Adım adım Kudüs politikası

Eklenme Tarihi26.12.2017 - 23:42-Güncellenme Tarihi26.12.2017 - 23:42
›› İlk planda Filistin devletini tanıyan devletleri artırmak
›› Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyan ülke sayısını artırmak
›› Harem-i Şerif’in statüsünün korunması çabalarını yoğunlaştırmak

›› Kudüs ve Kudüslülerin ekonomik açıdan güçlenmesi ve desteklenmesi
›› Yeni barış planı konusunda istişareleri sürdürmek



Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun tarihi nitelikteki Kudüs kararına giden süreçte Türkiye’nin attığı diplomatik adımların ayrıntıları ve perde arkasında yaşananlar ortaya çıkmaya başladı. İşte Ankara’dan Moskova’ya Vatikan’dan Suudi Arabistan’a kadar dört koldan yürütülen üst düzey diplomatik faaliyetlerle ABD’nin kararının geçersiz kılınmasına giden yolda yaşananlar ve bundan sonraki süreçte atılacak adımların yol haritası:  
ABD’nin Kudüs ile ilgili karar alabileceği yönündeki haber Ankara’ya 1 Aralık günü geldi. Ankara bunun doğruluğunu araştırmaya başladı. Bu arada Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı General Herbert Raymond McMaster ile telefon görüşmesi yaptı. O görüşmede Kalın, McMaster’a ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan etme yönünde bir karar alıp almayacağını sordu. Telefonda McMaster, “Başkan’ın böyle bir niyeti, hazırlığı var. Bir kaç gün içinde bu açıklamayı yapacak” dedi. Ankara ilk tepkisini o telefon görüşmesinde verdi; Kalın, “Büyük hata olur, sadece İslam dünyasından değil, tüm dünyadan tepki gelir, bunu kestirebiliyoruz musunuz?” yanıtını verdi. Ancak McMaster geri adım atmayacaklarını belirterek, barış sürecine katkı sağlayacağını ileri sürdü. Kalın, bunun üzerine nasıl katkı sağlayacağını sordu ve “Bunu barış sürecinin ilk adımı diye planlıyorsanız, barış süreci baştan ölü doğar” dedi.
Bu telefon görüşmesinin ardından Ankara harekete geçti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, konuyla ilgili temaslarda bulundu ve elde edilen bilgiler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuldu. Cumhurbaşkanı “ABD böyle bir yola girerse tanımayacağımızı açıklayacağız. Hemen İslam İşbirliği Teşkilatı’nı (İİT) olağanüstü toplantıya çağıracağız ve ardından konuyu Birleşmiş Milletler’e taşıyacağız. Hemen görüşmelere başlayalım” dedi. Ankara görüşmelere başladı. Cumhurbaşkanı 20’ye yakın isimle telefon görüşmesi yaptı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve Başbakan Binalı Yıldırım’ın da görüşmeleri oldu.

Papa ile görüşme

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bu süreçte Cumhurbaşkanı’nın Papa ile görüşmesini önerdi. Cumhurbaşkanı, “hemen bağlanmasını” istedi. Erdoğan Yunanistan ziyareti sırasında, Yunan Cumhurbaşkanı’nın onuruna vereceği yemekten hemen önce Papa ile telefon görüşmesini yaptı ve Türkiye’nin ABD kararına tepkisini iletti, Papa da kararın yanlış olduğunu düşündüklerini belirtti. Cumhurbaşkanı, Papa’yı İİT Olağanüstü Zirvesi için İstanbul’a davet etti. Papa “Yoğun programı sebebiyle katılamayacağını ancak açıklamaları ile destek vereceğini” söyledi. İİT’in olağanüstü toplantısına Ankara’nın beklentisinin üzerinde bir katılım oldu.

Putin ne dedi?

Süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin bir kez yüz yüze bir kez de telefonda görüştü. Putin, İİT Olağanüstü Zirvesi için “Bu konu çok önemli, normalde büyükelçi gönderiyoruz ama bu kez bakan yardımcısı göndereceğiz” dedi. 
İİT zirvesininin olduğu gün Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın ile McMaster arasında bir telefon görüşmesi daha gerçekleşti. Aslında Kalın, McMaster’in “Türkiye ve Katar radikal ideolojilerin yeni sponsorları” açıklamasının ardından, Türkiye’nin tepkisi için haber göndermişti. Bu haber üzerine McMaster görüşmek istedi ve önce zirveyi sordu. Kalın “Ne bekliyordunuz, çok güçlü bir karar çıktı, Kudüs herkesi birleştirdi. Herkes aynı masada oturdu, aynı bildiriye imza attı” dedi. Deklarasyonun yayınlandığını belirten Kalın, görüşmede “Kararınızı reddediyoruz, Birleşmiş Milletler sürecini de başlatacağız” diye konuştu.

Veto bekleniyordu

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oylaması öncesi tablo ortaya çıkmıştı. Yanı Ankara 14’e 1 çıkacağını öngörmüştü. Bunun iyi bir netice olduğu, ABD’nin yalnız kalacağı değerlendirmesi yapıldı. Yani Ankara Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için gereken zeminin oluştuğunu düşündü. Hemen ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile süreç başlatıldı.
Trump’ın karardan önce Ürdün ve Suudi Arabistan’ı aradığı biliniyordu. Suudi Arabistan’ın o görüşme sonrası yaptığı açıklamada ve Türkiye’ye gelen bilgide Kral’ın Trump’a “Kudüs kararının yanlış olacağını ifade ettiği yer alıyordu. Süreçte Suudi Arabistan Kralı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da görüşmesi oldu. Kral Cumhurbaşkanı’na “Bu konuda esneklik yapmamız mümkün değil” dedi.

Ankara nasıl izledi?

BM’de oylamanın olacağı gün Ankara’ya Amerikalıların tek tek ülkeleri arayıp, tehdit ettiği haberi geldi. Bunun öncesinde Ankara’nın beklentisi 140-150 gibi bir ülkenin tasarıya “evet” demeseydi. Bu haberden sonra bir düşüş olabileceği değerlendirildi. Oylama günü Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve Feridun Sinirlioğlu ile Cumhurbaşkanlığı yetkilileri sürekli telefonda görüşüyordu. Çavuşoğlu ve Sinirlioğlu, “Şu andaki hava üçte iki çoğunluğu alıyoruz” dediler.



İşte Kudüs için yol haritası

Ankara’nın Kudüs politikalarına ilişkin izleyeceği yol haritası şöyle şekillendi:
İlk planda hedef Filistin devletini tanıyan devletleri artırmak. 
Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyan ülke sayısını artırmak. 
Harem-i Şerif’in statüsünün korunması çabalarını yoğunlaştırmak. 
Kudüs ve Kudüslülerin ekonomik açıdan güçlenmesi ve desteklenmesi. İslam Kalkınma Bankası’nın bir takım fonları var, bunların Kudüs’e yoğunlaştırılması hedefleniyor. Yani ekonomik destek artırılacak. Ürdün ile bu konuda yakın çalışılacak.

Ankara yeni barış planı konusunda istişarelerini de sürdürüyor. BM, AB, Arap Ligi ve ABD bu konunun içinde. Ancak bu dörtlü bir çözüm üretemiyor. Filistin de artık ABD’nin arabuluculuğunu kabul etmiyor. Şimdi Ankara’nın değerlendirdiği İslam İşbirliği ve Avrupa Birliği üzerinden nelerin yapılabileceği konusu. “AB biraz daha inisiyatif alabilir mi, BM inisiyatif alabilir mi” sorularının yanıtları aranıyor. Ancak Ankara’da bu işin ABD’siz de olmayacağı, ABD’nin İsrail üzerinde baskı kurabilecek tek ülke olduğu saptaması da yapılıyor. Öte yandan Trump yönetiminin kendisini barış sürecinde zora soktuğu tespiti yapılıyor. Bu noktada Ankara ABD’nin yapabileceği önemli adımın, Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak ilan etmesi olduğunu değerlendiriyor. Bu ABD açısından doğru ve önemli bir adım olur tespiti yapılıyor. Ankara, iki devletli çözüm nihai konuya bağlanmadan ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını kabul etmeyecek.

İsrail ile temas 

Yetkililer, İsrail ile şu anda temas olmadığını, yakın bir tarihte olmasının beklenmediğini belirtiyorlar. ABD ile Dışişleri Bakanı ya da Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü seviyesinde temas olması bekleniyor.
Etiketler