikdüzü’nde yarın ihale var. Belediye, üç ayrı mahalledeki 8 ayrı yeşil alanı kiraya veriyor. Büyüklükleri iki bin ile 12 bin metrekare arasında değişen parkları kiralayanlar, buralara büfe ve çay bahçeleri konduracak. Üç yıl boyunca da hak sahibi olacaklar. İhalelerde yasal olarak sorun yok. Ama seçimlere 12 gün kala, böyle bir ihalenin varlığı “etik” olarak tartışılır. Zaten oy çokluğuyla çıkan bu kararlara ret oyu veren encümen üyeleri Mülayim Demirtaş, Cengiz Tıraşoğlu ve Halit Tuna’nın da bu konuda şerhleri var:
“Yeşil alanların amacı dışında kullanılmasına karşıyız. 5 yıllık dönemin bitimine az bir süre kala ihale edilmesini etik bulmuyoruz.”

Kırmızı hat

* AOÇ’ye yapılan binaları gördüm. O kadar çok ve büyük binalar ki, acaba orada çalışanlar da lojman olarak arkadaki binada oturup diğer binları sosyal tesis olarak mı kullanacaklar? Ayrıca AOÇ’nin ağaçlı kısmının arkasında çıplak bir arazi var, ağaçları kesmeden binalar bu alana yapılamaz mıydı? Ankara’da zaten ağaç büyümüyor. Melih Gökçek’in 20 yıl önce, Belediye Başkanlığı’na adım attığı zaman diktiği Ümitköy Etimesgut kavşağındaki ağaçlar bile büyümedi. Bunlar ise büyümüş ağaçları kestiler.
Murat Üçler