İsrail’de değişim vakti

“İsrail’de artık değişim zamanı geldi. İnsanlar Netanyahu’nun korku ve nefret üzerine kurulu negatif söyleminden bıktılar, yoruldular. Liderin değişme vakti geldi” diyor, telefonda konuştuğum Nimrod Goren.

Goren, Tel Aviv’de bulunan MITVIM (Bölgesel Dış Politikalar Enstitüsü) adlı İsrail’in önde gelen düşünce kuruluşunun başkanı. Ülkenin karar alıcılarına yakın, havayı iyi koklayan bir uzman. Dün ülkede yapılan erken seçimlerin sonuçlarını bugünden öngörmek zor olsa da, Goren’in verdiği bilgiler ülkede kaynayan kazanın habercisi.

İlhak üstüne ilhak

Bu seçimlere özellikle dikkat kesilmek gerekiyor. Zira sonuçlar sadece ülkenin değil, tüm bölgenin kaderini etkileyecek nitelikte. İsrail’in en uzun süre görevde kalan başbakanı olan Netanyahu şahin söylemini artık iyice tırmandırmış, bölgeyi tehdit eder boyuta getirmiş durumda
.
Başkan Trump’ın önce geçen yıl Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan edip ABD Büyükelçiliği’ni buraya taşıması... Geçtiğimiz nisanda da Suriye’deki Golan Tepeleri’nde (67’den beri işgal altında tutan) İsrail’in egemenliğini tanıdığını açıklaması... Üzerine Netanyahu’nun Batı Şeria’yı, Ürdün Vadisi ile yasa dışı yerleşimleri ilhak edeceğini söylemesi... Kısacası, karşımızda aşırı sağ seçmeni tavlamak için ilhak üstüne ilhaklara doyamayan bir Başbakan var.

Nimrod Goren de bu konuda uyarıyor. Ülkedeki tüm bıkkınlığa rağmen, Netanyahu’ya “aşırı sadık” radikal tabanın seçimden baskın çıkabileceğini söylüyor.

Yolsuzluk ve koalisyonlar

Bibi lakaplı Başbakan’ın başı, yolsuzluk davalarıyla da fena halde dertte. Hakeza dünkü erken seçimleri yapması ve böylelikle ülkeye tarihinde ilk kez 1 yıl içinde 2. seçimi yaşatması da bundan. Şöyle ki geçtiğimiz nisan ayındaki seçimlerden sonra koalisyon kurma gayretlerine devam ederken, bir anda parlamentoyu (Knesset) dağıtıp yeniden seçim için oylamaya gitmişti.

Dün konuştuğum, İsrail’in en çok tanınan gazetecilerinden Arad Nir bunun sebebini şöyle açıklıyor: Netanyahu, hakkında bu ay sonunda görülecek nihai yolsuzluk davası öncesinde seçime gidip mahkemeye şu mesajı vermek istedi: “Bakın bana atılan iftiralara rağmen halk yine beni seçti. Yani ben hem masumum. Hem de arkamda koskoca İsrail milleti var.”

Peki, bu maya tutar mı? Bunu anlamak için önce ülkedeki sisteme bakmak gerekiyor.

İsrail bir koalisyonlar ülkesi. Kazanan partinin hükümeti kurabilmesi için mutlaka koalisyon kurup, Knesset’teki 120 milletvekilinden en az 61’inin desteğini alması gerekiyor. Bu seçimlerde ise en güçlü adaylardan biri aşırı sağcı Netanyahu. Diğeri de merkez soldan ve nispeten liberal olan ülkenin eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz. Nisan seçimlerinde her ikisinin partisi de 35’er sandalye kazanmıştı.

Şimdi de Netanyahu’nun 61’den fazla sandalye kazanma ihtimali yüksek değil. Son yapılan anketlere göre, 58 vekil çıkarabiliyor. Bu durumda ise -ki en yüksek ihtimali olan senaryo bu- koalisyon kurabilmek için eski Savunma Bakanı Liberman’ın desteğine ihtiyacı var. Yalnız eskiden Netanyahu’nun savunma bakanı, şimdi ise rakibi olan Lieberman’ın nisan seçimlerinden sonra Netanyahu’yla iş birliğini reddettiğini hatırlayınca... Şimdi de hayır deme ihtimali oldukça yüksek.

O zaman ise Gantz ve Liberman bir koalisyon kurabilirler. İşte bugün öğleden sonra bu senaryolardan hangisinin gerçekleşeceği aşağı yukarı belli olacak. Kesin sonuç ise 25’inde açıklanacak.

Arad Nir, “İç sesime göre Netanyahu yine başbakan olacak” diyor. Ve ekliyor: “Unutma, Netanyahu hiçbir zaman kurallara göre oynamadı. Onun kendi kuralları var. Eğer koalisyon kuramazsa, daha önce yaptığı gibi yine bir gerekçe bulup yeniden seçim bile ilan edebilir. Bugüne kadar hep şapkadan tavşan çıkarmayı başardı.”

Tabii şapkada çıkacak tavşan kaldıysa.