Zor Mağar atışları işaret fişeğiydi

Fırat’ın doğusunda bir oldubittiye ve terör devletine asla göz yummayacağını ısrarla dile getiren Türkiye, bu kararlılığını İstanbul’daki dörtlü zirvede de liderlere açık açık anlattı. Hemen sonrasında Zor Mağar’daki PYD/YPG’li teröristlere yönelik topçu atışlarıyla da ne kadar ciddi olduğunu gösterdi. Ki, bu dün de devam etti.Dolayısıyla da bu atışları Cumhurbaşkanı’nın sözünü ettiği olası harekâtın işaret fişeğiydi diye nitelemek daha doğru... Tabii bunun bir de ABD’ye dostça mesaj boyutu var. O da şu: Terör örgütü ve teröristleri desteklemekten vazgeç. Biz ciddiyiz, istediğimiz zaman kara harekâtına başlayabiliriz...

Yani artık ABD’ye rağmen harekât olur mu olmaz mı aşamasını geçtik, yekten uygulama için geri sayım noktasındayız. Hem yarattığı tehdit hem de zamanlama açısından. Niyesini emekli tuğgeneral, Dr. Naim Babüroğlu anlatıyor:

“Fırat’ın doğusu coğrafi bütünlüğü tehdit eden ana hedef. Fırat’ın batısında bir Menbiç var. Menbiç’te de zaten beraber devriye faaliyeti yapılacak, dolayısıyla da oradaki tehdit de ortadan kalktı. Ne kaldı? Fırat’ın doğusu. Yani Türkiye’ye sınır 550-600 kilometrelik hattaki 70 bin PKK/PYD gücü. Buna Türkiye sessiz kalırsa... Bu teröristler ABD’nin desteğiyle sürekli güçleniyor. Orada tahkimat yapıyor, siperler, mevziler kazıyor. Siz Güneydoğu Anadolu’da yurt içinde başarılı operasyonlar yapıyorsunuz terörist sayısını ve terör örgütüne katılımı azaltıyorsunuz ama bir noktada Fırat’ın doğusunda Suriye’de bunun 10 katı kadar daha büyük bir tehditle karşı karşıya geliyorsunuz. Onun için Türkiye buna hiçbir zaman evet diyemez. Oraya müdahale etmek zorunda...”

Peki ya zamanlama?

“Eğer geç yaparsa daha güçlü bir dirençle karşılaşır ve ABD orada tam kökleşir. Aslında şu anda Rusya Fırat’ın doğusuna dönük Türkiye’nin söyleminden memnun, mutlu. Çünkü Rusya da ABD varlığını orada istemiyor, İran da istemiyor. O nedenle de her ne kadar Rusya PYD’yi terör örgütü listesine almamış ve Moskova’da büro açmasına izin vermiş olsa da Fırat’ın doğusundaki ABD varlığından rahatsız olduğu için Türkiye’nin yapacağı bir operasyona hiç ses çıkarmaz, destekler. Tabii aktif değil, diplomatik olarak destekler veya ses çıkarmaz. Ya da ABD’nin oradan çekilmesi lazım gibisinden açıklamalar yapar.”

Zor Mağar’a yapılan nokta atışın dörtlü zirve sonrasında gerçekleşmesinin masada bulunan ülkelere Fırat’ın doğusu konusundaki kararlılığın Türkiye tarafından çok ciddi ve net anlatıldığının bir göstergesi de olduğunu belirten Babüroğlu devam ediyor:

“Şimdi ABD de bu ciddiyeti anlayacak, gelin masada bir oturalım, çözüme çalışalım diyecek. Dolayısıyla, Türkiye diplomasiyi de çalıştırmış olacak. Ama bu ABD’nin oradaki PYD/PKK’yı lağvedeceği anlamına gelmeyecektir ya da böyle bir sonuç vermeyecektir. ABD her durumda PYD/PKK’yı destekleyecektir.”

Yani?

“Önce diplomatik olarak birkaç kez görüşülür, bu konunun ciddiyeti anlatılır ve ondan sonra bakarlar ki sonuç yok, o zaman teröristleri temizlemek için Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı benzeri harekâtlar yapılır. Bu hemen yarın öbür gün olmaz ama eninde sonunda olacak yani. Çünkü Türkiye yapmak zorunda. Zaten Cumhurbaşkanı da sürekli onu vurguluyor...”