Üçüncü Dünya Savaşı

Çin-ABD geriliminin veya Ortadoğu’daki çatışmaların boyutunun Üçüncü Dünya Savaşı’nı çıkaracağı konusunda spekülasyon yapılıyor. Oysa, halen bir dünya savaşına neden olacak boyutta bir ekonomik sıkışma yok. Yeni bir dünya savaşında 2 milyara çıkabilecek sayıda kişinin hayatını kaybedeceği düşünüldüğünde, bunun başlatılması ve sürdürülmesinin kolay olmadığı anlaşılıyor.

Yıllık 30 milyon kişinin ölümüne neden olan bir açlık ve fakirlik dalgası ortaya çıkmadığı sürece, yeni bir dünya savaşının şartlarının oluşmayacağını söyleyebiliriz. Bu şartların oluşması için büyük şirketlerin sömürü düzenlerini daha da artırması, işsizliğin çok artması, gelir dağılımının iyice bozulması ve de dünya elitlerinin bir savaşa hazır olması gerekiyor.

Bazı şartlar hazır

Birleşmiş Milletler açıklamalarına göre dünyada 783 milyon kişi temiz içme suyuna ulaşamıyor. Bu sayı, toplam dünya nüfusunun %11’ine tekabül ediyor. Geçtiğimiz dönemde, Rusya ve Amerika dışındaki ülkeler kendi kendine yeten ekonomi olmaktan çıkarıldı. Maalesef biz de bu darboğaza girmiş bulunduk. Neyse ki, ülkemizin su kaynakları açıklarımızın bir bölümünü kapatıyor.

ABD’nin tüm anlaşmalardan özellikle Nükleer Silah Anlaşması’ndan vazgeçmesi, dünyada büyük bir silahlanma yarışına neden olacak. Biz bile, nükleer başlıklı füze yapmak istiyoruz. Kitlesel imha silahları, su ve gıdayı zehirleme silahları, ölümcül ilaçlar, deprem ve volkanik patlama yaratacak elektromanyetik silahlar gibi icatların hepsi, Üçüncü Dünya Savaşı’nın hazırlığı sayılıyor. Hatta homoseksüalitenin artışı dünya nüfusunu kontrol etmenin bir yolu olarak ele alınıyor.

Göç dalgası

ABD “Paris İklim Anlaşması”ndan çekildiğini duyurdu. Bu kararlar ve davranış biçimleri giderek dünyayı kolay yaşanamaz bir planet durumuna sokuyor. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan göç dalgası, başta ABD olmak üzere tüm elit toplumları tehdit ediyor. Gelişmiş ülkeler için şu anda en büyük tehlikenin önlenemez göç dalgası olduğu anlaşılıyor. Göçlerin önlenmesi adına Türkiye gibi ülkelerin tampon bölge olarak kullanılması ya da sınırların kapatılıp duvar örülmesi gibi çareler öngörülüyor. Bunlara ek olarak, ABD küreselleşme politikasından çark ederek, “Önce Amerika” sloganıyla milliyetçi politikalara döndü. Yukarıda saydığımız bütün bu politika değişimi, elit ülkeler ile güçsüz ülkeler arasındaki bağın tamamen koparılması amacı taşıyor.

Amaç elit ülkelerin kendi vatandaşlarını koruyup, diğer ülke vatandaşlarını Üçüncü Dünya Savaşı adı altında yok etmek olabilir mi? Bazı komplo teorisyenleri bunun olabileceğini söylüyorlar. Bazı komplo teorisyenleri de Trump ve Putin’in bu konuda anlaştığını düşünüyorlar.

Bu düşünceler doğru bile olmasa, Trump’ın dünya düzenine çomak sokup, her istikrarı bozmak istediği açık!