YPG’yi aşmak

Eklenme Tarihi24.02.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi24.02.2018 - 0:59
Afrin’de Zeytin Dalı harekâtı devam ederken, Esad güçlerinin buraya girdiği iddiası kafaları fazla karıştırdı sanki. YPG yerine rejim güçleri olması iyi mi, kötü mü? Türk askeri rejimle çatışır mı? Akıllardaki sorular muhtelif...

Oysaki durum çok net: Şu anda Türkiye için tek beka sorunu, PKK/YPG konusu. Sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşması, bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit. Dolayısıyla, dost/düşman tanımı da bu eksen üzerinden yapılıyor. Yani PKK/YPG’ye karşı olanlar, bizimle aynı safa düşüyor. Yanında olanlar ise karşıya.

***

O yüzden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Rejim buraya YPG’yi temizlemek için girerse problem yok” sözünün de gösterdiği gibi: Mesele artık Esad olmaktan çıktı. Çünkü belli ki YPG varlığı Fırat’ın batısında bitirilse bile, doğusunda ABD desteğinde palazlanmaya devam edecek.

O nedenle, Zeytin Dalı harekâtı ne kadar başarılı olsa da artık harekâtın ötesine bakmak gerekiyor. Yani kısa vadeden uzun vadeli bir stratejiye geçmemiz.

Komşu dayanışması

Bunun ilk ayağı da komşularımızla iş birliği. Hatırlarsanız, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Barzani’nin eylül ayında bağımsızlık referandumu yapması, bölgesel iş birliğinin önemini ortaya çıkarmıştı. Kuzey Irak’ın bağımsızlığına karşı Ankara bir anda Bağdat ve Tahran’la safları sıklaştırmıştı. Bir Kürt koridoru oluşma riski, bu üç sınırdaş ülkeyi birbirine kenetlemişti. Şimdi aynı tehlike Suriye’de baş gösterdiği için, bu eksene er ya da geç Şam rejiminin de eklemlenmesi beklenmeli.

Ancak yine de şunu unutmamak gerek: Karşımızda PKK kartını geçmişte dilediği zaman Türkiye’ye karşı kullanmaktan çekinmemiş bir Tahran var. Bağdat ve Esad rejimi de aynı şekilde. Baba Hafız Esad’ın 80-90’larda PKK’yı nasıl kullandığı belleklerde hâlâ taze. Dolayısıyla, bölge Kürtleriyle doğrudan diyalog kurmamız da şart.

Bölge Kürtleri

Bundan kastım; kuzey Irak’ta Barzani ile yaptığımız gibi, kuzey Suriye’de PKK bağlantılı olmayan Kürt gruplarla ilişki kurmak. Burada “Kürt Ulusal Konseyi” çatı örgütü altında 8 Kürt partisi var. Hepsi de Barzani’ye yakın ve YPG ile rakipler. Barzani’nin de desteğiyle bu Kürt grupların güçlenmesinin yolu açılabilir. Kaldı ki böylelikle bu gruplarla siyasi bir muhatap yaratılmış olur. Zira YPG burada daha etkin hale geldikçe, siyasi kolu PYD tamamen işlevsiz kaldı.

Bu strateji aynı zamanda -Afrin operasyonunda vurgulandığı gibi- Ankara’nın Kürtleri değil, PKK’yı hedef aldığını da kendiliğinden ortaya koyacaktır.

***

Ancak tüm bunları yapabilmek için YPG’yi destekleyen ABD ve Rusya’nın da desteğine ihtiyacımız var. Her iki büyük güçle iyi bir diyalog kurmak, hem YPG üzerindeki nüfuzlarını kullanmaları açısından önemli hem de diğer Kürt grupları destekleme politikası için gerekli.

Kısacası, YPG varlığını tamamen bölge ülkelerinin ve büyük güçlerin etki alanına bırakmamak ve bize karşı kullanmalarına fırsat yaratmamak için: Tüm aktörlerle diyaloğu sürdürmemiz ve dengeleri gözeten hassas bir politika izlememiz şart.