Geri Dön

“Kristal Oda”nın kapısını araladı

Ufuk Beydemir, “Türkçe rock’ta yeni işler ortaya çıkmadığı ve iyi örneklerin üzerinden zaman geçtiği için bir boşluk oluştu. Benim yaptığım iş o boşluğa karşılık geldi” diyor

“Kristal Oda”nın kapısını araladı
Seyhan Akıncı

Ufuk Beydemir adını duyunca hemen ardından “Ay Tenli Kadın” şeklinde devam ediyor cümle. Beydemir ise 100 yaşına da gelse o şarkıyla anılmaktan şikayetçi değil ama artık başka bir yerde. İkinci albümü “Kristal Oda” için Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde bir araya geldiğimiz genç müzisyen, “Kendi dünyamda, odamda her zaman daha mutlu ve huzurluydum ve onu bozmak istemiyordum. Artık amacım odanın kapısını açmak ve daha fazla hayatla temas etmek” diye konuşuyor.

“Kristal Oda”yı Kurt Cobain’in doğum gününde yayınlamanız tesadüf mü yoksa özel bir anlamı var mı?

Biz aylar öncesinde 20.02.2020 tarihine vurulduk. Bu tarihi düşünmüştük ama aynı zamanda Kurt Cobain’in de doğum günü olduğu için güzel bir tesadüf oldu. Yıllarca 90’lar Seattle grunge soundunu dinlediğim için Nirvana bir anlamda peygamberlerden biri benim için. İlk albüm lansmanım da 5 Nisan’a denk düşmüştü o da Cobain’in ölüm tarihi, aynı zamanda da Cem Karaca’nın doğum günü. O zaman da böyle bir tesadüf olmuştu.

Nelerden besleniyorsunuz?

Hayattaki her şeyden ve her andan besleniyorum. Hayatı yaşıyorsun, bir sürü şey dikkatini çekiyor ya da çekmiyor ama bir süre sonra bir şekilde ortaya çıkıyor. “Hadi Bana Gel” şarkısını yazdığımda 20 yaşında bile değildim. Genel olarak albümün çoğu geçtiğimiz iki senede ortaya çıkan şarkılar.
n Müzik eleştirmenlerinde büyük bir heyecan yarattı albümünüz...

İşimle ilgili obsesifim. Ben yapıyorsam ortaya çıkan şey ayrıcalıklı bir iştir. Özel bir şey olduğunu düşündüğüm için yapıyorumdur. Türkiye’de 2000’li yılların başındaki Türkçe rock dalgasının son on yılda giderek yok olduğunu görüyoruz. Duman ile Mor ve Ötesi gibi grupların yerini kimsenin dolduramadığını görüyoruz. Bir süredir de rap müzik daha popüler. Bazı müzik türleri bazen daha popüler olur bu normal.

Siz rock’ta aşağı doğru giden çizgiyi nasıl yukarı çekebildiniz?

Son on yılda Türkçe rock müziğinde yeni işlerin çok fazla ortaya çıkmadığı ve iyi örneklerin üzerinden epey zaman geçtiği için orada bir boşluk oluştu. Benim yaptığım iş o boşluğa karşılık geldi ve bu yüzden dikkat çekti. Aynı müziği 2000’lerin başında yapsaydım aynı oranda reaksiyon gösterilmeyebilirdi. Daha olağan bulunurdu. Şimdi kimse böyle rock yapmıyor ama bu “deli” adam kendi başına bir yere girmeye çalışıyor hali özel geliyor insanlara. Albüm özlenen, arzulanan birtakım şeylere cevap verdiği için aslında insanlar daha kıymetli buldu.

“Kendimce Biriyim” demişsiniz bunu biraz açar mısınız?

Bu gidip gitar alıp amatör olarak müzik yaptığım 16 yaşlarımda başlayan bir hikaye. O zamanlardan şimdiye daha izole ve yalnız kalmış bir figür olarak görüyorum kendimi. Son üç yıldır o halden uzaklaşmam ve insanlarla, hayatla barışmam gerektiğini düşünüyorum ve bunun için çaba sarf ediyorum. Uzun yıllardır gelen izole durum size konfor alanı sağlıyor. Kabuğunuzdan çıktığınızda o konforu da kaybediyorsunuz. Birtakım şeylerle sınavınız başlıyor. Hâlâ bir şeylerle barışmaya, bir şeylere alışmaya çalışıyorum. Kendi dünyamda, odamda her zaman daha mutlu ve huzurluydum ve onu bozmak istemiyordum. Sadece prova için dışarı çıkıyordum. Bir şey içeceksem alıp eve geliyordum. Arkadaşımla buluşacaksam bana gel diyordum. “Kristal Oda” gerçekten vardı.

Bunu değiştirmeye nasıl karar verdiniz?

Hayat aynı kalmıyor. Yaptığım iş de ekstra sosyal olmamı gerektiriyor. Bu işi yapacaksam buna alışmak zorundayım. Buna mecbur kaldığım için ördüğüm duvarı kırmaya karar verdim. Başlarda daha sancılıydı şimdi daha normal. Hayata dahil olacaksanız bu konfor bir yerde kırılmak zorunda kalıyor. Artık amacım odanın kapısını açmak ve hayatla daha fazla temas etmek.

İnsanlar sesinizden şarkılar dinlemeye başladığı günden beri ses renginiz ve vokal tarzınız konuşuluyor...

Bu bir teknik, aksi durumda üçüncü şarkıdan sonra sesiniz kısılır. Sesim buna müsait olduğu için şanslıyım. Başından beri böyle şarkı söylüyorum. Türkiye’de bunun eğitimi yok ben keşif yoluyla ulaştım. İnsanlar sesimin tınısında bir retroluk olduğunu söylüyor. Eski kafalı bir adam olduğum için bu bir avantaj.

“Naber, dinleyiciyle konuştuğum bir şarkı”

Yüz yaşına gelse de “Ay Tenli Kadın” şarkısıyla hatırlanacak yorumları var. Bu sizde baskı yaratıyor mu?

Bu albümde “Naber” diye bir şarkım var. Benim dinleyiciyle konuştuğum bir şarkı. Orada “İçimde bir kurt var, zorla sevdiremem ben kendimi” diyorum. İnsanların şunu kabul etmesi gerekiyor, ben ettim; “Ay Tenli Kadın” gibi bir şey olmayacak. Bu kabulü gerçekleştirdikten sonra kaygılanmamaya başladım. Bu albümde sound olarak da başka bir yere gittim. Görüyorum ki insanlar bu haliyle de sevmeyi öğreniyorlar.

Geçen yıl listeler açıklandığında Spotify’da en çok dinlenen 4’üncü şarkıydı...

Geçen yıl popçuların rapçilere yanaştığı bir süreç yaşadık. Eskiden bu mümkün değildi. TV’lerde ne servis ediliyorsa o popülerdi. Şimdi herkes kendi medyasını yaratıyor ve dengeler değişebiliyor. Bu müzik sektöründe devrim niteliğinde bir durum.

İpek Tanrıyar'ın ilginç corona maskesi6 aylık hamile olan eski manken İpek Tanrıyar, erkek iç çamaşırdan maske yaptığı anları sosyal medya hesabından paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber