Geri Dön

'Güzellik dünyevi bir güç'

“Kalbimin Sultanı” dizisinin haseki sultanı Beste Kökdemir, oyunculukta  dış görünüşün artı bir etkisi olduğunu söylüyor: ”Güzellik dünyevi bir güç sonuçta. Ben de beğenilmeseydim oyuncu olamazdım. Oysa bazen aynaya baktığımda kendimi güzel bulmuyorum”

'Güzellik dünyevi bir güç'

Beste Kökdemir, Star TV’de ekrana gelmeye başlayan “Kalbimin Sultanı” ile izleyici karşısına çıkıyor. 24 yaşındaki oyuncu, Sinop’taki hayatını oyunculuk hayalleri için İstanbul’a taşıyanlardan... Masal tadındaki dizide Sultan Mahmud’un gözde hasekisi Hoşyar Sultan’ı canlandıran Kökdemir, kamera karşısına geçince omuzlarının dikleşip, bakışlarının değiştiğini söylüyor. Maçka’da bir araya geldiğimiz oyuncuyla yeni projesinden boks merakına kadar birçok konuyu konuştuk.

- “Muhteşem Yüzyıl Kösem Sultan”da yer almıştınız. Şimdi de “Kalbimin Sultanı”yla döndünüz ekrana. Kendinizi yakıştırıyor musunuz o dönem kadınlarına...

“Kösem Sultan”da kısa bir süre de olsa ön planda olan bir karakteri canlandırdım. Bu diziyi tercih etmemim sebebi senaryoyu ve karakterimi çok sevmemle alakalı. Kösem’in ağır bir ambiyansı vardı ama “Kalbimin Sultanı” çok daha masalsı ve naif. Kostümler çok güzel. Kamera karşısına geçince o dönem kadınları gibi hissedip, direkt moda giriyorum. Omuzlarım dikleşiyor, bakışlarım değişiyor.

- Hoşyar Sultan’la hangi noktalarda bağ kurdunuz? Sizi zorlayacağını düşündüğünüz tarafları var mı?

Hoşyar Sultan benden çok farklı bir karakter. Daha fevri, sultan olmasının verdiği bir kibir ve öfke var. İlk başta zorlandım çünkü ben daha sakin biriyim. Öncelikle empati kurdum ve karakteri içselleştirdim. Duygu birliği evrensel olduğu için karakterimle kendi duygu ve tecrübelerimi kullanarak bağ kurdum. Evet o başka biri ama sonuçta aynı ruhu paylaşıyoruz.

- Dizide üzülen taraf siz olacaksınız gibi görünüyor. Masallardaki gibi “Sonsuza dek mutlu yaşadılar” durumuna inanır mısınız, yoksa hayata daha realist bakanlardan mısınız?

Evet, malesef üzülen ben olacağım. Yalnız, mutlak mutluluk diye bir şeye inanmıyorum. Bir dönüşüm söz konusu. İnsan nasıl sadece mutlu olabilir ki, olsa bile istemezdim... Acı çekmek de bir tat. Yemek yerken dilimizi yakacağını bile bile biber ekleriz, hayat da öyle. Bir yola atıldıysak, “Sevgili hayat, bana sadece mutluluk getir” diyemeyiz, her şeye hazır olmak gerekir.

- Instagram’daki bir paylaşımınızda “Etrafımdaki görünmez korunma kalkanım hayallerim’’ demişsiniz. Sizi nelerden ve nasıl koruduğunu düşünüyorsunuz hayallerinizin?

Hiçbir şeyin nedensiz olduğuna inanmıyorum. Olumsuz bir durum yaşarsam kendime bundan nasıl bir katkı sağlayabilirim diye düşünüyorum. Zaten hayatımda büyük bir mutluluk ya da acı yoksa monotonluk içindeysem sıkılırım. Sürekli bir şeyler olması, sınırlarımı aşmam gerekiyor. Hayallerim de bunları yapmamı sağlayan şey aslında.

- Büyük pişmanlığım dediğiniz bir şey var mı? Yoksa geçmişe bakmadan yaşayanlardan mısınız?

Pişmanlığım hiç yok. Doğru yanlış gibi kavramlara da takılmıyorum. Hayatımda hiç başkalarına bilinçli bir kötülük yapmadım. O yüzden kendi yolculuğumdaki özgürlüğüme hakkım var diye düşünüyorum.

Güzellik dünyevi bir güç

“Aşk bana hep farklı duygular yaşattı”

- Dans ve çizimle de ilgileniyorsunuz.

Bunlar çocukluğumdan gelen şeyler. İçimdeki öfkeyi, acıyı, mutluluğu da bu şekilde çıkarıyorum. Resimlerim, daha çok o anki duygularımla alakalı. Dans ise apayrı bir tutku.

- Aşk, sizin için ne ifade ediyor? Nasıl değiştirir, dönüştürür sizi?

Aşk, bana hep farklı duygular yaşattı. Bazen o duyguyla baş edemediğim bazen de hayata karşı daha fazla heyecanlandığım oldu. Her seferinde farklı bir deneyim yaşadım. Kesinlikle sevdiğim bir duygu. Bir de bütün duygulara karşı kontrol sahibi olabiliyorsunuz ama aşka gelince ne yapacağını bilemeyen birine dönüşüyorsunuz. Çok kıymetli ve güzel bir duygu.

- Yüzünüz ve bakışlarınız çok beğeniliyor. Siz kendinizi güzel buluyor musunuz?

Ruh halime göre değişiyor. Bazen aynaya baktığımda güzel hiçbir şey göremiyorum. Bazen de beğeniyorum. Tam anlamıyla kendini beğenen ve mutlu olan bir kadın tanımadım zaten. Her zaman daha fazlasını istiyor ve kusur arıyoruz. O yüzden güzelliğin mutlu olmak için çok önemli bir kıstas olduğuna inanmıyorum.

- Güzelliğin etkili olduğu bir sektörde çalışıyorsunuz neticede. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Oyunculukta artısı var. Güzellik dünyevi bir güç sonuçta. Sektöre girdiğimde insanların beğendiği fiziksel özelliklerim olmasaydı oyunculuk yapamayacaktım. Aynı zamanda çok kolay kilo alırım. Uzun süre kan ter içinde spor yaptım, bir şeylerin değişmeye başladığını görmek benim için çok daha değerli oldu. Mücadele etmeyi seviyorum. Başkalarını değil ama kendimi zorlamayı çok seviyorum.

- Bir kadın olarak cesaret kavramı size ne ifade ediyor? Hayatınızda böyle bir figür var mı?

Cesaret benim için iyi kalpli olmaya çalışmak, 50 yaşına gelip hâlâ çocuksu kalabilmek demek. İnsanlar tek amaçlarının mutlu olmak olduğunu unutup çok daha farklı ayrıntılarda kaybolabiliyor. Karşılarına çıkan ilk zorlukta vazgeçip, pes ediyorlar. Her üzüldüğümüzde ve acı çektiğimizde kendimize duvarlar örüyoruz. İşte o duvarları yıkmak cesarettir. Tanıdığım en cesur insan babam. Ne olursa olsun kendi inancından, düşüncelerinden ve iyi kalpli olmaktan vazgeçmedi. İnsanları yargılamak yerine benliğini, iyi niyetini korudu. Bence bu çok cesurca. Ben de iyi niyetimi hâlâ kaybetmedim. Tabii çok zorlandığım, içinden nasıl çıkacağım dediğim anlar da oldu. Ama üstesinden geliyorum bir şekilde.

“Boksla tepki vermemeyi öğrendim”

- Sporla aranız nasıl? Boksla ilgilendiğinizi biliyoruz...

Boksa başlayalı daha bir sene oldu ama çok seviyorum. Boks, insanı asilleştiren bir duruş sağlıyor. Dışardan göründüğünden ziyade strateji üzerine kurulu. Sürekli zekanı çalıştırıp karşındakinin hareketlerini gözlemlemen ve iyi düşünmen gerekiyor. Normalde sinirleneceğiniz bir olaya tepki vermemeye de başlıyorsunuz. Çünkü kendinizde bir güç hissettiğiniz için ne zaman gard almanız gerektiğini çözümleyebiliyorsunuz.

- Kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda motive olmak için neler yaparsınız?

Öncelikle bundan kaçmamam gerektiğini düşünürüm. “Şu an kötüyüm, bir süre böyle hissedeceğim ama sakin olmalıyım geçecek” derim. Duygularıma kulak veririm. Onun dışında sevdiğim ve güvende hissettiğim insanların yanında olmaya çalışırım.

“Bir savaşçıyı canlandırmak isterim”

- Nasıl bir projede yer almak sizin için büyüleyici olurdu?

Derinlikli karakterleri canlandırmayı çok istiyorum. İnsanlara ilham vermeli, izleyenler kendi içlerine dönüp düşünmeye başlamalı. Mesela bir savaşçıyı canlandırmak isterim. Türkiye’de böyle şeyler çok olmuyor ama bunu yapmayı isterdim. Mesela “Spartacus”u izlediğimde onun özgürlük için savaşıyor olması çok etkileyici gelmişti. Hayallerimi sadece şartlara ve kadere bırakmayı planlamıyorum. Belki ileride istediğim gibi bir projeyi kendim yaparım.

- 15 yaşındayken müzik grubunuzla sahneye çıkıyormuşsunuz. Şarkı söylemeye devam ediyor musunuz?

Şarkı söylemeyi, müzik dinlemeyi çok seviyorum ama şu anki ilişkim sadece bu. Herhangi bir yerde sahne almıyorum. Bir süre caz eğitimi aldım ama şimdilerde kendi kendime ve arkadaş ortamlarında söylüyorum. Bir de bazı dizilerde şarkı söyleyebileceğim karakterler geliyor. Hatta bu projenin ilerleyen bölümlerinde de ufak bir sürprizimiz olabilir.

Cüneyt Özdemir'in Şeyma Subaşı'na verdiği cevap olay yarattıSosyal medya fenomeni Şeyma Subaşı, gazeteci Cüneyt Özdemir'in Youtube kanalına konuk oldu. Subaşı'nın İbiza daveti üzerine Özdemir, "Ben İbiza'ya gitmeye başladığımda sen lise 2'de felandın sanırım" dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber