Geri Dön

Hayali duvarları yıkan denizkızı

Barbie’nin 2020 yılı rol modeli olarak Türkiye’den seçtiği milli yüzücü Sümeyye Boyacı, yüzmeyi antrenörünün Barbie bebek alma sözüyle öğrendiğini söylüyor

Hayali duvarları yıkan denizkızı
Müge Biroğlu

Barbie, ön yargılar yüzünden kendi gücünün farkına varamayan kız çocuklarının “Hayali Duvarları”nı ortadan kaldırmak için çeşitli ülkelerde başarılı kadınları rol model olarak seçiyor. “Kollarım yok ama kimsenin görmediği kanatlarım var” diyen 17 yaşındaki milli yüzücü Sümeyye Boyacı, bu yıl Türkiye’den rol model olarak seçildi ve Barbie bebeği yapıldı. Paralimpik yüzücü olarak ülkemizi temsil eden Boyacı 2019 yılında Amerika’nın Indianapolis eyaletinde düzenlenen Dünya Paralimpik Yüzme Şampiyonası’nda 50 metre sırtüstü kategorisinde 45.28’lik dereceyle altın madalya kazandı. Londra’da düzenlenen Dünya Paralimpik Yüzme Şampiyonası’ndaki 50 metre sırtüstü S5 kategorisindeki 44.74’lük derecesiyle gümüş madalyaya ulaştı. 4.5 yaşında ayaklarıyla resim yapmaya başlayan, sulu boya resimleri Moskova’da sergilenen, ebru çalışmasıyla Türk el sanatları sergisine katılan Boyacı rol model olarak kız çocuklarına tavsiyeler verdi ve hayallerini anlattı.

Hayali duvarları yıkan denizkızı

Balıklardan ilham aldığınızı söylüyorsunuz, peki yüzmek sizin için ne ifade ediyor?

Yüzmek her ne kadar yorucu olsa da aynı zamanda beni çok rahatlatıyor. Özellikle ısınma antrenmanları yaparken çok rahatlıyorum. Negatif enerjimi suya bırakıyorum. Zaten yüzmek benim için çok normal ve olağan bir şey. Çünkü ben yüzerken kendimi suyun altında yaşayan bir canlı, bir balık, bir denizkızı olarak düşünüyorum. Hatta hayatımın o kadar büyük bir kısmı suda geçiyor ki halam, “Yakında yüzgeçlerin çıkacak suyun içinde dura dura” diye şaka yapıyor bazen.

İlk zamanlar yüzmekten biraz korkmuşsunuz galiba, ama daha sonra bunu yenmişsiniz...

5 yaşında miniciktim. İlk antrenörümün oyunlarıyla yavaş yavaş alıştım. Ayrıca antrenörüm, yüzmeyi öğrenir ve korkmazsam bana çok istediğim bir Barbie bebeği alacağını söyleyerek teşvik etmişti beni.

Yüzme çok vaktinizi alıyor ama bunun dışında kendinizi iyi ve rahat hissettiğiniz alanlar neler?

Resim ve ebru yapmaktan hoşlanıyorum. Sanatsal şeylerle ilgilendiğimde kendimi çok iyi ifade edebildiğimi ve rahatladığımı düşünüyorum. Ebru, düşünce ve duygularımı yansıtan bir sanat. Resim yaparken de sanki kalemin ve fırçanın ucundan bütün duygularım akıyormuş gibi hissediyorum. Bunlar dışında dikiş dikmekten hoşlanıyorum. Günlük hayatta veya bazı önemli görüşmelerimde kendi diktiğim etekleri kıyafetleri giyiyorum. Tüm bunlarla birlikte yemek yapmayı da seviyorum ama tabii ki yemeyi daha çok seviyorum.

En sevdiğiniz yemek ne peki?

Kuru fasulye ve pilav tabii ki! Onların dışında kavurmayı da çok seviyorum. Yöresel lezzetler genelde favorim. Eskişehirli olduğum için çiğ börek de en sevdiklerim arasında yer alıyor.

Hayali duvarları yıkan denizkızı

Sümeyye Boyacı, 15 Mart’ta oylamaların sona ereceği 66. Milliyet Gillette Yılın Sporcusu Ödülleri’nde iki kategoride aday.

“Spor psikoloğu olmak istiyorum”

Önünüzdeki engelleri aşarak hayali duvarların olmadığını gösterdiniz bizlere. Özgüveni sarsılan kız çocuklarına neler tavsiye etmek istersiniz?

Kız çocuklarına tavsiye edebileceğim şeyler var elbette ama her şeyden önce ailelerin çok daha büyük rolü olduğunu düşünüyorum. Çünkü her şey ailede bitiyor aslında. Ben de çok çalışıyorum çok emek veriyorum; gözyaşı, ağrı, sancı bir sürü acı çekiyorum ama her gün annem beni havuza götürüp getirmese benim hayatım çok daha zor olurdu. Birçok hayalimde destek oluyor, fikirlerime genelde saygı duyuyor. 

Erkek çocuklarının hayallerinin daha çok desteklendiğini görüyorum, erkekler hayallerine daha çabuk ulaşıyor. Belirli kalıplar var kızlar için, bu sınırların dışına çıkabilmeleri için çok daha fazla çalışmak gerekiyor. Çocukların aile desteğini aldıktan sonra kendilerine güvenmeleri gerekiyor. Bunun için de aileler, önce çocuklarından ne yapmak istedikleriyle ilgili belli bir kararlılık bekliyor. Dışarıdan gözüktüğü gibi değil hiçbir şey, beklediğinizden çok daha fazla zorlukla karşılaşıyorsunuz. Her şey bitip sonuca ulaştığınızda da tüm acılara değdiğini görüyorsunuz.

Sümeyye’yi üç kelimeyle tanımlayabilir misiniz bize?

Mükemmeliyetçi, azimli ve fazla meraklı diyebiliriz sanırım. Ve zaman zaman da çılgın olabiliyorum. İşimle alakalı bir durum olduğunda mantıklı davranıyorum ama keyfim yerindeyse arkadaşlarım ve ailemle olunca çok çılgın olabiliyorum.

10 sene sonra kendinizi nerede görmek istersiniz?

Öncelikle bir sürü hedefim var. Yurt dışında eğitimler alarak psikoloji bölümü okumak ve spor psikoloğu olmak istiyorum. International Paralympic Committee’de ülkemi temsil etmek en büyük hayallerimden. Aynı zamanda şu anda yüzmeye yoğunlaştığım için bu hayale çok odaklanmıyorum ama sunucu olmak da istiyorum. Konuşmayı, insanlara yardım etmeyi ve sanatla estetiğin olduğu her şeyi çok seviyorum. Önümde bir sürü şık var. Hayat beni hangisine götürür bilemiyorum ama hepsi de birbiriyle bağlantılı. Her ne olursa olsun ülkemizi uluslararası platformlarda temsil etmek istiyorum. İstiklal Marşı’nı söylemenin ve bayrağımızı göklere taşıtıp dalgalandırmanın verdiği haz bambaşka. Belki de bu kadar zorluğa, ağrıya ve sızıya katlanmamın sebebi budur. Bazen olimpiyatlarda birinci olduğumu hayal ediyorum. Antrenmanlarda zorlandığım zamanlarda aklıma bunları getiriyorum.

“Duyunca çığlık atmak istedim”

 

Rol model Barbie olmak neler hissettirdi?

Barbie bu konuyla ilgili bana ilk ulaştığında çok heyecanlandım ve şaşırdım. Biraz da inanamadım çünkü 1959’dan itibaren dünyada sadece çok az kişiye nasip olan bir şey... Hatta çığlık atmak istedim fakat milli takım kampında olduğum için sakin olmam gerektiğini düşünüp o çığlıkları içimden attım, inanılmaz derecede mutlu oldum.

Peki Barbie’nizi ilk gördüğünüzde neler hissettiniz?

Çok mutlu oldum ve duygulandım. Fotoğraf çekimleri sırasında kollarından madalyama tutturup öyle poz veririm diye düşünmüştüm önce ama sonra kollarının olmadığı aklıma geldi. Gerçek hayatta da bazen kollarımın olmadığını unutuyorum. Kendimi öyle kabullenmiş ve sevmişim ki! Barbie’min saçları vücudu benimkisiyle aynı. Sadece burnunu biraz daha küçük yapmışlar; bu da çok hoşuma gitti açıkçası. İlk gördüğümde çok duygulandım.

Küçükken Barbie’leriniz var mıydı? Onlarla oynar, kıyafetler diker miydiniz?

Evet, Barbie’lerimi kendi çocuklarım gibi görüyordum. O zamanlarda onlara elbise, etek, pantolon her şeyi dikiyordum. Çok değişik elbiseleri, evi, eşya seti olan Barbie’ler görüyordum ama bana abartılı pahalı geldiği için ben de bunu kendim nasıl yapabilirim diye düşünüp kafamda tasarlıyordum. Minik kutuları yatak yapıyor, yatak örtüleri ve yastık dikiyor, yastıkların içini pamukla dolduruyordum. En mutlu olduğum günlerdendi.

 

İzzet Yıldızhan oğlunu traş ettiCorona virüs salgını nedeniyle İzmir'deki evinden çıkmayan İzzet Yıldızhan, büyük oğlu Mustafa Yıldızhan’ı kendi elleriyle traş etti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber