Yerel seçim

Eklenme Tarihi30.03.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi30.03.2019 - 8:15

Yerel seçime 1 gün kala, dünyada belediyeler ve şehirler nereye gidiyor, bakmaya devam edelim. Zira gördüm ki, geçen yazımda anlattığım “Şehir 5.0” çok ilgi çekti ve merak ediliyor: İnternetin yönettiği bir şehirde hakikaten sorunlar çözülüyor mu?

Akıllı Şehir

Evet gerçekten büyük oranda çözülüyor. Zaten bu yüzden Japonya ve Güney Kore’nin başı çektiği birçok ülke harıl harıl “Şehir 4.0”dan “Şehir 5.0”a geçiyor. Trafik, sokak kirliliği, altyapı sorunları, yaşlıların ve engellilerin ulaşım ve erişimde çektiği sıkıntılar böylelikle büyük ölçüde ortadan kalkacak gibi görünüyor.

***

Kısaca hatırlamak için: “Şehir 5.0”da her yere yerleştirilen sensörlerle aygıtlar ve insanlar birbirleriyle sürekli bağlantıda oluyor. Toplanan bu “büyük veriler” de (big data) yapay zekâyla analiz edilerek, sorunlar gideriliyor. İnternet ve yapay zekâ böylelikle insana hizmet ettiği için de buna “insan-merkezli şehir” deniyor.

Mesela trafiğin azalması için: Arabalara ve sokaklara yerleştirilen sensörler sayesinde, yol kenarına park edilen araçlara doğrudan uyarı ve ceza gidiyor. Park alanlarının uygunluğu da anlık olarak akıllı telefonlardan görülebiliyor. Araçlar arası sağlanan iletişimle kazalar engelleniyor. Trafik ışıkları da yoğunluğa göre adapte oluyor.

İşte “akıllı şehir” çöplerin toplanmasından, engellilerin ulaşımına kadar tüm şehir sorunlarına böyle “akıllı çözümler” buluyor.

Şehrin Paydaşları

Yalnız tüm bunlar, sanki şehrin yönetimi ve tüm sorumluluk internete ve yapay zekâya devrediliyor gibi anlaşılmasın. Aksine, “Şehir 5.0” insan merkezli olduğu kadar “insan paydaşlı” da. Yani bizler daha mesul hale geliyoruz. Zira sonuçta bu “akıllı aletleri” kullanan bizleriz.

***

Hiç düşündünüz mü, bizler kendi yaşadığımız şehir için ne yapıyoruz? IDEMA’nın (Uluslararası Kalkınma Danışmanlığı) 2016’da yaptığı “Sorumlu Şehirler” analizi bunu ele alıyor: Bir şehrin nasıl yapılandırılması gerektiğine de, gelişmesine de sadece yerel ve merkezi yönetimin yani kamunun katkı vermesinin beklenmesinin yanlış olduğu vurgulanıyor. Üniversiteler, özel sektör, vatandaşlar, yani bizler… Hepimiz şehrin paydaşlarıyız.

IDEMA’nın kurucularından Dr. Ali Ercan Özgür’ün yarattığı “Şehir Çocuğu” adlı web sitesi bunun en güzel örneklerinden. 2012-15 arası aktif olan bu site, vatandaşların da belediyecilik yapmasını teşvik ediyordu. Mesela kendi mahallesinde bozuk bir rögar kapağının resmini çeken vatandaş, bu site üzerinden ilgili belediyeyle iletişime geçiyordu.

Gönüllülük

Aslında 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 9. ve 77. Maddeleri, vatandaşların gönüllü olarak belediye çalışmalarına katılmasına imkân veriyor. 9. Madde “Muhtar, mahalle sakinlerinin gönüllü katılımıyla ortak ihtiyaçları belirlemek ile yükümlüdür” diyor.
77. Madde’de de “Belediye hizmetlerine gönüllü katılım” başlığı altında; “Belediye; sağlık, eğitim, spor, çevre, sosyal hizmet ve yardım ve kültür hizmetlerinin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular” diye yazıyor.
              
“Gönül belediyeciliği”nin çok konuşulduğu bu günlerde bu kavram tam da yerini buluyor. Mevzuatın izin verdiği “vatandaşların gönüllüğünü” artık uygulamaya geçirmek gerekiyor.

***

Kısacası dünya hızla; herkesin daha çok katılımcı olduğu “akıllı şehirlere” doğru kayıyor. Hem değişimi yakalamak, hem de şehirleri daha yaşanılır kılmak için -yarınki seçimleri atlattıktan sonra- Ankara’nın acilen, yerelde vatandaşları bir araya getirecek bir “Şehir 5.0 Hareketi” başlatması gerekiyor. Bizlerin de artık şunu fark etmesi gerekiyor: Her birimiz yaşadığımız şehirden sorumluyuz. 

Yarın demokrasimize yakışır bir seçim olması dileğiyle….