BİR DÜNYA KURDU

"Bir Dünya Kurmak” isimli kitap, Hüsnü Özyeğin’in yaşam öyküsünü ve tecrübelerini anlatıyor.

Anılarını anlatırken, 1993 kasım ayında 7.2 milyar dolar olan Merkez Bankası döviz rezervinin, 1994 nisan ayında 3 milyar dolara gerilediğinden bahsediyor. O dönemde ocak ayı ortalarında Merkez Bankası Başkanlığı’na atanmıştım. Özyeğin ile yaptığımız telefon görüşmesinde, 3 milyar dolar rezervimizin olduğunu; bunu piyasaya satmamız ve piyasayı rahatlatmamız gerektiğini söyledi. Onu haklı buldum ama gerçekte hiç dövizimizin kalmadığını kendisine söyleyemedim. Çünkü, 3 milyar dolar rezerv hesaplarda görünse de, rehin altındaydı. Bu bilgiyi tarihe kayıt düşmek adına, Sayın Özyeğin’in hatıralarına eklemek gerek.

İmbikten süzülenler

Kitabın “İmbikten Süzülenler” bölümünde, Özyeğin, gençlere, tecrübelerinden bir demet sunuyor. Bu bölüm o denli önemli ki, her genç için faydalı olacak birçok hayat dersi barındırıyor. Onun tecrübelerinden bir demet sunuyorum:

- Özyeğin, Harvard Business School’un parasını, bizzat çalışarak ödedi. Dahası, ülkesine döndüğünde cebinde tam 50.000 doları vardı. Okulun kantini işletmişti.

- Aldığı eğitim, Özyeğin’de zaten var olan özgüveni bir kişilik özelliğine dönüştürdü. Bu özgüven, seçilmeyi değil, seçmeyi öngörüyordu. Öyle ki, ülkeye döndüğünde Türkiye’nin en önde gelen üç iş adamına “ben geldim ve sizinle çalışmak istiyorum” mealinde birer mektup gönderdi.

- O kadar çok çalışırdı ki, 10 kişinin yaptığı işi tek başına yapabilirdi. Çalışma alışkanlığını, kendisiyle yol arkadaşlığı yapan bütün çalışanlarından da bekledi. Özyeğin, her hafta sonunda ve mesai sonrasında sürekli çalıştı. Onun için, mesainin sonu yoktu.

- Ancak, bir insanın hayatında şans da önemliydi. Özyeğin, önüne gelen fırsatların birisi hariç, hiç birini kaçırmadı.

- Üniversitesinde düzenlenen “Başarısızlık Zirvesi” adlı konferansta, Özyeğin, başarısızlıkla yüzleşmenin başarının anahtarı olduğunu anlatıyordu. Oğluna da, “erken başarısızlıktan korkma” demişti.

- Hüsnü Özyeğin iş yaşamında, 50 bin üniversite mezunu istihdam etmiş ve 12 ülkede 100’e yakın şirket kurmuştu. Ancak, uzmanını bulmadan hiçbir işe girişmedi. İşin başına en doğru kişinin getirilmesini ve o kişinin kendi ekibini kurmasını uygun gördü.

- Özyeğin için hayatta aranan mutluluğun formülü basitti; “eşini ve işini sevmek”.

Adam gibi adam

Özyeğin gençlere, “kendinize güvenin” diyordu. “Ne istediğinizi, ne yapmak istediğinizi bilin. Aklınızı kullanın. Öncelikle inanmayı, sonra çalışmayı ve hiç vazgeçmemeyi seçin. Unutmayın ki yaşam 100 metrelik bir yarışa değil, 42 kilometrelik bir maratona benzer. Bu maraton sırasında iniş ve çıkışlarınız tabii ki olacaktır. Hedefe vardığınızda başarıyı elde edeceğinizi bilerek hareket edin. Hayal kurmaktan da asla vazgeçmeyin.”