Geri Dön

“Alkış bağımlılık yapıyor”

16. Bodrum Uluslararası Bale Festivali’nde bu akşam sahnelenecek “Don Kişot” ta yer alan baş balet Erhan Güzel “Bir temsil yapıp alkış alınca, işte o zaman diyorsun ‘Ben dans etmezsem ölürüm.’ Alkış o kadar güzel ki, bağımlılık yapan bir şey” diyor

“Alkış bağımlılık yapıyor”

Babam Ankara Devlet Tiyatroları’nda dekorcuydu. Mersin Operası açıldığında oraya taşındık. Aile dostumuz Cüneyt Gökçer babama “Orada baleye ver” demiş. 7 yaşında baleye orada başladım. Gittiğimde iki-üç erkektik, ilk bale dersimizi yaptık. Çıkışta babama ‘Ben hayatımın sonuna kadar bale yapmak istiyorum’ dedim...”

Bu cümlelerin sahibi “Şımarık Kız”, “Giselle” ve “Kuğu Gölü”nün aralarında olduğu birçok balede yer almış olan İstanbul Devlet Opera ve Balesi baş baleti Erhan Güzel. Güzel, bu akşam 16. Bodrum Uluslararası Bale Festivali kapsamında sahnelenecek “Don Kişot” balesinde Basilio olarak sahnede...

- “Don Kişot”la dönüyorsunuz...

Birçok bale dans ettim, izledim. Don Kişot’tan çıkan her insanın neşesinin yerine geldiğini, eve gidince huzur bulduklarını biliyorum. Kendimi hiperaktif bir adam olarak görüyorum. Günde 7-8 saat çalışıyorum. Bale haricinde ekstra pilates, kardiyo ya da yoga yapıyorum. Çünkü bahsettiğimiz “Don Kişot”, dünyada bunun çıtalarını gerçekten yukarı taşımış bir sürü bale topluluğu var. Bu işin dünyada sıralamaya girmesi, seyircilere geçmesi için benim insanüstü çalışmam lazım.

“Yaptığım aşkla terlemek”

- Türksoy Özel Ödülü sahibisiniz. Havada üç tur dönme hareketini de yapabilen az sayıda sanatçıdanmışsınız...

Evet, özel ödül aldım. Ama sanatın, balenin yarışması olmasına inanmıyorum. Sen dört prüvet döndün, ben beş. Madalyayı ben mi alacağım? Kimi iki tane döner ama öyle bir bakar ki seyirciye, “Ah” dersin, yüreğin sızlar, kalbin aşkla dolar. Yine de sanatçıların dünyanın birçok yerinden figürler görüp kendilerini geliştirebilmeleri, sosyal bir bale ağı kurabilmek için yapılan bale yarışmalarımız var. “Tour en l’air” biraz zor bir hareket. Ben de yapanlardan biriyim, Don Kişot’ta da yapacağım ama sadece bunu yapınca en iyisi olmuyorsun. Bale komple yapıldığı zaman güzel olabilen bir şey.

“Alkış bağımlılık yapıyor”
- Erkek çocuklarının baleye gönderilmesine teşvik amaçlı “Prens gibi eğitim alıyorsunuz, matadorlar kadar özgüvenli ve bir boksör kadar güçlü oluyorsunuz” gibi yazılar paylaşıyorsunuz...

Büyülü bir dünyadan bahsediyor olabilirim ama zorluklarından da bahsediyorum. Bir sürü eleme sınavı var. Bale çalışmamayı kaldırabilecek bir meslek değil. O yüzden madencilikten sonra dünyanın en zor ikinci mesleği olarak anılır. 6-7 yaşında başlayıp en yakın 18-19 yaşında profesyonel olabilirsin, 21-22 yaşında başrol oynayabilirsen, ne şanslısın. Bir de ben hiçbir zaman karşılaşmadım, ama bir ‘efemine’ algısı ya da “düzgün karşılanmıyor” falan gibi durumlar söz konusu olabiliyor. Kesinlikle katılmıyorum. Bu bir meslektir, icra edene de bale sanatçısı denir. Cinsiyetçilik yapılmaması gerek. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum da değil. Dünyanın her yerinde erkek bale sanatçıları azalmakta. Sebebi; bale çok ilerledikçe çok zor olmaya başlıyor. Eleme aşamasında çok fire veriliyor, çok az kişi galip çıkıp devlet opera balesi müdürlüklerine ulaşabiliyor.

- Sosyal medyada on bine yakın takipçiniz var.

Yazı yazmayı çok seviyorum. Hoşlarına gidiyor olsa gerek, takip etmeye başladılar. Benimle beraber bu hayatın ne kadar stresli, bir o kadar da güzel olduğunu gördüler. Geçen gün biri “Aşkla terle” yazmış bana, benim tam olarak yaptığım şey o... Elimden geldiğince bir iki cümleyle, fotoğrafla bale sanatının ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Mesleğimle gurur duyuyorum. Hayranlarım var, sağolsunlar. Günde 100-120 tane evlilik teklifi alıyorum. Hatta bazı erkekler de “Ya Erhan abi benimle de evlen” falan diye şaka yapıyorlar.

- Başarılı bir gösteri sonunda neler hissediyorsunuz?

Hiçbir zaman para için yapmadım bu mesleği. Hele bir de güzel bir temsil yapıp güzel alkış alınca, yeme de yanında yat... İşte o zaman diyorsun “Ben dans etmezsem ölürüm.” Alkış o kadar güzel ki, bağımlılık yapan bir şey. Sigarayı, tuttuğun takımı bırakırsın ama alkışı bırakamazsın.

- Kendinizi görmeyi hayal ettiğiniz bir nokta var mı?

Dünyanın her yerinde, en güzel sahnelerinde dans ettim. Dünyada star oladak adlandırılan bale sanatçılarının çoğu arkadaşım. Ama daha ne yapardınız derseniz, her gün yeni bir temsil, her gün yeni bir sınav. Bunu isterdim. Bana bir çanta verin; içinde taytım, patiğim, koletim olsun; dünyanın her yerinde dans ederim.

“Rüyalarımda kostümümü unutuyorum”

- Sakatlıklar, temsil stresi... Mesleğinizin zor bir psikolojisi var.

Bu zirveye doğru gidilen bir yol ve asla zirveye varamıyorsun. Ben 20 yaşında başrol dans etmeye başladım ve baş balet olarak devam ediyorum. Bu çok büyük bir gömlek, giymek gerçekten yürek ister. Bazen o kadar stresli temsiller, dönemler oluyor ki... Mesela ben rüyalarımda kostümü unuturum. Ve temsile geç kalırım, kabuslarım bunlar. O yüzden biraz izole bir hayat yaşıyorum.

- Yağ oranınız yüzde 4’müş...

Saat 16.00’dan sonra bir şey yemiyorum. Ekmek, un, şeker, gazlı içecekler tüketmiyorum. Karbonhidratı sadece baldan alıyorum. Son iki yıldır bu şekilde yaşıyorum. Ve böyle de yaşamak zorundayım. Bale ömrümün sonlarına gelmeye başladım. Ortalama 40-44 yaşlarında biten bir kariyer var.

Ben 34 yaşındayım. Dans edebildiğim kadar edeceğim. Edemediğim zamanlarda da ya bir öğretmen, bir çalıştırıcı, bir direktör olarak yine bu geminin bir tayfası olacağım.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber