Kitap
15.06.2017 - 14:36 | Son Güncelleme: 15.06.2017-14:55

YKY'den 5 kitap birden

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, biri felsefe, diğerleri edebiyat olmak üzere beş kitap yayınladı.

Sitene Ekle
Fotoğrafı ayrıntılı görmek için mouse’u üzerinde gezdirin.

Cam

Edna. Yalnız, aklı karışık, cümleleri yarım, küskün bir kadın. Bunlara rağmen, belki de bunlar sayesinde ilginç bir hikâye anlatıcısı.

Merhum kocası Clarence’ın romanını yeniden basan yayınevi ondan bir önsöz isteyince, dolabın dibine tıktığı daktiloyu çıkarıp yazmaya başlıyor. Bugünü ve geçmişi, yaşadıklarını ve kurguladıklarını... Bugünü yaşlılık, yalnızlık, komşusunun evindeki bitkilere, akvaryuma ve sesi sinirini bozan faresine bakma görevi demek. Geçmişi ise birbirinden ilginç karakterlerin resmi geçidi, her bakımdan sıradışı bir yaşam yolculuğunun dökümü adeta.

Birbirine eklenen paragraflarla Edna’nın belleği adeta bir mozaik gibi şekle bürünüyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan, Sam Savage’ın yazdığı “Cam”, maceralı bir evliliğin ve sınırlarını zorlayan bir zihnin renkli resmi, okurda iz bırakacak türde bir resim.

 

Dalgın Dağlar

“Yaşam, düş gibiydi gerçekten. Ama neden gerçeklik, insanı bu kadar derinden incitiyordu?”

Kadim zamanlarda, antik dönemlerde ya da günümüzde geçen; şehirleri, ülkeleri, kültürleri kateden, bütün zamanlara ait öyküler… Zamanın ve aşkın derinliklerinde gezinen gizli bir el, ruhun katmanlarını ustalıkla harmanlayıp seriyor önümüze…

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Dalgın Dağlar”, Gürsel Korat’ın daha önce yayımlanan Çizgili Sarı Defter ve Gölgenin Canı adlı öykü Kitaplarını bir araya getiriyor.

“Ela gözlerini düşündüm; bu gözlerde kurumuş nehir boyları, sazlıklar, yalnızlıklar, çocuk yaşta ölmüş bir oğul için dökülen yaşlar, annesi için gülen, babası için yakaran, kocası için seven bakışlar saklıydı. Su kuşlarının tedirgin neşesiyle bakmıştı bu gözler; otlar, uzun kavaklar görmüştü, sarı tarlaların içinde yitip giden çocukluğu için ağlamış, uzun bir nehre benzeyen telaşlı ömrünün son üzüntülerini de içine alarak, sımsıkı kapanmıştı.”

 

Filozof ve Bilme Meselesi

Günümüzde, birçok biçimde Aristotelesçi olunabilir. Gerçi istesek de istemesek de za¬ten Aristotelesçiyiz. Bunun nedeni, Aristoteles’in zihinsel ve entelektüel manzaramızda sahip olduğu tarihsel ağırlığın, başka hiç kimseninkiyle kıyas kabul etmiyor olmasıdır. Gözümüzün önünde gelişme kaydeden her disiplinin Aristotelesçi bir temeli vardır. Aristotelesçi olmanın bir nedeni de Aristotelesçiliğin bir tezler bütününden ziyade bir felsefe yapma biçimi olmasıdır. Bir başka deyişle, hem özneyi bilinen nesneye ve bizati¬hi bilgiye göre konumlandırma, hem de kelimenin coğrafî anlamıyla bilmenin haritasını çizme durumu söz konusudur. Dolayısıyla Aristoteles felsefesindeki kırılmaları tespit etmek, birleşme noktalarını ve geçişleri bulmak ve farklı yerlerde bulunan aynı şemaları teşhis etmek gerekir. Bu kitap da Aristoteles’in eserlerinin bütününe “bilme meselesi” doğrultusunda bir güzergâh çizmeyi öneriyor.

Michel Crubellier 1948 doğumlu Fransız filozof. Lille Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğre-tim üyesidir. Başlıca uzmanlık alanı eski Yunan felsefesidir. Enrico Berti ile birlikte hazırladığı, başka bir Aristoteles kitabı daha vardır: Lire Aristote (Aristoteles’i Okumak).

Pierre Pellegrin 1944 doğumlu Fransız filozof. Eski Yunan felsefesi uzmanı olan Pellegrin, Fransız Bilimsel Araştırmalar Merkezi’nde (CNRS) idarecilik yapmaktadır. Ayrıca Fransa’da yayımlanan Aristoteles’in Toplu Eserleri tercümesinin de genel editörlüğünü yürütmektedir.

 

Güneş Yalnız Dirileri Isıtır

Oktay Rifat’ın Şiirleri Üzerine ayt başlıklı ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Güneş Yalnız Dirileri Isıtır”da yazar Alphan Akgül, Oktay Rifat’ın şiirlerini incelerken, bir yandan da şiiri ortaya çıkaran düşünce tarzını yakalamayı hedefliyor; bir bakıma “şiir felsefesi” yapmaya çalışıyor.

Güneş Yalnız Dirileri Isıtır, Oktay Rifat’ın şiirlerini anlamaya basit ama anlamlı bir soruyla başlıyor: İnsan nasıl düşünür? Bulduğu ilk yanıt: “Benzetme ve kıyas yaparak!” İster ilkel ister modern çağlarda olsun, insan benzetme ve kıyas yapar, varlıkları sınıflandırır. Oktay Rifat’ın şiirlerinin ağırlık merkezi de işte burasıdır: Güneş kimi zaman bir tanrı, kimi zaman bir hükümdar, kimi zaman da sadece güneştir ama bir bisiklet tekerine, bir şamdana, bir köpeğe benzeyen bir güneş...

Kitap, Oktay Rifat’ın bir dizesinden gelen adından da anlaşılacağı gibi, şairin benzetme ve çağrışım yapma ilkesinin maddi bir temele dayandığını öne sürüyor. Öte yandan, benzetme yapmanın insanın gizem üretme tutkusunu dışarıda bırakmadığını da vurguluyor: Her Sabah güneşe uyanırız – o hâlâ yalnız dirileri ısıtan güneştir, ama zihnimizin dehlizlerinde yepyeni anlamlara bürünen bir güneş..
 

“Seçme Mektuplar (1945-1985)”

“... zira yazar, insan kardeşlerini kurtarmak için kendini paralayan kimsedir.”

Italo Calvino’nun Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Seçme Mektuplar” kitabı, Paolo Pasolini’den İtalyan Komünist Partisi’ne, Elio Vittorini’den çocuk okurlarına, Umberto Eco’dan edebiyat eleştirmenlerine, dergilere, gazetelere yazdığı edebiyat, felsefe ve siyaset konularını ele alan 40 yıllık mektupları okurların olduğu kadar, yazmaya heveslilerin, yazarların ve yayıncıların da ilgisini çekecek nitelikte.

Sararmaya ve solmaya başlayan imajımla ilgili söylediklerin benim niyetlerimle gayet iyi örtüşüyor. Ölüler, kendilerine ait olmayan şeylerle dolu bir dünyada olmadıkları için nispet ve rahatlama karışımı bir şey hissediyor olmalılar, benim ruh halim de bundan çok uzak sayılmaz. Kimseyi tanımadığım ve kimsenin var olduğumu bilmediği büyük bir şehre yerleşmiş olmam yok yere değil: Bu sayede, daima hayalini kurduğum hayatlardan hiç olmazsa birini gerçekleştirebildim: Yılın büyük bir kısmında günlerimin on iki saatini okumakla geçiriyorum.

 


Gül'ü ile ünlü ilimiz hangisidir?
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX