Geri Dön

İstanbul’a lezzetli bakış

Hayatımızın yeni normalli döneminde, sağlığımızın güvende olacağı, iç rahatlığıyla gidebileceğimiz yeme-içme mekânları öne çıkıyor. Swissotel Bosphorus İstanbul’un terasında yer alan 16 Roof, muhteşem Boğaz manzarası, özel menüsü ve pandemiye karşı sıkı önlemleriyle ilk tercih edilen mekânlardan biri

İstanbul’a lezzetli bakış
Zeynep Kakınç

Koronavirüsün ülkemizde en çok etkilediği sektörlerden biri ne yazık ki yiyecek-içecek dünyası oldu. Pik nokta aşıldı, aşılıyor. Doğal olarak normalleşme döneminde insanların kendilerini güvende hissedecekleri yeme-içme mekânlarına gitme ihtiyaçları da giderek önem kazanmaya başladı. Tabii bu arada yeni konseptler girdi hayatımıza. Yemek sunumunun lezzet ve nefaseti yetmeyecek artık. Hatta fiyat da ikinci planda; önemli olan, her şeyden önce gelen sağlık önlemleri! İtiraf ediyorum; pandemi sonrası dışarıda yemek konusunda oldukça çekimser davrananlardanım. İstanbul’da en sevdiğim yerlerden biri olan Swissotel The Bosphorus 16 Roof’la da ilk açılışı yaptım. Swissotel, pandemi süreci öncesinde de gıda güvenliği ve hijyen konusunda zaten yüksek standartlara sahipti. 16 Roof ise çok özel bir mekân. Muhteşem manzarası ve leziz menüsüyle misafirlerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Özellikle pandemi döneminde açık hava avantajının yanı sıra misafirleri için alınması gerekli hijyen ve sosyal mesafe tedbirlerini sonuna kadar yerine getiriyor. Menüsü, Peru ve Akdeniz mutfağı üzerine konsantre lezzetler.


İstanbul’a lezzetli bakış




Kökü İnkalarda bir mutfak kültürü

Peru mutfağı, dünyada en hızlı yükseliş gösteren mutfaklardan biri. Turizm sektörünün öncü kuruluşlarından olmasının yanı sıra gastronomi dünyasında yarattığı farklılıklarla da öne çıkan Swissotel The Bosphorus, doğal olarak bu trendi de yakalayıp menülerine yansıtmış ve Peru mutfağının uzman şefi Bruno Santa Cruz’u ekibe dâhil etmiş.

Her fırsatta dile getiririm, burada da tekrarlamak istiyorum. Çünkü günümüzde en çok konuşulan konulardan biri, mutfaktaki gıda israfı! Gelmiş geçmiş uygarlıklar arasında yemeklerini asla atmayan ve son kırıntısına kadar en çok yararlanan toplum hangisiymiş biliyor musunuz? İnkalar. Kökleri İnka uygarlığına dayanan; İspanyol, İtalyan, Afrika, Japon ve Çin lezzetlerinden de etkilenen Peru mutfağının bugünkü temel prensibi de tasarruf. Yağmur Ormanları, And Dağları, Pasifik kıyıları, birçok mutfaktan etkilenmiş kozmopolit bir karışım. Kıyı Avrupa’sı, Portekiz, İspanya, zamanında çalışmaya gelen Japon nüfusun etkisi görülen bir Nikkei mutfağı ve Latin mutfağının füzyonu. Bu füzyona biraz Akdeniz eklerseniz… Tadından yenmez oluyor eskilerin deyimiyle. Elbette sonunda olağanüstü bir sofra. Sağlıklı, taze, yalın!

Menüde neler var?

Swissotel Executive Şefi Ali Ronay’dan dinleyelim: “Peru mutfağının öne çıkan lezzetleri olan Balık&Ahtapotlu Callao’s Ceviche, Levrek ve Avokadolu Tiradito Apaltado başlangıçlardan. Deniz mahsullü Peru usulü Paeala olan Arroz con Mariscos, sotelenmiş et ve sebzelerden oluşan Lomo Saltado, Bruno Chef’in spesiyalleri. Yaratıcı ve yenilikçi suşi şefimiz Dr. Emre Tali’nin Levrek ve Kimchi’li Gojong, Çıtır Karidesli, somonlu Ceviche Roll, Dana Bonfile, Chimichurri soslu Dragon Fire Roll’u da öne çıkan lezzetlerimizden.”

Swiss Otel The Bosphorus’un Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Demir de haklı olarak övünüyor: “Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından konaklama tesisleri için hazırlanan Güvenli Turizm ve Accor Lüks Marka, Allsafe standartlarının referansıyla, denetim ve sertifikasyon konusunda dünya lideri olan Bureau Veritas tarafından denetlendikten sonra uygunluk sertifikalarını almaya hak kazandık.”

Ufuk Demir pandemi sonrası dönemi değerlendirirken, “Aslında, yeme-içme sektörünün varlığını sürdürebilmesi için anahtar mesaj belli; bu da, temizlik, maske, mesafe” diyor.

İstanbul’a lezzetli bakış



16 Roof Notları:

Swissotel The Bosphorus Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Demir, 16 Roof’un hikâyesini şöyle özetliyor: “30 senelik bir mekân. Önce La corne d’or gibi klasikler, sonra Gaja ile ‘finedining’in zirvesi. Şimdi de Peru ve Akdeniz mutfakları esintileri. Trend, dinamik ve lezzetli bir menü.”

Lezzetlere de sunumlara da şaşırmıyorum. Çünkü işin başında iki kıymetli isim var. Swiss Otel’in Executive şefi Ali Ronay ve Perulu şef Bruno Santa Cruzo. Ali Ronay, ulusal ve uluslararası deneyimleri olan ve halen Anadolu mutfak kültürü üzerine araştırmalarına devam eden ülkemizin önde gelen başarılı şeflerinden biri.

İstanbul’a lezzetli bakış




Peru ve Akdeniz mutfağının en keyifli lezzetlerinin servis edildiği menü, tek kelimeyle harika! Şef Ali Ronay’ın “Kokoreç Kroketi” gibi mükemmel İstanbul dokunuşları da sürpriz sunumlardan.

İstanbul Boğazı’ndan Prens Adaları’na, oradan Tarihi Yarımada’ya uzanan panaromik manzara, ışık saçan renkleriyle lezzet bombası tabaklar ve püfür püfür Boğaz havası, yaşadığımız süreci ve yaşananları birkaç saatliğine de olsa insana unutturuyor.
Her gün 17.00-24.00 arası açık.

Ceyhun Fersoy ve Begüm Öner’in ‘apaçi dansı’Oyuncu çift Ceyhun Fersoy ve Begüm Öner, yaptıkları sosyal medya paylaşımları ile de kendilerinden söz ettirmeyi başarıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber