Geri Dön
Cumartesi'Keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem'

'Keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem'

“Dünyayı Kurtaran Kadın”la organik bir dünyaya özlemini anlatan Zeynep Tuğçe Bayat hassas ve kırılgan biri olduğunu söylüyor.

'Keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem'

 

SEYHAN AKINCI - Küçüklüğünden beri yazdığını söyleyen Zeynep Tuğçe Bayat, bu defa kafasında uçuşan balonları hikayeleştirmeyi başarmış ve ortaya “Dünyayı Kurtaran Kadın” çıkmış. Bayat’ın kaleminden, Cansel Elçin’in kamerasından izleyiciyle buluşan dizi hepimizi daha uzun soluklu bir dünya için harekete çağırıyor. Gayrettepe Dedeman Otel’de bir araya geldiğimiz oyuncuyla “Dünyayı Kurtaran Kadın”ın hikayesinden Cansel Elçin’le Fransızca derslerine pek çok şeyi konuştuk.

Keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem

- Karantinada sizin evde ekmek yerine dizi pişmiş anlaşılan... “Dünyayı Kurtaran Kadın”ın nasıl bir hikayesi var?

Yazmak benim uğraştığım, sevdiğim bir şeydi küçüklüğümden beri. Daha önce yazdığım kısa filmler vardı, filme çekilen de oldu. Dizi yazma fikri de vardı ama süreleri korkutuyordu. Pandemide ev içine hapsolduk. O sırada bir sürü aktivitemi eve taşıyabildim. Fransızca öğrenmek için haftada 3-4 gün enstitüye kursa gidiyordum. Ardından online ders almaya devam ettim. Piyanom var, onunla uğraştım. Bunlarla uğraşırken şunu fark ettim; başka bir yerden doluyoruz. Öyle bir endişe yaşadık ki “Kalp büyümesi” diye tanımlıyorum bunu nefes alamaz hale geliyorsun. Hatta kendi kariyerinle ilgili endişelerin kayboluyor. Çünkü ortada bir meslek bile yok. Mesleğini icra edebileceğin hiçbir alan kalmıyor ve bu sana özgü değil. “Ben şimdi ne yapacağım” türünde bireysel bir endişe yaşamıyorsun. Doğal olarak benim için bir şey üretme kaygısı getirmedi. Kimi ekmek yaparak kimi bir şeyler okuyarak mutlu oldu ama benim kalbim büyümüştü. Bir şeyler söylemek istiyordum. Hissettiklerimi kağıda dökmek istedim. Yazdıktan sonra da Cansel’e (Elçin) söyledim. Ve dedim ki haydi bunu çekelim. Cansel, “Çekeceksek hakkını vermek lazım” dedi. Ben sipariş verdim dedim. “Ne siparişi verdin” dedi. Kamera, ışık, mikrofon... Kendimiz için çektiğimiz şey bir anda dizi formatına dönüştü. Öyle olunca da geriye paylaşmak kaldı.

“CANSEL ALTIN MAKAS”

- Hayatınızdaki insanla üretiyor olmak ayrı bir keyif olmalı...

Keyif ama zor tarafları da var. Filtresiz bir şekilde ne düşünüyorsak birbirimize söyleyebildiğimiz bir ortamda sonuç çok iyi çıkıyor ama süreç içinde ufak tefek noktalarda çok fena didiştik. Oralarda bazen onun dediği bazen benim dediğim oldu. Yayınlandıktan sonra bir daha oturup son halini izledik ve dedik ki bak sen burada haklıymışsın burada da ben haklıymışım. Cansel altın makası çok seviyor. Bir sürü yeri kısaltma taraftarıydı ben de bazı yerleri asla kestirmem noktasındaydım. Dedi ki; “Senaryoyu sen yazmış olabilirsin ama yönetmene verdiğin an o senaryo senin değildir.” Cansel, aslında benim için yönetti bu diziyi. Bana destek olmak için yaptığı bir şeydi. Bir de onu bu anlamda üzmek istemedim. Ve izlediğimde çok şaşırdım. İyi ki sana bırakmışım dedim. Bu anlamda bizim ilişkimize de bir şey katmış oldu.

Keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem

- İş dışında da birbirini tamamlayan, çatışmaktan çekinmeyen bir ilişki mi sizinki?

Genel olarak çok iyi anlaşıyoruz. Hobilerimiz çok benziyor. Hatta kimi zaman çevremizden siz sıkılmıyor musunuz her şeyi birlikte yapmaktan, her yere birlikte gitmekten gibi yorumlar da alıyoruz. Bizim çatıştığımız ufak birkaç şey var. Onlar da işle ilgili oluyor. Bir de benim kadınlarla ilgili hassasiyetim var. Geçenlerde biri sordu acaba bir travman mı var bu kadar hasassın diye. Oysa sadece kendimle alakalı değil radarlarım hep açıktır. Bulunduğum ortamda bir şeye tanık oluyorsam hemen müdahale etmek istiyorum. Çok zorlanıyorum müdahale etmemek durumunda bırakılmaktan. Sana ne? değil. Birine yaptığınız psikolojik şiddet herkesle ilgili. Çok hassasım bu konuda. Radarım açık ama bence radarı açmalıyız.

- Dediğiniz çok doğru radarlarımız açık olmalı çünkü biz öyle bir toplumda yaşıyoruz ki şiddetin çocuktan hayvana her türlüsüne tanık oluyoruz... Bu tanıklık radarları bu kadar açık bir kadına neler hissettiriyor?

Sylvia Plath bir şiirinde “Bu kadar açık olmak korkunç, sanki kalbimin bir yüzü varmış da, dünyanın içine doğru yürümüş…” diyor. Keşke bu kadar açık olmasam, keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem diyorum ben de bazen. Çünkü çok yıpranıyorsun. Biraz hassas biriyim. Bir sürü kişinin algılayamadığı şeylerden kalbim kırılabiliyor. Ama kendi içimde tamir etmesini de biliyorum. İlla benim kalbim kırık diye dolaşmıyorum ama zamanla insanların bunu görmediğini, fark etmediğini anladım. Belki bu yüzden görsünler, fark etsinler diye böyle bir iş yaptım.

- Sizin Cansel Elçin ile olan hikayenize baktığımızda insanları aşka, tesadüfe inandıran bir taraf var... “Gönülçelen”de karşılıklı oynayıp yıllar sonra yolu kesişen iki insansınız. Siz geriye dönüp baktığınızda hayret ediyor musunuz?

Acaba nasıl biriyle evleneceğim, nerede yaşayacağımı hiç düşünmezdim. Şunu düşündüğüm oluyordu, acaba birine aşık olacak mıyım ve bu kim olacak? Umarım düzgün biri olur derdim, seçemiyorsun ya bir yerde... Bunu düşünürken yakaladığım oluyordu kendimi. Ki aslında çok özgür ve yalnız başına bir hayatım vardı Cansel’den önce. Şu an özgür değilim anlamında söylemiyorum sadece kendimi düşünerek kararlar alabildiğim bir dönemdi. Şu an herhangi bir şeyle alakalı bir karar aldığınızda başkasını düşünüyorsunuz. Ama bu zorunluluk gibi değil de kendiliğinden gelişiyor. Bunun dışında ilginç olan “Gönülçelen”in setinde ondan hiç hoşlanmamam. Yıllar sonra da karşılaştığımızda önyargılı bir şekilde tanımasa bari dediğim bir noktadan sonra iş buralara geldi. Çok gülüyoruz. Hayat işte...

Keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem

“ZORLANDIĞIM YERLERDE CANSEL’E SORUYORUM”

- Dil öğreniminde oyunculuğunuzu beslemek dışında Fransızca özelinde eşinizin bir etkisi var mı?

Cansel’in etkisi yok da yardımı var. İspanyolcayı öğrendikten sonra yakın dil gruplarını öğrenebilir miyim diye düşündüm. Fransızca’yı seçtim ki Cansel’e de sorabilir onun ailesiyle de iletişim kurabilirim. Seviye ilerledikçe zorlaşıyor zorlaştıkça daha çok yardıma ihtiyacım oluyor. Zorlandığım yerlerde Cansel’e soruyorum. Bazen araştır kendin bul, kolay öğrenirsen unutursun diyor.

“BENİM KÖYÜM TİYATRO”

- Sahne için emek veren kendini besleyen biri için perdelerin ne zaman açılacağının belirsizliği ne hissettiriyor?

Açılmasını çok istiyorum çünkü her zaman söylüyorum benim köyüm tiyatro. Geldiğim yer orası, gideceğim yer de orası. Her zaman hayatımda olmasını dilediğim bir şey. En yakın zamanda kavuşmak istiyorum. Herhalde perdeler açılınca sahnede olmaktan önce bilet alıp gidip izlemek istiyorum bir izleyici olarak.

Keşke kalbim bu kadar ortada yürümesem

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler