Neden Türkiye?

“Türkiye çok önemli bir ülke. Bu yüzyılın ortasında nüfusu Rusya’yı geçecek. Türkiye Doğu ile Batı arasında bir köprü değil, uzun vadede kendi başına bir güç merkezi. Onları NATO İttifakı’nda tutmamız gerekiyor. Onları Batı ile birlikte tutmamız gerekiyor.”

Bu sözleri geçtiğimiz hafta sarf eden kişi, 2009-2013 yıllarında NATO’nun Başkomutanı olan Amerikalı Amiral James Stravridis. ABD’nin en çok dinlenen radyo kanalı PBS’e Türkiye’nin S-400 alımıyla ilgili konuşmuş: “Bu mesele yüzünden Türkiye’nin NATO’dan kopup gitmesine izin vermek tarihi bir hata olur. Türkiye’nin Rus savunma sistemi alması İttifak’a zarar veriyor olabilir. Ama böyle kilit bir ülkeyi kaybetmek çok daha kötü olur.”

***

Stavridis’in Türkiye’nin uzun vadeli jeo-stratejik önemini vurgulaması boşuna değil. Yaşanan derin krize rağmen ABD’nin Türkiye’yi gözden çıkaramamasının sebebi bu. Hem bölge, hem dünya dengelerinde Türkiye’nin oynadığı özgün role ihtiyacı var.

Bölgesel rol

Başkan Trump’ın bugün Ortadoğu’da asıl önceliği, İran’la mücadele. Zira İsrail’in Ortadoğu’daki güvenliğini teminat altına alma derdinde. İşte bu süreçte de İran’ın komşusu olan Türkiye’ye ihtiyacı var. Tahran’a karşı yaptırımlara Ankara’nın katılmasının ötesinde, önümüzdeki dönemde asıl lojistik desteğine gerek duyacak. İstihbarat paylaşımı, Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarında dinlenmesi, hava sahasını kullanmak gibi birçok unsur buna dahil.

Her ne kadar Ankara “İran’a karşı eksende” yer almıyorsa da ve aksine Suriye’de Rusya-İran ikilisiyle birlikte hareket ediyorsa da... Günün sonunda İran aynı zamanda bölgesel rakibi. Dolayısıyla, kapalı kapılar ardında bu “dolaylı” adımların atılması mümkün.

Müslüman-Türk üye

Gelelim dünya dengelerine. Türkiye’nin Türk ve Müslüman coğrafya üzerindeki etkisi, başka hiçbir ülke ya da örgüt tarafından doldurulacak gibi değil. Mesela ABD 2001’de Afganistan’a müdahale ettiğinde, Türkiye’nin oynadığı kritik askeri ve sivil rolü hatırlayın. Bunun asıl sebebi de Afganistan’ın Müslüman bir ülke olması, Türkiye ile tarihi bağları ve NATO’nun bölgedeki deneyimsizliğiydi. ABD’nin Afganistan Temsilcisi Hoolbroke’un, “Afganistan’da hiçbir ülke Türkiye’den daha önemli bir rol oynayamaz” deyişi bundandı.

Şimdilerde Yunanistan’ın Türkiye’nin İttifak’taki yerini alacağı iddiası ortalıkta dolaşıyor. Peki, Türk yerine Yunan askerinin Müslüman coğrafyalara gitmesi aynı anlama gelebilir mi? Ya da Türkiye’nin Türk ve Müslüman dünyası üzerindeki etkisini YPG mi üstlenecek?

***

Din yanında etnik köken de önemli bir etken. Türk coğrafyası oldukça geniş. Mesela Doğu Türkistan’da Çin’in Uygur Türklerine karşı muamelesini Türkiye uluslararası platforma güçlü bir şekilde taşıyor. Bunu Batı ittifakından başka bir ülkenin yapması mümkün değil. Kaldı ki böylelikle ABD’nin Çin’le mücadelesinde, yani dünya dengelerindeki pozisyonunda Türkiye önemli bir işlev görüyor.

Dünya dengeleri

Bunların da ötesinde, ABD ile iplerin kopması durumunda Türkiye mecburen başka arayışlara girecektir. Rusya ve Çin’le ilişkilerini daha da pekiştireceği kesin. Son olarak, Batı’nın boğuştuğu ırkçılığa ve göçmen/İslam düşmanlığına derman olabilecek, dengeyi kurabilecek tek ülke de Türkiye. Batı sistemi, tek Müslüman parçası olan Türkiye’ye İslam dünyasına ulaşmak için hayati bir ihtiyaç duyuyor.

***

Ancak tüm bu ihtiyaçların ötesinde, asıl NATO üyeliği Türkiye’yle ABD’yi çok taraflı bir zeminde birbirine bağlıyor. Zira “müttefiklik” dediğimiz şey, sadece ortak çıkarlar olduğunda yaşayan ve çıkarlar çatıştığında ortadan kalkan bir ilişki türü. İşte ortak çıkarlar azaldığında da -bugün gibi- NATO üyeliği imdada yetişiyor. İki müttefiki birbirine resmen zamklıyor.

Bugünlerde en çok NATO cenahından isimlerin iki ülkenin önemini birbirine hatırlatmaları boşuna değil.