Yaman Törüner

Yaman Törüner

yaman.toruner@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Hükümet, dibe vurmuş ve kaçınılmaz olarak düzelme mecburiyeti olan bir ekonomi devraldı. Ekonomimizde resesyon bitmiş; recovery (çıkış) başlamıştı. Bir de global kriz nedeniyle gelişmiş ülke ekonomilerinden sermaye kaçışı başlayınca, ekonomi yöneticilerimizin ekmeğine yağ sürüldü. Üstelik, başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere, gelişmiş ülke merkez bankalarının çareyi piyasalara likidite vermekte bulmaları, global ölçüde para bolluğuna yol açtı. Sıcak para, biz ve bizim gibi ekonomilere yerleşti. Ekonomimiz tam anlamda dışa bağımlı hale geldi, kolay borçlandık, üretmeden tükettik, başkalarının tasarruflarını kullandık. Kriz teğet geçmiş gibi göründü. Oysa, dış borcumuzu 89 milyar dolardan 667 milyar dolar seviyelerine çıkarttık. Döviz varlıklarımız bile göz önüne alınsa, net 449 milyar dolar döviz borcumuz birikti. Merkez Bankası iyi rezerv biriktirdi ama 112 milyar dolar civarında olan bu rezerv 1.5 aylık ihtiyacımızı karşılar hale geldi.
Bir hata daha yaptık. Global kriz nedeniyle fiyatların dibe vurduğu bir dönemde özelleştirmelere başladık. Satılmadık mal bırakmadık. Her şeyimizi çok ucuza verdik. Bir zamanlar tüm dış borcumuzun yarısı fiyata satılan ve sonradan satışı iptal edilen Telekom’u, dış borcumuzun yetmişte biri fiyatına sattık. Bir mirasyedi olmuştuk, satıp satıp yiyorduk. Yetişmezse dış borç alıyorduk.
İkinci bir hata daha yaptık. Elde ettiğimiz paraları, balık tutmaya değil, balık yemeğe harcadık. Üretim yapacak yatırımlar yerine, inşaat yaptık. Parayı, gökdelen inşaatlarına, yol inşaatlarına harcadık. Sağlıklı şehirleşmeyi unuttuk, para vererek oy apartma operasyonlarına giriştik. Şimdi, İstanbul’dan Ankara’ya rahatça gidilebiliyor ama İstanbul’da bir yerden bir yere gidilemiyor.

Kriz gelince yöneticiler yok oldu
Dolar, 2 TL’yi aştı. Hükümet sözcüsü “her şey çok iyi” diye demeç verdi. Şimdiye kadar global kriz bizi etkilemedi denirken, şimdi “herkese olan bize de oluyor” denilmeye başlandı.
Tam bu süreçte, Merkez Bankası Başkanı 5 gün sürecek bir seyahate çıktı. Oysa, organizasyon şemasına göre Para Piyasaları birimi yani para politikasının günlük yönetimi doğrudan Başkana bağlı. Merkez Bankası, tam kriz sırasında, internet sayfasında günlük ve haftalık döviz rezervi verilerini yayınlamayı durdurdu. “Haftalık Basın Bülteni”nin yayımına son verildi. Zaten, bir süredir Merkez Bankası’nın kurumsal kimliği ile oynanıyor, yıllardır verilen ölüm ilanları bile verilmiyordu.
Son dönemlerde, Merkez Bankası hata üstüne hata yaptı. Global kriz nedeniyle, global likidite bol olduğu için yapılan hatalar kendisini göstermedi. Yapılan her şey iyi gibi göründü. Hatta Merkez Bankası Başkanı, dünyanın en iyi Merkez Bankası Başkanı seçildi. Bu trajikomik durum bile ayılmalarına yetmedi.
- Munzam karşılıkları kullanarak para politikası yapmaya kalktılar.
- Altın rezervlerini katladılar.
- Altın ile munzam karşılık kabul etmeye başladılar.
- FED’i taklit edip, laf ola bir “Para Politikası Kurulu” oluşturdular.
- Kullanılmayan bir “Politika Faizi” yarattılar.
- Göstermelik ve kriz sırasında çalışması gerekirken, çalışmayan “Piyasa Yapıcı Bankalar” belirlediler.
Daha neler, neler!