Geri Dön
Cumartesi'Deli cesaretiyle yola çıktık'

'Deli cesaretiyle yola çıktık'

Orkestra şefi Elif Karabiber’in öncülüğünde hepsi 20’li yaşlarda olan müzisyenlerin oluşturduğu ‘Yeni Kuşak Orkestrası’, pandeminin tüm olumsuzluklarına müziğin birleştirici ve iyileştirici yönüyle karşılık veriyor.

'Deli cesaretiyle yola çıktık'

 

ÖZLEM ÜLKÜ - Daha 4 yaşındayken babasının paçalarına yapışıp keman isteyen kız çocuğu, iki gün önce hem de 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda kendi kurduğu “Yeni Kuşak Orkestrası”nın şefi olarak Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun çevrimiçi konserleri kapsamında YouTube kanalında karşımıza çıktı. Adı, Elif Karabiber. Pandemi sürecinde orkestradan uzak kalmış genç müzisyenlere ilham ve motivasyon kaynağı olma fikriyle orkestra kuran 24 yaşındaki şef, müzisyenler için müzik ve birlikteliğin yaşam kaynağı olduğu bilinciyle çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. CRR YouTube kanalında bir hafta boyunca izlenebilecek konser kaydından yola çıkarak konuşuyoruz genç orkestra şefiyle...

2020 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Kompozisyon ve Orkestra Şefliği bölümünden mezun olup üç ay sonra yüksek lisansa kabul edilen Elif Karabiber’in müzik yolculuğu çok küçük yaşlarda başlamış. Daha dört yaşındayken babasından keman almasını istediği yıllarda. Sonrasında kurslar girmiş hayatına: “Yıllarca annem ve babam hafta sonları keman kursuna götürdü beni. Sonra 5. sınıftayken Mimar Sinan’ın keman bölümüne hazırlandım ama sınavdan bir ay önce kolum çıktı ve o sınava giremedim. İnat edip, çalışmayı bırakmadım. Liseye kadar idealleri keman üzerine olan bir öğrenciydim. Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi’ne girdim, orada piyanoya da başladım. Okurken daha kollektif bir şeyler yapma isteği uyandı. Ve orkestra şefi olmaya karar verdim”.

“Kadınlar da başarır diyerek bu yola baş koydum”

Lisede verdiği kararın ardından kendine bir idol aramış Karabiber. Fakat acı bir gerçekle karşılaşmış; dünyada kadın orkestra şef oranının yüzde 8 olduğunu öğrenmiş. İşte bu bilgi, onu bu yolda kamçılayan olmuş: “İnsan yapacağı işte iyi bir örnek görmek istiyor. Neden biz yapamıyoruz, neden erkeklerin yönettiği bir orkestrada müziğimizi icra etmek durumundayız, kadınlar da iyi yapabilir diyerek bu yola baş koydum.” Ardından dünyaca ünlü İtalyan orkestra şefi Antonio Pirolli’nin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde hoca olarak görev almasıyla açılan orkestra şefliği bölümüne 2015 yılında kabul gören tek öğrenci olmuş: “Hasan Uçarsu, Ahmet Altuner, Mehmet Nemutlu ve Özkan Manav gibi Türkiye’nin çok iyi bestecileriyle çalışma fırsatı buldum. Antonio Pirolli’nin öğrencisi oldum ve sonrasında Cem Mansur’la devam ettim. 2019 yılına Cem Mansur aynı zamanda Cemal Reşit Rey’in (CRR) sanat yönetmeni oldu. Ve ben de CRR’de rejide görev aldım. Nota üzerinden kameramanlara yönetmenlik yaptım. Nota sıralamasına göre çekime girmesi gereken enstrümanları ben yönlendiriyordum.” 

“Pandemi var ama içimizde aşk da var”

Üniversiteden mezun olduğu yıl salgın nedeniyle mezuniyet konseri veremeyen Elif Karabiber, ilk etapta birçok müzisyenin yaşadığı acıya, karamsarlığa düşmüş. Motivasyonunu kaybetmiş, umutları sarsılmış ama sonra içindeki müzik aşkına tutunmuş. O aşk, mezuniyetinde yer alacağı Cemal Reşit Rey’in yoluna, bugünlere getirmiş: “CRR’deki mezuniyet konserim pandemi nedeniyle iptal oldu. Bu benim motivasyonumu çok düşürdü. Ve etrafımda birçok müzisyen arkadaşımın da motivasyonunun düşük olduğunu fark ettim. İnanılmaz bir karamsarlığa kapıldık. Ama bir şeyler yapmamız lazımdı. Pandemi var evet ama bizde de aşk var. Belki biraz deli cesaretiyle bu yola baş koydum. Okul orkestrasıyla bir araya gelemiyorsak kendi orkestramızla bir şey yapmalıyız dedim ve arkadaşlarımla paylaştım. Hepsi gönülden istedi. Bir şeyi isteyerek yaptığınızda iş değil aşk yapmış oluyorsunuz. Şubatın son günlerinde orkestramızı oluşturduk.”

“Fikir babamız Cem Mansur”

Orkestranın adını da “Yeni Kuşak Orkestrası” olarak belirleyen Karabiber, “Her zaman yeni kalacak, hep yeni kanla, canla devam edecek bir iş, ekip olsun istedim. Bir de en küçüğümüz 2003, en büyüğümüz 1995 doğumlu olan ekibimize “Yeni Kuşak”tan daha iyi bir isim olduğunu düşünmüyorum” derken orkestra üye sayısının kendisiyle beraber 17 olduğunu söylüyor. Ayrıca ‘koruyucu meleklerimiz’ diye hitap ettiği daha fazla genç müzisyenin kendilerini desteklediğini, 50 kişilik bir repertuvar hazırlayabilecek kapasitelerinin olduğunu da vurguluyor.

Deli cesaretiyle yola çıktık

Şubat sonunda oluşan orkestra, elinde ne konser ne yayın programı varken çalışmak için yer aramaya başlamış. Tek dertleri müzik yapmak. Bu konuda şefliğini konuşturan Karabiber, önce bir fotoğraf stüdyosundan destek almış. Çalışma alanı ve fotoğraf çekimi gibi ilk adımları onların aracılığıyla atınca şeflik hocası Cem Mansur’un kapısını çalmış. O adımla bugünkü performanslarının gerçekleşmiş: “Yaşadıklarımızı hocam Cem Mansur’a anlattım. Yüksek lisansa kabul aldıktan sonra da Cem Mansur hocayla çalışmaya devam ediyordum. Fikir babamız olup, ‘ekibinizi çoğaltın size konser yapalım’ dedi. Onun hakkı ödenmez. Bize kol kanat gerdi. CRR’nin sanat yönetmeni olarak da bizi destekledi. Kendisi bizi çalıştırmadı ama benim hocam olduğu için danıştığım noktalar da oldu. İki prova bir yayın günüyle çekim yaptık. Romantik döneme ait üç eser çaldık. E. Elgar, Yaylı Çalgılar için Serenad, M. Bruch,  İsveç Melodileri üzerine Serenad, P. İ. Çaykovski, Valse/Elegie. Ama başta yayının 19 Mayıs’ta olacağını bilseydik Atatürk’ün sevdiği müzikleri de eklerdik. Bir sonraki konserimizde umarım yapabiliriz.”

Deli cesaretiyle yola çıktık

“O alkışları almak en büyük en büyük hedefimiz”

Yeni Kuşak Orkestrası olarak ilk konserlerini seyircisiz olarak verme durumunda kalmaları biraz buruk hissettirse de heyecanlarından hiçbir şey kaybetmemişler: “Yayın saatinde bir yerlerde birilerinin izleyecek olacağını bilmek güzel ve heyecan verici. Bir sanatçının izlenilmesi, yaptığının görülmesi onun için en büyük karşılık. Öyle ya da böyle seyircilerimizle bir gün buluşacağımıza inanıyoruz. O alkışları almak en büyük hedefimiz, isteğimiz.” Bu inançla, aşkla hayallerini de şöyle sıralıyor: “Öncelikle kollektif iş yapmaktan vazgeçmemek. Çünkü birlikte olmak, aynı anda müziği hissetmek, bakışlarımızla bile birbirimizi anlamak gerçekten büyük keyif. Bunun keyfine varmak ilk hedefimiz. Ama tabii ki de orkestramızı büyütmek sadece İstanbul’da sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı yerlerinde de konserler vermek istiyoruz. Bu anlamda sesimizi duyurabilmek en büyük hedefimiz. Çaldığımız eserleri Spotify gibi mecralarda albümleştirmek, kaydedebilmek de en büyük isteklerimizden biri.”  4 yaşında çıktığı yolculukta bugün orkestrasını kurma başarısını gösteren genç şef, orkestrasıyla şimdi daha da çok çalışmak için destek bekliyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler