Geri Dön
Cumartesi“Çocuk bumerang gibi, nasıl atarsan öyle geri geliyor”

“Çocuk bumerang gibi, nasıl atarsan öyle geri geliyor”

2.5 yaşındaki kızı Nil’le oyun ve şarkılarını Instagram hesabında paylaşan oyuncu Murat Aygen, kızıyla kurduğu ilişkiyle şu sıralar sosyal medyanın en konuşulan isimlerinden. Murat-Nihan Aygen çifti ve Nil’le bir araya geldik; babalık, çocuk yetiştirmek ve aile üzerine konuştuk.

“Çocuk bumerang gibi, nasıl atarsan öyle geri geliyor”

Son olarak “İstanbullu Gelin” dizisinde Can rolüyle izlediğimiz oyuncu Murat Aygen, şu sıralar Instagram’da 2.5 yaşındaki kızı Nil’le yaptığı paylaşımlarla adından söz ettiriyor. Baba-kızın şarkılar söyledikleri, oyunlar oynadıkları fotoğraf ve videoları çok ilgi görüyor. Onu ve kendisi gibi oyuncu eşi Nihan Aygen’i takip edenler haricinde, kızları Nil de kendi kitlesini yaratmış durumda artık. Babalar Günü vesilesiyle buluştuğumuzda, Nil beni görür görmez “Aaa Beyonce saçlı” deyince, itiraf edeyim, şaşırdım. “Nereden biliyorsun Beyonce’yi?” demiş bulundum ama sonrasında hatamı anladım. Nil’den ağaç türlerini ve “Nilce” kelimeleri öğrendiğim, ortak hobimiz yogayı keşfedince de bana kendi yarattığı yoga pozlarını sergilediği bir röportaj oldu... Hep beraber yürürken bir ara bilmecelerini yanıtlarken buldum kendimi: “Ufacık tefecik içi dolu neşecik?” Hemen yanıtladı: “Nil!”

- “Aile” ne ifade ediyor size?

En büyük hayalim ailem olmasıydı. Bu anlamda tamamlayıcı bir enerjiye Nihan’la karşılaşana kadar denk gelmemiştim. Onu gördüğümde ilk kez bu duyguyu yaşadım, “Karım” dedim direkt. Bir projemde seçmelere gelmişti, tanıştıktan 6 ay sonra da evlendik. 2010’da düğünde misafirlere “Kızımız olacağına inanıyoruz, isminin de Nil olmasına karar verdik” dedik. 2015’te doğdu Nil ve biz bu beş sene boyunca gittiğimiz her yerde, yaşadığımız her duygu selinde Nil’e videolar çektik. Dört uzun metraj çıkar... Çok çeşitli insanlar, ileride seyredeceği bir dokümantasyon için dünyaya gelmemiş Nil’e mesajlar verdi. 10. yaşında onlarla birlikte seyredelim gibi bir planımız var.

- Babalık neleri keşfettirdi size?

Şöyle bir duygu geldi, hiç ölmek istemiyorum. Eşim ve kızımla mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyorum, o yüzden daha sağlıklı ve huzurlu olmak için uğraşıyorum.

- Baba-kız ritüelleriniz neler?

Ne zaman fiziksel olarak enerji atmak istese ya da “Teknik olarak bununla ilgili ne yapabiliriz?” sorusu olsa, benim yanıma geliyor. Her akşam “Bugün ne yaptık?” değerlendirmemiz var. Müzik birlikteliğimiz anne karnından beri... Evde hep müzik olduğu, bir şeyler çalındığı için Nil de o hamurun içine doğdu, yoğrularak büyüdü. Piyanoya ve ritim sazlarına merakı buradan. Mozart’ı, Beethoven’ı, Rossini’yi ayırt edebiliyor. Bir şarkının ritmik yapısını çalıyor, üstüne varyasyon yapıyor. Şarkı söylemeye, dansa çok meraklı. Taş ve bahçe tasarımı yapıyor; kıyafetler, aksesuarlar tasarlıyor. Zaten oyuncak almaktansa yapmayı seviyoruz.

- Paylaştığınız diğer hobiler neler?

Kristal ve fosil koleksiyonu yapıyorum, onları öğreniyor. Taşlara, bitkilere çok meraklı. Biz bir şey öğretmiyoruz, o kendisi alıyor zaten. İngilizceyi anlaşacak kadar konuşuyor, İtalyanca, Fransızca, Romence, Almanca sayı sayar, kelimeler bilir, şarkı söyler... Sen de mecburen kendini yetiştiriyorsun, çünkü her şeyi soruyor.

- Instagram’da paylaşma fikri nasıl gelişti? Nasıl yorumlar alıyorsunuz?

Bir beklentiyle yapmadık, dünyanın bir sürü yerinde ahbabımız var. Orada paylaştığımızda herkese ulaşmış oluyor. “Bu çocuğu nasıl yetiştiriyorsunuz da bu hale geldi?” diye soruyorlar. Babalıkla ilgili YouTube kanalı istiyorlar. Ama şu anda hemen düşünmüyorum. Nil, eğitim bilimcilerce üstün yetenekli (gifted) olarak tanımlanan bir çocuk. Kafası hep bir şeyle meşgul, bir yaşından itibaren tasarım, bir şey yaratma lafları var ağzında. Biz de özgür, güvende ve sağlıklı yetişmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çocuk bumerang gibi, nasıl atarsan öyle geri geliyor.

“Çocuk bumerang gibi, nasıl atarsan öyle geri geliyor”

Murat-Nihan Aygen çifti ve kızları Nil, fotoğraf çekeceğimiz parka giden yol boyunca el ele yürüdüler ve şarkılar söylediler...

Yonca Lodi’den düet teklifi

- İşkolik olduğunuzu söylemişsiniz.

Projekoliğim aslında. Eksikliğini hissettiğim şeyleri tasarladım bugüne dek. Bir sinema filmine başlıyorum. Eğitim bilimci bir arkadaşımla da Nil gibi çocuklar için bir okul açma hayalimiz var, gerçekleştirebiliriz. Yonca Lodi, rockçı Aslı Gökyokuş gibi birkaç müzisyen arkadaşım da Nil’le düet yapmak istediklerini söylediler. “Hep beraber gireriz stüdyoya” dedik. 3 yaşında Nil’in bir albümünü yaparız diye düşünüyoruz.

- Nil kendi kitlesini yaratıyor yani...

Nil sezaryenle doğdu, doktorumuz ne zaman dünyaya gelsin deyince hobi olarak astrologluk yapan arkadaşımıza sorduk. “15 Eylül’de, saat 11.00-11.30 arasında gelsin. Başak burcu olacak, o saat aralığı özel” dedi. Ama 11.41’de doğdu. “Doğabileceği günlerin içinde en iyi günde, en iyi saatte dünyaya gelmiş. Çünkü sadece o saatte yıldızlarda bir şey var, kraliyet yıldızını almış. Prenses diye tanımlanan bir çocuk olacak” dedi sonra. Ama prensini bekleyen değil, sosyal ilişkileri olan, kendi faunasını yaratan... Gerçekten de iletişimi kolay, çok sosyal bir çocuk.

- Bayram günlerini yaşıyoruz. Bayramın size çağrıştırdıkları neler?

Bayram, insanların birbiriyle olan sosyal iletişiminin çok geniş bir platformda yaşanması durumu. Ailenin, toplumun bir arada oluşu, aynı gün, aynı şeye sevinip mutlu olmak, birbirine sarılmak bunlar çok özel şeyler… Her sene yılbaşında insanlar yenilendiklerini, tazelendiklerini düşünürler ya, halbuki bir gün sonraya geçiyorsun. Toplumda, ekonomide yeni bir şey olmuyor, sadece sen o umutla başlıyorsun. Ben bütün bayramları da o şekilde görürüm…Umut dolu yeni bir başlangıç. Bayramın benim için ticari bir yanı da vardı çocukluğumda. Küçük oyunlar vardı game watch diye, oynamayı sevmezdim ama mahalledeki çocuklar çok seviyor diye bayram harçlıklarımla alır, onlara kiralardım...

“Her gün yeni bir başlangıç”

- Bayramı ailece geçireceksiniz.

Evet. Bizim için her an özel. Mesela bugün karımın elini ilk defa bu saatte tutmuş oldum. Bir saat sonra da ilk defa o an tutmuş olacağım, o tazelikte yaşamayı seviyorum. Her gününüz bayram havasında olsun derler ya, öyle. Her gün yeni bir başlangıç bizim için. Her bayramda da bu durum toplumsal boyutta yaşandığı için daha büyük bir enerji çektiğine inanıyorum.

- Geleneklerden de konuşuyor musunuz Nil’le?

Biz gelenek ve ritüellere çok önem veriyoruz, hangi toplumda yaşarsak yaşayalım nelerle karşılaşacağını bilen insanlarız. Nil’in de bunları bilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

NİHAN AYGEN: “Bizim evde oyunlar bitmez”

- Oyunculuğa ara verdiniz...

Bir aile büyüğüyle, bakıcıyla büyütmek istemedim. Çocuğumu kendim büyütmek istiyorum. Hayatımıza dahil olsun, beraber şekillenelim… İşime döneceğim ama Nil’den kopmaya hazır değilim galiba, seneye olabilir.

- Baba-kız ilişkileri sizce nasıl?

Murat gibi bir kocam olduğu için çok şanslıyım. Bir annenin çok yardıma ihtiyacı oluyor. Bu yardımı en yakını, baba yapıyorsa ekstra anlamlı çünkü çocuk hem babadan hem anneden bir şeyler öğrenerek, çekirdek ailesinden gelişmeli. Baba uzak kalırsa, çocuk bir tarafı biraz eksik büyüyor. O yüzden Murat Nil’in, hatta aslında herkesin sahip olabileceği en iyi baba. Çok güzel bir ilişkileri var. Tabii ki bana çok düşkün ama mesela ben spora gittiğimde biliyor ki birazdan evde babayla eğlence başlayacak…

- Anne-kız zamanlarınız nasıl?

Bizim evde oyunlar bitmez. Bu aralar evdeki modumuz, Kuğu Gölü Balesi’nden dört kuğunun dansını açıp, tütüleri giyip, onun koreografisini yapmak...