ABBA şarkıları, aşk, dans ve kadın dayanışması

Bir insan, bir filmden, üstelik de iyi olmayan bir filmden ne kadar mutlu çıkabilir? Ben Mamma Mia!’dan, bana bütün gün yetecek kadar mutlu ve eğlenmiş çıktım. Arka arkaya yılardır dinleğimiz ABBA şarkıları, aşk, dans, kadın dayanışması, zıplama ABBA şarkıları, aşk, dans ve kadın dayanışmasıhoplama... Kısacası eğlenmek için gidilen bir filmde aranılan her şey Mamma Mia!’da. Filmin kendisi çok şey vaat etmiyor olsa da, bütün bunlar ve oyuncu kadrosu filmi seyredilebilir kılmaya ve insanı koltuğunda dans ettirmeye yetiyor bence.
Filmin konusu, senelerdir sahnelenen, 30 milyondan fazla kişinin izlediği müzikalin aynısı.
Sophie, 20 yaşında, evlenmek üzere olan bir genç kızdır. Annesi ile Yunan Adalarında bir otel işletmektedir. Sophie, evlenmeden önce, o güne kadar hiç tanımadığı babasını bulmaya karar verir. Annesinin gençken tuttuğu günlükte, babası olabilecek üç isim bulunca, herkesten habersiz hepsini düğününe çağırır. Davetlilerin ve baba adaylarının gelmeye başlamasıyla adadaki düğün heyecanı artar.
Filmde bütün oyuncular paylarına düşen ABBA şarkılarını kendileri seslendiriyorlar. Meryl Streep’in çok iyi bir oyuncu olduğunu bu filmde bile görebiliyorsunuz. Baba adaylarından tek aksayan Pierce Brosnan. Aklımızda yarattığı imaj o kadar güçlü ki onu bir türlü filmden bir karakter olarak göremiyoruz. Brosnan’lı sahnelerde, James Bond da düğüne davetliymiş gibi bir hava var. Amanda Seyfried ise çok tatlı, iyi şarkı söylüyor, gözlerinin içi gülüyor, filme çok yakışıyor...
Mamma Mia!, ABBA ve müzikalseverler için çok iyi bir eğlencelik olabilecekken bunun dışında kalan seyirciler için yarısına kadar bile tahammül etmesi zor bir seyirliğe dönüşebilir. 

Mamma Mia!
Yön.: Phyllida Lloyd
Oyn.: Meryl Streep, Pierce Brosnan, Colin Firth, Stellan Skarsgaard, Amanda Seyfried
Süre: 108 dakika
imdb.com puanı: 7.4


Baumbach yeni bir aile
ABBA şarkıları, aşk, dans ve kadın dayanışması
Margot at the Wedding  - Kız Kardeşim Evleniyor, sadece yönetmen Noah Baumbach’ın The Squid and the Whale-Mürekkep Balığı ve Balina’dan sonra ne yaptığını görmek, Zane Pais’in ilk rolünde yarattığı harikayı ve Nicole Kidman’ın son zamanlardaki en iyi performansını seyretmek ve iyi bir senaryo ile güçlü diyalogların keyfini çıkarmak için bile seyredilebilecek iyi bir film.
Baumbach, yeni filminde aile ilişkileri ile ilgilenmeye devam ediyor, bizi yine tuhaf bir aile ile tanıştırıyor.
Manhattan’da oturan bir yazar olan Margot, oğlunu da yanına alarak uzun zamandır görüşmediği kız kardeşinin düğününe gitmek için yola çıkar. Kardeşi Pauline’in işsiz nişanlısı Malcolm ile tanışınca bu evliliği onaylamaz. Düğün yaklaştıkça ilişkiler iyice gerilmeye başlar. Beklenmedik bir anda Margot’nun kocasının da düğün evine gelmesi ortalığı karıştıracaktır.
Kız Kardeşim Evleniyor, aile ve insan ilişkilerinin tuhaflığıyla zaman zaman oldukça rahatsız edici bir hale geliyor. Nicole Kidman’ın özellikle oğluna ettiği acımasız laflar insanı tedirgin ediyor. Filmin karakter çözümlemeleri ve oyunculuk performansları dört dörtlük. Hangisinin oyunundan bahsetsem ötekine haksızlık olacak kadar iyi oynuyor herkes. Herkesin üstüne düşeni en iyi şekilde yerine getirdiği Kız Kardeşim Evleniyor’un seyredilmeyi kesinlikle hak eden iyi bir film olduğunu düşünüyorum. Bu filmleri seyrettikten sonra da Baumbach’ın nasıl bir ailesi olduğunu epey merak ediyorum!

Kız Kardeşim Evleniyor
Margot at the Wedding
Yön.: Noah Baumbach
Oyn.: Nicole Kidman, Jennifer Jason Leigh, Jack Black, Zane Pais
Süre: 93 dakika
imdb.com puanı: 6.3

Yeni bir dünyayı keşfetmek
Jules Verne’in ünlü romanı bir kez daha film oldu: Journey to the Center of the Earth - Dünyanın Merkezine Seyahat, bu haftanın teknolojik yönden en ilginç yapımı. Film, dijital 3D tekniği kullanılarak, canlı oyuncularla çekilmiş. Dünyanın Merkezine Seyahat bu şekilde çekilen ve animasyon olmayan ilk film.
Yönetmen Eric Brevig de zaten bir görsel efekt uzmanı. The Village, Signs, The Day after Tomorrow, Men in Black, Pearl Harbor gibi filmlerin görsel efektlerini yapan Brevig, Dünyanın Merkezine Seyahat için ilk kez kamera arkasında. Brevig, filmi çekmeden önce senaroyu da yapılacak görsel efektlere göre tekrar düzenlemiş.
Annesi 13 yaşındaki Sean’ı birkaç hafta amcası Trevor’ın yanına bırakır. Yıllar önce kaybolmuş babası gibi Sean’ın amcası da bir bilim adamıdır. Trevor, ağabeyinin İzlanda’daki yer hareketlerini araştırma yolunda kaybolduğunu fark edince Sean’ı da alarak İzlanda’ya doğru yola çıkar.  

Dünyanın Merkezine Seyahat
Journey to the Center of the Earth 
Yön: Eric Brevig
Oyn: Brendan Fraser, Josh Hutcherson, Anita Briem
Süre: 92 dakika
imdb.com puanı: 6.7

Dedektifin torununun gözünden cinayetler
Bir filmin, özellikle de böyle bir filmin gerçek olduğunu bilerek izlemek insanı her zaman etkiliyor. Filmde kadınlar teker teker öldürüldükçe, gerçekte yaşanmış olduğunu bildiğinden iyice geriliyor insan. Lonely Hearts-Yalnız Kalpler, 1940’lı yıllarda Amerika’da yaşanmış bir cinayetler serisini konu ediyor. “Yalnız Kalpler Katilleri”; Martha Beck ve Raymond Fernandez, gazetelere verdikleri ilanlara başvuran kadınları öldürüp paralarına el koyuyorlar.
İki sevgilinin işlediği cinayetler daha önce de sinemaya aktarılmıştı. Bu filmin hikâye olarak diğerlerinden en büyük farkı; onları takip eden dedektif Elmer Robinson’ın yaşadıklarına diğerlerinden daha geniş yer vermesi. Bunda yönetmen Todd Robinson’ın dedektifin torunu olmasındaki payı büyük herhalde. Robinson, filmi küçükken dedesinin anlattığı hikâyeler üzerine kurgulamış, John Travolta’ya çekimlerde dedesinin şahsi eşyalarından vermiş.
Todd Robinson, Beck ve Fernandez’in birer seri katile dönüşme periyodunu gayet iyi işlemiş. Filmin başarılı sinematografisi ve özellikle Jared Leto’nun performansı filmi seyrettiriyor. Hem katillerin, hem de dedektifin hikâyesinin anlatılma kaygısı filmi zaman zaman yüzeyselleştirse de Yalnız Kalpler  sıkılmadan, zevkle seyredilecek bir film.

Yalnız Kalpler
Lonely Hearts
Yön: Todd Robinson
Oyn: John Travolta, James Gondolfini, Jared Leto, Salma Hayek
Süre: 94 dakika
imdb.com puanı: 6.6

Romero imzalı 5. zombi filmi
Zombi filmlerinin büyük ustası, yönetmen George Romero’nun, en iyi filmi olmasa da hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayan son filmi Diary of the Dead -  Ölülerin Günlüğü, bu haftanın korkuseverlere hediyesi. 1968’de çektiği Night of the Living Dead-Yaşayan Ölülerin Gecesi ile zombi filmleri dünyasına adını sağlam harflerle yazan Romero, son  filmi için “mitin yeniden düzenlenmesi” ifadesini kullanıyor. Film yönetmenin beşinci zombi filmi.
Pensilvanya’nın ormanllarında bir grup sinema öğrencisi, düşük bütçeli bir film çekmeye çalışmak-tadır. Bu sırada, şehirde ölülerin canlandığına ve insanları yok edip dünyayı ele geçirmeye çalışmakta olduğuna dair bir haber duyarlar. Bunun üzerine kaçmak yerine onları kaydetmeye karar  verirler.

Ölülerin Günlüğü
Diary of the Dead 
Yön: George A. Romero
Oyn: Joshua Close, Scott Wentworth, Michelle Morgan, Süre: 95 dakika
imdb.com puanı: 6.3