Geri Dön

“Film dünyası kumarhaneye benziyor”

Almanya’da yaşayan Türk oyuncu Mehmet Kurtuluş başrolünü ünlü oyuncu Samuel L. Jackson’ın üstlendiği “Büyük Oyun” filminde rol alıyor. Sinema dünyasını bir kumarhaneye benzeten Kurtuluş “Oynadığımız jetonlar da emek, ter, hayal kırıklığı ve şans” diyor

“Film dünyası kumarhaneye benziyor”

Dün vizyona giren Jalmari Helander imzalı “Büyük Oyun / Big Game” yıldız oyuncu Samuel L. Jackson ile Türk oyuncu Mehmet Kurtuluş’u karşı karşıya getiriyor. Daha önce “İsyan”, “Duvara Karşı”, “Pars: Kiraz Operasyonu” gibi filmlerde rol alan Kurtuluş, Jackson tarafından canlandırılan ABD başkanına suikast girişiminde bulunan terörist rolünde. Kurtuluş’la yeni filmini konuştuk.

“Büyük Oyun” filmine nasıl dahil oldunuz? Bir seçmeye mi katıldınız?

Bir seçmeye katılmadım. Yönetmenimiz Jalmari Helander direkt teklifle geldi bana. 1980’lere geri dönmek istiyordu: “E.T.” veya “Indiana Jones” tadında, patlamış mısır eşliğinde izlenecek, çok absürt ama dürüst bir film... Helander canlandırdığım Hazar karakterini kaba bir tipten ziyade ince biri olarak kurguladı. Klişe tiplemelerden uzak ve değişik bir tarzda bir Hazar istedi. Bunları bana
ilk görüşmemizde anlattı. Benim de çok hoşuma gitti.

Çekimler nasıldı?

Çekimler Alp Dağları’nın tepesinde, 2.500 metre yükseklikte gerçekleşti.
Her şeyin bu yüksekliğe taşınması zordu. Her türlü hava şartına rağmen -güneşli, sisli, yağmurlu ve karlı- bunu başardık. Her gün teleferik ve ardından jiplerle sete çıktık.

“Gelecek nesillere ilham verebilirsem mutlu olurum”

Samuel L. Jackson ile çalışmak nasıl bir his?

Onunla çalışmak çok keyifliydi. Tıpkı filmlerindeki gibi “cool” bir karakter. Tamamen kibirsiz ve son derece profesyonel bir oyuncu. Diğer oyuncu arkadaşlar da mütevazı kişilikleriyle bana bir an bile tuhaf bir his vermediler. Herkes kendinden ziyade işini ve oyununu ciddiye aldı; sahnenin iyi olması için çalıştı. Bu ortamda kendimi çok iyi hissettim. Verimli bir iş de çıktı ortaya. Suyun içindeki çekimler biraz daha zordu. Çünkü suyun içindeki koreografiler bizi bir süre sonra yormaya başladı.

Gelen tepkiler nasıl?

Filmin dünya prömiyeri Toronto Film Festivali’nde yapıldı. Çok güzel tepkiler aldık. Dünyanın her köşesinden yorumlar almak çok heyecan verici. Özellikle ben böyle bir filmde rol aldığım için gururlandım. Benden sonra gelen nesillere işimle umut ve ilham verebilirsem çok mutlu olurum.

Almanya’daki hayatınız nasıl geçiyor? İş dışında neler yapıyorsunuz?

Serbest mesleklerde, özellikle oyunculukta, boş zaman biraz nadir oluyor. Muhtemelen seyirciler kamera önüne geçmediğimiz sürelerde çalışmadığımızı düşünüyor. Oysa sürekli bir mücadele içindesiniz. Ancak kamera önüne geçtiğinizde emeğinizin karşılığını alma imkanınız oluyor. Film dünyasını bir kumarhane olarak görüyorum ben bazen. Bizim oynadığımız jetonların isimleri de emek, ter, hayal kırıklığı ve tabii ki şans...

Türk sineması hakkındaki görüşleriniz nedir?

Türk sineması çok ilgimi çekiyor. Son yıllarda da dünya festivallerinde çok iyi sonuçlar almaya başladık.
Birkaç ay önce, Şubat ve mart aylarında Yeşim Ustaoğlu’yla beraber çalışma imkanım oldu. “Terredüt” adlı filminin gelecek sene vizyona girmesini bekliyoruz.

“Değişik tatları alabilmek çok keyifli”

Televizyon projelerinde de yer alıyorsunuz. Seçmeniz gerekirse televizyonu mu, yoksa beyazperdeyi mi tercih ederdiniz?

Tercih diye bir şey yok aslında. Sinema, televizyon ve tiyatro oyuncu için aynı şey gibi algılanıyor ama kendi özünde farklı disiplinler. Sinemada göz kırpmanız bambaşka bir olay yaratabiliyor; oyun tarzı ve öyküler değişiyor. Bu değişik tatları alabilmek çok keyifli oluyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber