Komşularla yeni dönem

Toz duman ortalığı kaplamış durumda. Zira ciddi bir değişimden geçiyoruz. Bugüne kadar savunma sistemlerini tamamen Batı ile uyumlandırmış olan Türkiye, ilk kez mevcut düzeni değiştiren bir hamle yaptı. Rusya’dan S-400 füze sistemi alarak, Batı-Rusya arasında yeni bir denge politikası uygulamaya başladı. Sebepleri-sonuçları konuşuladursun, bu stratejinin önemli bir ayağı sanki gözden kaçıyor. O da, komşularla ilişkilerin Ankara’nın dış politika gündeminin en tepesine oturmuş olması.

Bunun en sağlam sinyalini veren bizatihi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan oldu. Geçtiğimiz pazar günü Vahdettin Köşkü’nde yaptığımız toplu kahvaltıda, bu stratejinin işaretlerini verdi. Irak’la ve İran’la ilişkilerin geldiği noktayı hatırlattıktan sonra, şöyle dedi: “Bölgemiz tarihine, kendine dönüyor.” Gözden kaçmış olan bu cümlenin altını hemen dolduralım.

Değişim zamanı

Öncelikle; Türkiye’nin göbekten bağlı olduğu NATO/Batı sistemine yönelik attığı bu stratejik adım, uluslararası denklemde yeni bir döneme girdiğimizin delaleti. Her ne kadar Ankara Batı sistemine entegre olmaya devam edeceğini ve İttifak’ın en büyük önceliği olduğunu vurgulasa da... ABD ile gitgide derinleşen krizi göz önünde bulundurarak, giderek çok kutuplu hale gelen bugünün dünyasında, savunma kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor. Kısacası, bu yeni dönemde tamamen ve sadece Batı’ya bağımlı olmayı değil, çok yönlü bir denge politikasını benimsiyor.

Böyle önemli bir değişimden geçmenin de elbette bir maliyeti var. Bu süreci en az hasarla atlatmanın yolu ise; Türkiye’nin kendi bölgesinde komşularıyla ilişkilerini güçlendirmesinden geçiyor.

Komşularla mesai

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan da böyle bir yaklaşımın güçlü işaretlerini verdi. Önce İran’la birlikte (Rusya’nın da dâhil olduğu) Astana sürecinde geliştirilen iş birliğini hatırlattı. Yine, Irak’ın yeni Cumhurbaşkanı Berham Salih döneminde güçlendirilen Bağdat-Ankara ilişkisini örnek verdi. Erbil merkezli Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile de 2017’deki bağımsızlık referandumu sonrası kopma noktasına gelen ilişkilerin bugün bambaşka olduğunu anlattı.

Doğu Akdeniz denklemine yönelik de adımlar söz konusu. Her ne kadar yeni Yunanistan Başbakanı Miçotakis ilk iş olarak evvelsi gün Türkiye’yi Washington’a şikâyet ettiyse de... Erdoğan kahvaltıda Yunanistan-Türkiye ilişkilerini “hızla daha iyi bir konuma taşıma” niyetinde olduğu mesajını vurgulayarak verdi.

***

Ancak bu adımlar yeterli değil. Bugün İran-Irak ve İran-Suriye ilişkileri son derece güçlü. Bölgenin belkemiği sayılabilecek Irak-İran-Suriye-Türkiye denkleminin tek eksik ayağı, Türkiye-Suriye hattı. Kaldı ki Şam rejimi de Ankara gibi Suriye’de Kürt özerkliğini engellemenin derdinde. Hem de bunu ABD’yi denklem dışında bırakarak yapmaya çalışıyor. Bu bağlamda Suriye rejimiyle doğrudan diyalog kurulması, koordinasyon-iş birliği çerçevesinde neredeyse elzem.

Yeni ortaklar

Bununla birlikte, Doğu Akdeniz’de oluşan Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail-Mısır dörtlüsünün bir ayağı olan Mısır da aynı çerçevede ele alınabilir. Eski Cumhurbaşkanı Mursi’yi devirerek 2013’ten beri ülkeyi yöneten Sisi’yle diyalog kanallarını açmak, Türkiye’nin elini bu blok karşısında çok güçlendirecek bir kart olur.

İsrail’i de kasımda seçimlerin beklediğini ve Başbakan Netanyahu’nun yerine yeni bir ismin gelme ihtimalini hatırlamakta fayda var. İkili ilişkiler için neden bir dönüm noktası olmasın?

Son olarak, Kaşıkçı cinayetiyle birlikte iyice gerilen Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri başta olmak üzere Körfez ülkeleriyle de yeni bir dönem başlatılmalı. Mademki Ankara’nın şu anda ABD’de tek güvendiği odak Trump... ABD Başkanı’nın bölgedeki en yakın müttefikleri olan İsrail’e ve Suudi Arabistan’a bu çerçeveden bakmakta fayda var.