Geri Dön

Doğu ile Batı’yı buluşturan tasarımcı

Geçen hafta hayata veda eden efsanevi moda tasarımcısı Kenzo Takada, renkli ve eğlenceli moda anlayışını kendine özgü bir zarafetle ortaya koyuyor, moda endüstrisinde nezaketi ve güler yüzüyle de çok seviliyordu

Doğu ile Batı’yı buluşturan tasarımcı
Ayşim Özgür

Doğu ile Batı’nın moda anlayışlarını birleştirerek uluslararası başarılar kazanan bir marka yaratmak, ‘70’ler modasının en önemli yüzlerinden biri olmak ve moda tarihine yüzlerce ikonik tasarım kazandırmak… Kovid-19’a yakalanışının ardından geçen hafta hayatını kaybeden Kenzo Takada, moda dünyasını yasa boğdu. Koleksiyonları; sıkıcı görünmeden rafine, karmaşa yaratmadan eğlenceli olabiliyordu ve kurulması çok zor olan bu dengenin arkasında şahsına münhasır bir adam vardı.

Doğu ile Batı’yı buluşturan tasarımcı


‘70’lerin moda akımlarına kafa tuttu

1939 yılında Himeji’de yedi çocuklu bir aileye doğan Japon tasarımcı, kıyafetlere ilgi duyduğunu kız kardeşlerinin dergilerini okurken fark eder ve Tokyo’daki Bunka Moda Okulu’nda eğitim alır. Takada, eğitiminin ardından Japonya’da çalışmaya başlar, ancak aklında hep Paris’te çalışmak vardır. 1964’te bir gemiye atlar ve hayatının sonuna kadar evi olarak adlandıracağı Paris’e doğru yol alır ve orada Kenzo modaevinin tarzına hayat veren Jungle Jap adlı küçük bir butik açar. 1970 yılının ilkbahar sezonu için hazırladığı koleksiyon, Paris’te dilden dile dolaşır; çünkü Kenzo, o dönemleri etkisi altına alan tüm akımlardan bağımsız, özgün tasarımlar yaratmıştır. Kimonoya benzeyen ama kimono olmayan giysiler, akışkan kumaşlar, tüm vitrinleri hatta dekorasyon mağazalarını bile etkisi altına almış pastel tonlara kafa tutan parlak renkler, çarpıcı desenler… Kısacası modern dünyanın pratik giyim anlayışını geleneksel zarafetle buluşturan benzersiz, heyecan verici ve neşeli multikültürel bir stil.

Doğu ile Batı’yı buluşturan tasarımcı


Karakteriyle de çok seviliyordu

Paris’te yaşayan moda ikonlarının, satın alma uzmanlarının ve moda basınının yoğun ilgisiyle geçen birkaç sezonun ardından, tasarımcı marka kimliğini değiştirir ve ona kendi adını verir. Japon kültüründe kıyafetlere şaşaalı işlemeler yapmak yaygın olmamasına rağmen, Fransa ve İsviçre’deki geleneksel tuhafiyelerden nakışlar toplar, onları baskılarını kendisinin yarattığı cıvıl cıvıl kumaşlarla buluşturur. Tabii bu arada kişisel stiliyle de çok ilgi gördüğünü, çok gezdiğini ve sosyal hayatta çok sevildiğini de söylemek gerek. Buna rağmen gerçek bir Japon disipliniyle çalışmaktan ve üretmekten hiçbir zaman vazgeçmedi ve 1976’da, Paris’teki Place des Victoires bölgesinde ilk büyük Kenzo mağazasını açtı. Düşünün, ‘70’lerin sonunda sirk çadırında defile düzenleyip koleksiyonlarını performans sanatçılarına giydiren, kendisi de son selamını fil üzerinde veren bir adamdan bahsediyoruz. Çok konuşulmaması, çığır açmaması mümkün mü? 2000 yılında verdiği bir röportajda, “Çalışmalarım her zaman özgürlük ve ahenkle ilgili oldu. Sınırların ötesine geçen tasarımcı olarak anılmak isterim” diyen Kenzo Takada’nın tam da istediği gibi anılmaya devam edeceğine şüphe yok.

 Parfümleri de ikonik

“Kenzo” markasının parfümleri de en az kıyafet ve aksesuar koleksiyonları kadar sükse yaptı. Hatta zaman zaman parfümlerin popülaritesi kıyafetleri geçti diyebiliriz. Özellikle kapağında fil figürü olan Kenzo Jungle, şişesi zarif bir vazoyu andıran Kenzo Flower, kozmetik tarihinin en meşhur parfümleri arasında yerini aldı.

Markanın yeni nesil kreatif direktörleri

1999 yılında markasının kreatif direktörlüğünden emekli olan Kenzo Takada’nın yerine Amerikalı tasarımcılar Humberto Leon ve Carol Lim gelmiş, Kenzo’yu yeni jenerasyonun da ilgi duyduğu bir marka haline getirerek, markanın başarılarını devam ettirmişlerdi. Markanın son kreatif direktörü ise Lacoste’tan Kenzo’ya geçen Felipe Oliveira Baptista oldu. 81 yaşında ölen Kenzo Takada’nın kendisi ise son yıllarında yine kendi adını taşıyan lüks dekorasyon ve ev ürünleri markasıyla ilgileniyordu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber