Katalonya’da olup bitenler, bana her şeyden önce bağımsızlık konusunda kafalarımızın ne kadar karışık olduğunu fark ettirdi. 
Halklar istedikleri zaman bağımsızlıklarını ilan edebilmeli mi? Yoksa ait oldukları devleti zayıflatacağı için, bu engellenmeli mi? Bağımsızlık isteyen halk Kuzey Irak gibi hemen yanı başımızda olunca, bir anda irkiliyoruz. Ama diğer yandan, İspanya gibi daha uzak bir coğrafyada olunca sanki, “Neden olmasın” moduna geçiyoruz. 

Bizlerdeki bu muğlaklık zaten uluslararası hukuka da bire bir yansımış. Birleşmiş Milletler (BM) Anlaşması’nda halklara “kendi kaderini tayin hakkı” tanınıyor tanınmasına. Ama aynı BM Anlaşması, “ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı” ilkesini de savunuyor. Birçok hukukçu da bunu ciddi bir çelişki olarak yorumluyor. 
*
Son zamanlarda üst üste gelen bağımsızlık tartışmaları bir çelişkiyi daha ortaya çıkarıyor: Bir yandan terör, mülteci meselesi gibi günümüzün en büyük sorunları çözüm için ülkeleri birbirine yaklaştırıyor. Ama buna rağmen devletler birbirinden daha da ayrışıyor. Ve milliyetçilik iyice körükleniyor. Yerel, kültürel kimlikler de hiç olmadığı kadar öne çıkıyor.
Katalanlar ne istiyor?
Katalonya da bunun en güzel örneği. Ancak hiç de yeni bir örnek değil. Zira İspanya yüzyıllardır kendi içinde ayrışmalara maruz kalmış bir ülke. Ülkenin 4 resmi dili var. Zaten tam da bu yüzden İspanya’ya “uluslardan oluşan ulus” deniyor. Düşünün ki bir türlü üzerinde mutabık kalamadıkları için milli marşlarının sözü yok! 79’dan beri özerk olan Katalanların kimliği ise özellikle son 30 yılda çok daha güçlenmiş. Özellikle bu bölgenin eğitim sisteminde yapılan değişikliklerle.
Ancak güçlü Katalan kimliğine rağmen, Katalanların çoğu bağımsızlığa karşı çıkıyor. Her şeyden önce merkezi hükümetin sağladığı altyapı, ücretsiz eğitim gibi fırsatları kaybetmemek için. Brexit sonrasında yaşananlardan sonra, Avrupa Birliği’nden de kopmak istemiyorlar. Katalan hükümetinin bulaştığı yolsuzluklar da onları bağımsızlıktan uzaklaştıran bir diğer etken. 
İspanya’nın sınavı
Dolayısıyla, Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Puigdemon’un işi oldukça zor. Katalanların lideri, muhtemelen başkent Madrid’in sert tepkisine rağmen bağımsızlığı ilan edecek. Sonra da Katalan Meclisi bunu oylayacak. Olumlu çıkacağı neredeyse kesin olan bu oylamadan sonra da merkezi hükümet Anayasa’nın 155. maddesine dayanarak Katalan Meclisi’ni dağıtabilir. O zaman da Madrid’in Katalonya temsilcisi yetkiyi devralır. Ve yerel seçimler yeniden yapılır.
Puigdemon’un işi uluslararası alanda da zor. Bağımsızlığını tanıyacak olan ülke şu anda yok gibi görünüyor. Özellikle de Batı dünyasında. 
Başbakan Rajoy’un işi ise çok daha zor. Bu saatten sonra bu kadar ayrışmış bir milletin birliğini nasıl sağlayacak? 
Ne referandumun İspanya Anayasası’na aykırı olması ne de devletin kullandığı polis şiddeti gibi araçlar ayrılıkçı Katalanların umurunda. Rajoy’un asıl sınavı, hukukun ve devletin dilinin ötesine geçebilmek. O insanların akıllarına ve gönüllerine hitap edecek dili bulabilmek.
Etiketler