Geri Dön
Cumartesi'Konuşabilen erkek medeni erkektir'

'Konuşabilen erkek medeni erkektir'

Erkeklerin cinsellikle ilgili problemlerini konuşamadığını anlatan ürolog Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı “En büyük sorun, sorunun kendisi değil, konuşulmuyor olması. Konuşsalar düzelecek” diyor.

'Konuşabilen erkek medeni erkektir'

CEYDA ULUKAYA / İSTANBUL - Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, 25 yıllık bir üroloji ve üroonkoloji uzmanı. Bugüne dek gördüğü sayısız erkek hastanın, cinsel fonksiyon bozuklukları ya da prostat gibi hastalıklar karşısındaki sosyal ve psikolojik tutumlarına dair gözlemlerinden yola çıkarak bir kitap yazdı. Adı: “Konuşulmayan Erkeklik”. Zira meslek yaşamı boyunca erkeklerle ilgili en önemli tespiti de bu yönde. Peki erkekler neden konuşamıyor, konuşmamak başlarına ne dertler açıyor, partnerler bu tür durumlarda ne yapmalı? “Konuşulmayan Erkeklik”i en çok da kadınların okumasını isteyen Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı’yla konuştuk.

- “Konuşulmayan Erkeklik”i yazmak neden gerekliydi?

Çünkü erkekler erkeklikle ilişkilendirdikleri problemleri konuşamıyor. Aslında kitabın ismini “Konuşsana be adam” koymayı bile düşündüm. Bir hekim olarak, özellikle de karşı cinsin yaşadıklarını gören bir insan olarak o kadar muzdaribim ki bundan... Çünkü ben biliyorum konuşsalar düzelecek. En büyük sorun, sorunun kendisi değil, konuşulmuyor olması.

- Size geldiklerinde nasıl davranıyorlar?

Şöyle örnekler oluyor: Hasta geliyor, zaten daha kapıdan girdiğinde ben onun hangi tür bir şikayeti olabileceğini tahmin ediyorum. Geliyor ve gerçek problemini söylemeden gidiyor. Bazen de tam tersini söylüyor. Ereksiyon problemi varsa ben günde üç kere cinsel aktivitede bulunuyorum diyor örneğin. O yüzden erkekleri çoğunlukla eşleri ya da partnerleri getiriyor zaten. Kendileri gelmiyor. Kitapta partnerlere seslenmem de bu nedenle, çünkü böyle bir problemde partnerinizin hayatını kurtarabilirsiniz.

- Neden konuşmuyorlar?

Ben bunun anne karnındaki sürece kadar giden boyutuna dikkat çekiyorum. Biliyorsunuz anne karnında ilk 6 hafta aslında hepimiz kız bebek olarak dünyaya geliyoruz, XX kromozomlarıyla. Erkeklik hormonu 6. haftadan itibaren başladığı için erkek bebek annenin hormonuyla çatışma içinde gelişiyor. Yani biz erkekler annemizle hormonal çatışmayla başlıyoruz hayata. Bu da erkekliği ispat edilmesi gereken bir şeye dönüştürüyor. Halbuki kadınlık öyle değil, anneyle uyumlu bir hormonal yapı içinde gelişiyorsunuz bebeklikten itibaren. Bu yüzden de kadınların cinsiyetleriyle ilgili bir problemleri yoktur, çünkü ispata ihtiyaç duymazlar. Halbuki erkek her zaman bu ispat baskısını hissettiği için, erkekliğiyle ilgili konuları konuşmamayı tercih eder. Konuştuğu an bunun bir varoluş problemine dönüşmesinden korkar.

- Bunun toplumsal cinsiyetle hiç mi ilgisi yok?

Daha oraya gelmeden başlıyor demek istiyorum. Bunun böyle bir geçmişi var. Üstüne tabii sosyal konular da ekleniyor. Sünnet örneğin. Ne denir? Sünnet olacaksın erkek olacaksın. Halbuki sünnet dini bir ritüeldir ama nasıl kodlanır? Erkek olacaksın. E erkek zaten. Sünnetten önce de erkek. Ama yine bir ispat baskısı var. Bunlar da anne karnındaki sürecin devamı. Hatta ben kendi fen lisesi yıllarımı da anlattım, askeri okulda ve yatılı okulda okuyanlar onu çok hisseder. Çocuk anneden kopar ve o erken yaş güçsüzlüğü döneminde bir anda mizacı sertleşir, çünkü erkekliği erkekler arasında ispat etme şekli daha agresif bir hal alır. Ben tabii sosyolog değilim. Bu, profesyonel olmayan görüşüm.

- Peki erkeklikle ilgili problemleri konuşmamanın bedeli ne oluyor?

Halının altına süpürürseniz başınıza dert oluyor, orası kesin. Örneğin yine eşi sayesinde, ereksiyon problemi şikayetiyle gelen bir hastamda ciddi bir kalp problemi olabileceğini tespit ettik. Tabii hastanın hiç farkında olmadığı bir durum. Acilen anjiyoya alındı, stent takıldı. Bu tür hikayeler çok fazla. Çünkü cinsel fonksiyon bozukluğu varsa özellikle 40 üzeri yaşta, bu bir mikro damar problemidir. Mikro damarlar kalpte de var, gözde de var. Dolayısıyla başka problemlerin habercisi olabilir. Mesela guatr problemi olup farkında olmayan ve erken boşalma problemi yaşayanlar var. Halbuki basit bir guatr ilacıyla hayatını değiştirebiliriz gelse, daha doğrusu bunu itiraf edebilse. O yüzden diyorum, penisiniz sizinle konuşuyor, onu dinleyin. Belki diyabetle ilgili, belki damar sertliği gelişiyor. Bunun alarmını veriyor.

- Cinsel fonksiyon problemleri yaşanan bir ilişkinin seyrinde neler yaşanıyor?

Şu oluyor: Diyelim ki erkek erken boşalıyor. Kadın bunu fark ediyor. Erkek konuşmuyor, kendini geri çekiyor. Kadın da herhalde benden kaynaklı diye düşünüyor. İç çamaşırı alıyor, başka şeyler yapıyor, bu sefer beklenti yükseldiği için adam iyice kaçıyor. O zaman da kadın başka biri mi var diye şüpheleniyor. Ciddi bir iletişim problemine dönüşüyor. Halbuki konuşsa! Zaten ben özetle şunu söylüyorum: Bir erkek konuşabiliyorsa medeni erkektir. Bazen kadınlar bana soruyor, medeni erkeği nasıl bulurum diye. Kendi erkekliği hakkında konuşabiliyorsa, kendini eleştirebiliyorsa, kendi sorunlarını çözmek için sizden fikir alıyorsa o erkek medeni erkektir. Çünkü medeni erkeğin tarihi kendi erkekliğiyle barışmasıyla başlar. Kaçıyorsa, başka konularda da problemi olur.

- Çiftler bunu konuşmaya nereden başlamalı, nasıl bir yol izlemeli?

Birincisi doğru bilgi elde etmelerini öneririm. Doğru bilgiyi alırsanız; diyelim ki penisim normal mi sorusu, bu çok yaygındır. Doktora da gitmezler ama erkeklerin yüzde 90’a yakını küçük olduğunu düşünüyor. Halbuki gerçekte yüzde 5’i küçük. Bu mesela önemli bir bilgi, beden algısı açısından. İkincisi, kadınlara çok iş düşüyor. Onlar iletişime daha açık. Doğru bilgiyi alırlarsa partnerlerine daha fazla empatiyle yaklaşabilir, bu da çözüme gitmek için en ideal yol olur.

“Kovid-19 geçirenlerde ereksiyon problemine rastlıyoruz”

- Kovid-19 geçirenlerde cinsel fonksiyon bozuklukları tespit ediliyor mu?

Birincisi biz virüslerin zaman zaman testisi tuttuğunu biliyoruz. Mesela kabakulak virüsü geçirenlerde kısırlık olabiliyor. Koronavirüsle ilgili de böyle çalışmalar çıkmaya başladı. Şaşırmıyoruz çünkü koronavirüs daha çok endoterm dediğimiz damar çeperlerini tutan bir hastalık ve damar her yerde. Damarı bozduğunda bu, erkek ereksiyonunu da bozabiliyor. Son birkaç aydır en çok gördüğüm hasta grubu, Kovid-19 sonrası ereksiyon problemi yaşayanlar. Tedavi için hemen bir rehabilitasyon programı uyguluyoruz.

Konuşabilen erkek medeni erkektir

Prostatla ilgili bilinmesi gerekenler:

- Birincisi prostat bir organ. Kadında meme kanseriyle erkekte prostat kanseri aynıdır. Kadınlar meme kanserini konuşabildiği için, toplumda sosyal farkındalığı daha yüksek. Ama erkekler konuşamadığı için prostatı da, prostat kanserini de bilmiyor.

- Prostat kanseri, meme kanseri ve rahim ağzı kanseriyle ilintilidir. Yani ailenin kadın üyelerinde meme ya da rahim kanseri hikayesi varsa dikkat, erkek üyelerde risk artıyor. Tersi de doğrudur.

- Sadece yaşlılıkta değil, 20-30’lu yaşlarda da görülüyor. Buna prostatit deniyor, bir tür prostat iltihabıdır. Çok yaygın ama hiç konuşulmuyor, çok bela bir hastalık.

- Prostat kanseri sinsidir, bu yüzden şikayet olmadan doktora gitmek gerek. Eğer ailede kanser riski varsa 40 yaştan itibaren gelmeli.

- Prostat kanseri tedavisi çok başarılı, yeter ki erken teşhis edilsin.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler