Geri Dön
CumartesiAslı Tandoğan: Masal dünyasında yaşıyorum

Aslı Tandoğan: Masal dünyasında yaşıyorum

İş Sanat Masal Tiyatrosu’nda çocukları eğlenceli serüvenlere davet eden Aslı Tandoğan, kendi hayatını da masallara benzetiyor: “İki çocuk ve eşimle evde gürültü, koşturma, oyun, dans eksik olmuyor. Bunlar öyle iyi geliyor ki masal dünyasında yaşıyor gibiyim”

Aslı Tandoğan: Masal dünyasında yaşıyorum

 

Rüzgarlı, gri, soğuk bir İstanbul gününde gidiyorum Levent’teki İş Sanat Kültür Merkezi’ne. Sessizliğin karşıladığı binada o kırmızı koltuklara derin bir iç çekişle bakıyorum. Bir daha ne zaman buralar dolacak diye düşünürken masal karakterlerinin büyüsünü üzerine giymiş, bütün neşesiyle geliyor Aslı Tandoğan. Çocuklar bir süredir İş Sanat Masal Tiyatrosu’nda Tandoğan’ın canlandırdığı eğlenceli masal karakterleriyle buluşuyor. Bugünlerde masallara sığınmaktan daha güzel ne olabilir ki zaten? Sezon boyunca İş Sanat’ın sosyal medya hesaplarından ücretsiz olarak izleme imkanımız da varken...  Aslı Tandoğan ve yönetmen Lerzan Pamir’le her hafta bir masal çekimi için buluştukları sahnede konuşuyoruz. Konumuz her ne kadar masallar, çocuklar olsa da bir süre önce hastanede kalacak kadar maruz kaldığı Kovid-19’la birlikte yaşadıklarını da dinliyoruz Tandoğan’dan.

Aslı Tandoğan: Masal dünyasında yaşıyorum

- Salgınla birlikte bir kabusun içinde gibiyiz... Ki bu kötü süreçten ailece siz de etkilendiniz. Neler düşündünüz o zamanlarda?

Psikolojik olarak çok kötü oldum. Büyük bir korku yaşadım. Kocama ne olacak, bana ne olacak, bize bir şey olursa çocuklar ne olacak diye düşündüm... Ben hastanede 5 gün kaldım, kocam 15 gün. Yan yana odalardaydık. 40 yaşına hastane odasında girdi. Ona zar zor bir kek parçası, kürdan gibi eğri büğrü küçücük bir mum bulup, odasına gitim. O an sadece evimizde, salonumuzda çocuklarımızla olalım, yeter diye düşündüm.

- Neye sığındınız, nasıl topladınız kendinizi?

Karşımda eşimin, annemin, teyzemin, çocuklarımın fotoğrafları vardı. Kendime güçlü olmalısın, onların yanında olmalısın, hayatta kalmalısın dedim. Sürekli meditasyon yaptım. Aslında evde sıkıcı sandığımız zamanlar dünyanın en kıymetli günü olabiliyormuş. Eğer sağlıklıysan ve sevdiklerin yanındaysa. En basit şey, senin için en değerli şey.

- Pandemi öncesi İş Sanat’la çocuklar için çalışmaya başlamıştınız ve şimdi masal tiyatrosuna evrildi oyunlarınız...  Sizin için nasıl bir yolculuk bu?

Pandeminin hemen öncesi “Robot Pinokyo” oyunumuz vardı. Sonra evden masallar okuduk, bir süredir de İş Sanat sahnesinde masal tiyatrosu yapıyoruz. Burada inanılmaz bir enerji geliyor bana. Evlerden zaten çıkamadığımız günlerde, ben masalların arasına giriyorum. Gri günlerde pesbembe zamanlar diyebiliriz. Rengarenk kostümler giyiyorum. Zaten tek kadın oyuncu benim. Oyunda 4 kadın varsa 4’ünü de ben oynuyorum. Cadı da benim, prenses de... 

- Sizin masallarla aranız nasıldı, en çok hangisini severdiniz?

Ben de masallarla büyüyen bir çocuktum. En çok Alice Harikalar Diyarı’nı çok severdim. Biraz büyüdükten sonra da Orta Dünya masallarına ilgi duydum. Aslında masal, sihir, büyü, çocukluğumdan beri beni hep etkilemiştir. Mucizelere inanmayı seviyorum belki de... Köşeli bir dünya hoşuma gitmiyor.

- Peki bir masal kahramanı olma şansınız olsaydı kimi isterdiniz?

Deniz kızı olmak isterdim. Küçükken guletimiz vardı ve yazları teknede geçiriyorduk. Ben de genelde yalnız kalıyordum. Sürekli denize girip çıkıyordum ve kendimi deniz kızı olarak düşünüyordum. Rüzgar benim kardeşim olurdu. O açıdan o yaşlarda hissettiğim gibi deniz kızı olmak isterdim.

- İki çocuğunuz var. Onların masallara ilgisi nasıl?

Benim düşünceme göre eğer çocuklar, baştan sona gözlerini ayırmadan seyrediyorlarsa, o iş başarılıdır. Çünkü onlar ayıp olmasın diye izlemezler. Çok saftır duyguları. Bizim oyunlarımızı çocuklarım da baştan sona konsantrasyonları bozulmadan seyrediyor, bu benim için çok kıymetli. Bir de insanların ruhlarını zedeleyecek, kalplerini kıracak herhangi bir nokta olmasın diye çok uğraşıyoruz.

- Sosyal medyadaki paylaşımlarınıza bakınca rahatlıkla “masal gibi bir yaşam” yorumu yapılabilir. Peki,  gerçekten de öyle diyebiliriz miyiz?

Evet, öyle. Eşim, ailesine inanılmaz düşkün biri. İşi dışında hep bir aradayız. Evde sürekli aktiviteler yapar, dans eder, oyunlar oynarız. Tabii çocukların 2 ve 6 yaşlarında olması nedeniyle evde sürekli bir gürültü, koşturma oluyor. Ama bu insana çok iyi geliyor. O açıdan şu anda evet, masal dünyasında yaşıyor gibiyim.

Aslı Tandoğan: Masal dünyasında yaşıyorum

“SETLER YIPRATICI GELİYOR”

- Uzun süredir ara verdiğiniz setlere konuk oyuncu olarak döndünüz. Ekranı özlediniz mi?

Kamera önünde olmayı, bir karakteri canlandırmayı çok seviyorum. Ama ondan öncesi ve sonrası asıl mesele. O kadar uzun yıllar çalıştım ki şimdi bana yıpratıcı geliyor. Bir yandan soğuğa maruz kalıyorsun ama üzerin ince olmak zorunda ya da tam tersi. O koşullara şu anda hiç hazır hissetmiyorum. Temposu çok ağır olduğu için biraz uzak duruyorum. Kızım da daha iki yaşında. Onun da en güzel zamanı, okula başladığı zaman tekrar başlarım. O yüzden bu sezon masalların dünyasıyla devam edeceğim bir sürpriz olmazsa.

LERZAN PAMİR: “ÇOCUKLAR KAYIT CİHAZI GİBİ”

- Lerzan Hanım, siz bu yolcuğunuzu nasıl anlatırsınız?

Gerçekten güzel bir ekip olduk. Bir de Aslı sanki, onlarca kostümün içinde öyle güzel değişiyor ki. Ben masalı hazırlıyorum, çekim zamanı bir bakıyorum Aslı, o role kendine göre renk katmış. Ne giyerse o oluyor. O açıdan bu proje için müthiş bir buluşma oldu. Diğer oyuncu arkadaşlarımız Anıl Altınöz ve Mert Aydın için de öyle.

- Çocuk oyunlarının yetişkin oyunlarından farkı nedir?

Çocuklara yönelik projeler çok daha büyük sorumluluk isteyen işler. Çünkü hata yapma, onların dünyasını kirletme lüksünüz yok. Her masalın her kelimesini aramızda defalarca süzgeçten geçiriyoruz. Çünkü çocuklar kayıt cihazı gibi. Zihinleri ve kalpleri için çok hassas davranıyorum. Yanlış bir şey asla söylememeli, onları incitmemeliyiz. Onların hayal dünyaları için düşünürken kendinizi de geliştirmiş oluyorsunuz. Kendi içinizden de bir çocuk çıkarıyorsunuz.

- Peki, masallardan sonra nasıl dönüşler alıyorsunuz?

Çok olumlu, hatta bir yerden sonra bunu da yapar mısınız diye soruyorlar. Biz de bu durumu çok sevdik. Benim yeğenim, Aslı’nın çocukları var. Yakın çevremizi de gözlemliyoruz. İlk başta düşünmediğimiz, sonra çok sevildiğini fark ettiğimiz sahneler oluyor. Her yaptığımız masalın geri dönüşünün ardından motivasyonum daha da arttı. Onların ne kadar çok şeye dikkat ettiklerini, düşündüğümden daha da fazla keyif aldıklarını görünce çok değerli hissediyorum.

- Tiyatrolar salgından en çok etkilenen alanlarda ilk sıralarda. Bugünlerin dönüşü nasıl olacak sizce?

Şu dönemin çok zor geçtiğini reddememem. Seyirciyi aldığınızda geriye kalan bizi çok da tatmin etmiyor. Ama çok da olumsuz konuşmak istemiyorum. Bu süreç, işimizi yapmak için farklı yollar aramak için yeni fikirler verdi. Pandemi ilan edildikten sonra evlerimizde çektiğimiz, sonrasında da İş Kuleleri Salonu’nda çekmeye başladığımız tüm masallar İş Sanat’ın YouTube kanalında yayınlanıyor. Online projeleri üç yıl önce söyleseniz aklımıza bile gelmezdi muhtemelen. Ama şimdi yeni formüller, alanlar, fikirler açmamıza teşvik etti, mecbur etti. Eminim katkıları da olacaktır. Ne zaman olduğunu bilemiyorum ama tiyatroya gidebileceğimizi duyduğumuz anda salonların dolup taşacağına seyircilerimizin bütün özlemiyle yanımızda olacaklarına inanıyorum. Çok Pollyanna olabilirim ama inanıyorum.

Aslı Tandoğan: Masal dünyasında yaşıyorum

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler