Geri Dön

“Kadın cinselliği üzerine konuşmak çok önemli”

Cuma günü gösterime giren ve farklı iki kadının ortak sorunlarına odaklanan “Tereddüt”ü yönetmen Yeşim Ustaoğlu, başrol oyuncuları Ecem Uzun ve Funda Eryiğit’le konuştuk

“Kadın cinselliği üzerine konuşmak çok önemli”

Türkiye sinemasının en önemli yönetmenlerinden Yeşim Ustaoğlu’nun yeni filmi “Tereddüt”, cuma günü vizyona girdi. Dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan film, Antalya Film Festivali’nde uluslararası yarışmada En İyi Film Ödülü kazandı. Başrollerden birini üstlenen Ecem Uzun’a ise hem ulusal hem uluslararası yarışmada En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getirdi. Film, psikiyatr Şehnaz (Funda Eryiğit) ve küçük yaşta evlendirilen Elmas’ın (Ecem Uzun) yollarının kesişmesini gösterirken, farklı sınıflardan bu iki kadın karakterin ortak sorunlarına odaklanıyor. “Tereddüt”ü, yaratıcısı Ustaoğlu ve başrol oyuncuları Ecem Uzun ve Funda Eryiğit’le konuştuk.

Yeşim hanım, filmin uluslararası ismi “Clair Obscur”, ışık ve karanlığın arasında anlamına gelen çok özel bir terim ve filmle çok örtüşüyor. Bu kez önce filmin yabancı ismini mi buldunuz?

“Terredüt” ismini önce buldum. Bir toplantıda kendi kendime düşündüm, bir film yazmak istiyorum, ismi mutlaka “Tereddüt” olacak diye. Bu şekilde başladım, sonra öykü ve iki kadın karakter gelişti. Bu iki kadının birbirleriyle olan ilişkisi ve özel hayatları ortaya çıktı. “Terredüt”ün senaryosu ismini çok benimseyerek ilerledi. Fransızca tercüme sırasında “Clair Obscur” ortaya çıktı, Fatoş Urgancı önerdi ve aslında “Tereddüt”ün yerini daha iyi doldurdu, yerleşti.

Bir konuşmanızda “Tereddüt”te “Araf”taki konunun adli tarafına bakmak istediğinizi söylediniz.

Birkaç dürtü beni yakalayıp duruyordu. “Araf”taki çok severek çektiğim Zehra’nın terapi sahnesinden sonra aslında orayı biraz daha kazımam; bu işin hukuki, adli ve psikolojik kısımlarının derinliğine inmem gerektiğini düşündüm. Karakterin iç dünyasında nasıl depremler olduğunu irdelemem gerektiğine yoğunlaşırken onun karşısındaki doktor da kendini şekillendirmeye başladı. Yazım sürecinde doktor, filmin ana sürükleyici karakteri, bakış açısı, teorisi olmaya doğru da niyetlendi. Kadın olma meselesi içinde cinselliği bir fenomen olarak elime almıştım. Her iki kadının da aslında benzer meselelerle var oluşunu anlatmak istedim.

“Danışmanlarım oldu”

Filmdeki uzun terapi sahnesinden bahsedebilir miyiz, ne kadar zordu bu iddialı ve etkileyici sahneye hazırlanmak?

Şehnaz bu sahnede aniden karar vererek psikodrama uygulaması yapıyor. Bu özel bir teknik ve ben “Pandora’nın Kutusu”ndan beri öğrenmeye çalışıyorum. Uzak olmadığım bir alan. Yazarken de böyle bir sahne yazmayı istedim. Hem psikoloji hem psikodrama açısından danışmanlarım oldu. Arşalus Kayır, Banu Aslantaş ve Dilek Güntepe... Filmde Funda ve Ecem’e doktor ve hasta olarak nasıl davranmaları gerektiğini de göstermem gerekiyordu. Hem benden hem diğer uzmanlardan beslendiler. Provalarını yaptık. Yine de her şey çok matematik de değil. Hasta ve doktor ilişkisi güçlendikten sonra bunun duygusal kısmı ve bunun sette nasıl gelişeceği de önemli. Sette çekilmesi en zor ama bir yandan da en kolay sahnelerden birisiydi. Sahne müthiş bir zirve yaptı.

“Kadın cinselliği üzerine konuşmak çok önemli”

Toronto’daki gösterimin ardından çıkan bir yazıda “Tereddüt”, en politik filminiz olarak tanımlanıyor. Siz katılıyor musunuz bu yoruma?

Ben filmlerimin hepsinin politik bakış açısının eşit değerde olduğunu düşünüyorum. Ama Türkiye’de ve dünyada kadın cinselliği üzerine konuşmak çok önemli şu anda. Yönettiğim filmlerin söylemek istediği sözle önem teşkil ettiğini düşünüyorum. Dolayısıyla birini diğerinden politik olarak ayırmak istemiyorum. Diğer yandan bunların politik filmler kategorisinde değerlendirilmesini de doğru bulmuyorum.

Kadın cinselliğinden şu anda bahsetmek önemli dediniz. Bunun nedeni sağın yükselişi mi?

Bütün dünyada sağ çizgi ve eğilim, sadece kadınlar değil cinsellik üzerine ayrımcılığı, hepimizin yaşamları üzerine bir ayrımcılık ve baskılamayı getiriyor. Gidişat böyle bir yöne doğru. Bunları düşünürsek kadın cinselliğinden bahsetmek gerçekten çok önemli.

Toronto ve Varşova’daki izleyicilerden nasıl tepkiler aldınız?

Seyirci ve endüstriden insanlarla görüşmelerde anladım ki seyirci filmle derin bir bağ kurdu. Türkiye’ye bakan bir pencere açtığı için değil, kendileriyle bir bağ kurdukları için. Bunu bir özdeşleşme anlamında söylemiyorum. Herkesin kendi karanlık penceresini, kendi “clair obscur”lerini dürttüğü için. Birçok seyirciden duyduğum yorumların ortak noktası şu: “Onunla yaşamaya devam ediyorsun.”

“Terapi sahnesinden çok korktum”

Ecem Uzun

“Kadın cinselliği üzerine konuşmak çok önemli”

Senaryoyu okuduğumda ertesi gün Yeşim’le buluştuk ve ben garip fiziksel tepkiler vermeye başladım. Çok korktum. Hem fiziksel hem psikolojik olarak zor bir rol. Bir yandan kaçmak istiyorum bir yandan da rolü istiyorum. Bir şekilde çekmeye başladık. Sonrasında Funda’yla konuşurken “Bir daha olsa yine yaparız” dedik.

Uzun bir süre terapi sahnesinden çok korktum. Yeşim çekiyoruz dedi. Sahne başladı. Teknik şeyler var ama bu bir oyun. O kadar gerçeğe gitti ki kestik dendiğinde ben ağlıyordum. Hâlâ aklımda o sahne. Elmas’ın yaşadıkları, öfkesi, sevgisi... Yine olsa yine yapmak isterdim. Oyuncu olarak çok şey öğrendim. Yeşim bunu çaktırmadan hazırladı, bunu bittikten sonra anladım.

“Bu role cesaret etmek istedim”

Funda Eryiğit

“Kadın cinselliği üzerine konuşmak çok önemli”

Şehnaz’ın aslında filmde görünmeyen ama senaryoda olan bazı özellikleri de vardı. Bunlar beni çok anımsatıyordu. Okuduğumda kendi eylemlerimi gördüm ve bu beni korkuttu. Kendime bu kadar yakın bir karakterle karşılaşmamıştım. Yeşim’le Galata’da çay bahçesinde ilk kez buluştuğumuzda ona bunu söyledim. Yeşim’le film çekmeyi çok istiyordum, bu daha baskın geldi. Bu role cesaret etmek istedim. Provalarda ve çekim sürecinde gitgide özgürleştiğim ve rahatladığım bir süreç oldu. Film bittiğinde de tekrar çeksek dedim. Filmde ise kendimden çok uzak birini gördüm.

lBu film kadın olmaya dair, tam o özellikler olmasa bile, genel bir şey söylüyor. Bu anlamda evrensel bir yön görebiliyorum. Bu, kendi halimde de özel yaşantımda da hissettiğim bir şeyin sadece bana ait olmadığına dair bir fikir yarattı. Bütün kadınlar olmasa bile Elmas’ın bambaşka konumdaki bir kadınla ortak bir noktası olduğunu düşündürdü. Belki de politik yönü buradan geliyor.

Doktoru canlandırmakla ilgili özel olarak çalıştım. Uzun bir süre etkilenmemeyi reddettim. Provalarda Ecem’le beraber ağlıyorduk. Arşalus Kayır’la çalıştım. Çapa’ya gittim. Üç grup seansına ve Kayır’ın dersine girdim. Psikoloğun mesafesini oralarda yakalamaya başladım.

Üç bacaklı sokak köpeği ile temizlik işçisinin yürek ısıtan dostluğuİzmir'in Karşıyaka ilçesinde temizlik görevlisi Mustafa Sağsöz (51) ile 3 bacaklı sokak köpeği "Kola", 5 yıldır hiç ayrılmadan birbirlerine yol arkadaşlığı yapıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber