Geri Dön

'Tasarımlarım sadece ince kadınlara göre değil'

Demet Şener İstanbul markasıyla kadın giyimine yeni bir soluk getiren Demet Şener Küpeli “Tasarımlarım sadece ince kadınlara göre değil. Güzel bir tasarımı taşımanız için sadece çok ince olmanıza gerek yok. Kendinizden emin olun, ne istediğinizi  bilin” diyor.

'Tasarımlarım sadece ince kadınlara göre değil'
SEYHAN AKINCI

 

Demet Şener Küpeli, 1995’te Türkiye güzeli olarak hayatımıza girdiğinde henüz 18 yaşında bile değildi... Aradan geçen 25 yılda onu pek çok kimliğiyle tanıdık. Bütün bu kimliklerin arasından sızan şey değişmeyen tarzı oldu yıllar içerisinde. Üniversite sınavına girerken çekilmiş bir fotoğrafından bahsederken “Üstümde siyah blazer ceket, altımda jean ve içimde beyaz tişörtüm var ve ben hâlâ öyle giyinmeyi seviyorum. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Bir insanın stili böyle oluşuyor herhalde” diyor. Pandemi öncesi tanıtımını yaptığı Demet Şener İstanbul markasıyla şimdi hayalindeki kadınla buluşturuyor modaseverleri. Demet Şener Küpeli ile markasını, hedeflerini ve kızıyla tayt değiş tokuşlarını konuştuk.

Tasarımlarım sadece ince kadınlara göre değil

- Nasıl bir hikâyesi var Demet Şener İstanbul’un…

1995’te Türkiye güzeli seçilmemin ardından meslek hayatımda modellik, oyunculuk ve sunuculukla birlikte 25 yılı doldurdum. Kariyerimle ilgili hep daha kalıcı şeyler yapmak gibi düşüncelerim vardı. Bundan bir yıl önce bu marka aklımda fikir olarak oturmuştu. Fikirden ziyade hemen harekete geçmek gerekiyor hayatta. Markayla ilgili büyük hedeflerim olduğu için sadece Türkiye’de değil yurt dışında da bir şeyler yapmak, adımızı duyurmak istiyorum. İstanbul’u eklememizdeki sebep de buydu. Demet Şener adıyla birlikte İstanbul’un olması çok daha etkili olur diye düşündüm. Ardından işinde çok profesyonel bir ekip kurdum. Ben markanın görünen yüzüyüm ama arkamızda çok profesyonel bir ekip var. Çok güzel bir şekilde başladık. Hemen işe koyulduk neler yapabiliriz diye. En zorlandığımız konu isimdi. Benim yıllardan beri klasikleşen, çok kalıplaşmış bir tarzım var, kadınlara bunu vermek istedim. Bu yüzden modelleri ve kalıpları oluştururken hiç zorlanmadım. Bizim beden aralığımız 36-42. 42 beden ürün alan insanlar bile takımları giydiklerinde diyorlar ki “Belimin oyuğu belli oluyor”, “Kadınsı görünüyorum bu takımla”… Bu geri dönüşler o kadar hoşuma gidiyor ki… Tasarımlarım sadece ince kadınlara göre değil. Güzel bir tasarımı taşımanız için sadece çok ince olmanıza gerek yok. Kendinizden emin olun, ne istediğinizi bilin yeter. 

- Bütün bu hazırlık sürecinin ardından araya pandemi girdi…

Markanın lansmanını 13 Mart’ta yaptık. Bu İstanbul’da yapılan son büyük tanıtımdı. Ertesi gün okullar kapandı, hayat durdu ama ben lansmanımı yapmış bulundum. O zaman yapmasaydım belki şimdi çok daha zor olacaktı. Kötü şeyler de bazen insanın şansına olabiliyor. Daha sonra elbette bir durgunluk oldu ama online’da çok güçlü olduğumuz ve insanlar da evde olduğu için oradan çok iyi sonuçlar elde ettik. Bu da bizi marka olarak çok memnun etti. Online’da kalıp fazla mağazalaşmadan adım adım gitmek istiyorum. Ama marka olarak en büyük hedefimiz yurt dışına açılmak. Yakında bununla ilgili sürprizlerim de olacak.

- Peki, nasıl geçti karantina evinizde?

İş dışında çok sakin bir hayatımız var aslında. İşin dışındaki her vaktimizi evde geçiriyorduk. Bu daha da yoğunlaştı.  Çocukların online eğitimleri ve antrenmanları, benim görüşmelerim… Bunun dışında yoga yaptım, kendime baktım… Karantina benim için çok büyük bir avantaj oldu, kış koleksiyonumu hazırladım. Yaz ortasından sonra bu koleksiyon gelecek. Zaten kişisel olarak farkındalıkları olan bir insanım. Bu yüzden yine aynı şekilde, hayatıma devam edeceğim. Sevgi inanılmaz bir bağ, bir güç, hepimizi ayakta tutan şey. Farkındalık da öyle. Hayatta olup bitenin farkında olmak… Yaşadığımız alana, evimize, ülkemize, dünyaya ve evrene saygılı olmanın kıymetini bilen biriyim. Bu yüzden böyle devam ediyorum. Çok yoğun koştururken bir anda duraksamak aslında iyi geldi. O zaman da işte bir koleksiyon ortaya çıktı.

Tasarımlarım sadece ince kadınlara göre değil

“HEDEFİM KADIN GİYİMİNDE İLK 3’TE YER ALMAK”

- Yeni normalle birlikte siz de kapılarınızı açtınız. 2020 İlkbahar/Yaz koleksiyonunda neler var?

Benim hep hayalimdeki kadın buydu. Günümüzde kadınların üzerine çok yük biniyor. Çok koşturuyoruz. İş kadınıyız, anneyiz, sosyaliz… Çok şapkamız var. Bu tasarımlar bu kimliklerin hepsine uysun istedim. Bir kadın Demet Şener İstanbul’dan bir takım aldığında gömleğini de giysin, ayakkabısını değiştirsin ofisten çıkıp davete gitsin. Elbiseyi yazın sandaletle de giysin, bir davete topuklu ayakkabıyla da giysin hatta isterse spor ayakkabıyla giysin. Çok fazla ürün seçeneği yerine belli başlı herkesin aradığı temel parçalar olsun istedim. Şu anda belirli önlemler altında randevu sistemiyle çalışıyoruz. Çok yoğun olduğum için hepsinde olamayabiliyorum. Ben olduğum zaman büyük bir keyifle gelenlere bedenler ve renkler konusunda tavsiyelerde bulunuyorum. Bu da çok hoşuma gidiyor.

- Eski bir Türkiye güzeli, model ve artık modacı olarak siz nasıl tanımlıyorsunuz modayı?

Benim aslında çok klasik bir modam var ve bu hiç değişmedi. Hatta 18 yaşında üniversite sınavına girerken ki fotoğrafımı gönderdi bir hayranım. Üstümde siyah blazer ceket, altımda jean ve içimde beyaz tişörtüm var ve ben hâlâ öyle giyinmeyi seviyorum. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Bir insanın stili böyle oluşuyor herhalde. Moda günümüzde çok hızlı tüketilen, fastfood gibi oldu. Bu yüzden insanlar bu dönemde iki koleksiyona geçtiler. Benim hep hayalim ve planlamam bu şekildeydi. Bu kadar yoğun tüketilmek yerine, daha kalıcı, daha klasikleşmiş parçaları her zaman stilimde tercih ettim. 25 yıldır da pek değişen bir stilim olmadı.

- Demet Şener İstanbul ile ilgili hedefiniz?

Planlarımız arasında yurt dışında çok önemli noktalarda olmak ve online sitelerde yer almak var. Özellikle bu dönemde bir yatırım yapmak, birçok insana istihdam sağlamak açısından kendimi çok cesur görüyorum. Bunun geri dönüşlerini aldığım için de çok mutlu oluyorum. Ne kadar güzel bir şey yaptığımı bir kez daha görüyorum. Belli bir tecrübenin, bu tecrübeyi doğru kullanmanın, doğru gözlemlemenin, doğru insanlarla çalışmanın, geri dönüşleri sanırım bunlar. En büyük hedefim Demet Şener İstanbul olarak Türkiye’de kadın giyim markası dendiğinde akla gelen ilk üç markadan biri olmak. Ve tabii ki yurt dışında da ülkemizi temsil etmek. Bu yüzden var gücümle çalışıyorum.

Tasarımlarım sadece ince kadınlara göre değil

İREM’LE TAYTLARIMIZ KARIŞIYOR”

- Kızınız İrem giyim konusunda sizden tavsiye alır mı ya da onun tarzı size ilham verdi mi?

İrem’de benim en hoşuma giden şey, çok yaşının kızı olarak giyinmesi. Geçen hafta 15 yaşına girdi. Spor yapıyor, sporcu kimliği de var. Spor ve yaşına göre giyiniyor. Benim gibi hiç abartısı yok. Tabii ki genç kızlar bazen bazı şeylere özenebiliyor ama İrem kendini çok iyi tanıyor. Zaten incecik, uzun, sülün gibi… Ben ona hayran hayran bakıyorum. Benim koleksiyonumu giymesi için daha çok erken ama tişörtlerimi falan çok seviyor, onları giyiyor. Beraber alışveriş yapmayı çok seviyoruz. Bir sipariş verdiyse, ürün geldiğinde hemen giyip gösteriyor bana. Giyinmeyi ve alışverişi seviyor ama çok belli başlı parçaları giymeyi seviyor; tayt, sweatshirt, spor ayakkabı… Eminim ileride kendi stili daha da oturacak ama çok ne istediğini bilen bir karakteri var, bu da çok güzel. Bu yaşta ne istediğini çok iyi biliyor. O da benim gibi bazı markalarda, sevdiği bazı parçalarda çok tutucu. İrem’le taytlarımız karışıyor, böyle şeylerimiz de oluyor. Bazen o bana veriyor, ben bunu giymiyorum ister misin diye, ben ona veriyorum... Şu an tam aynı bedendeyiz tabii buna da inanamıyorum ayrıca!

Bu tünelden 7 defa geçenler şifa bulduğuna inanıyorBursa'da bulunan ve içinden su akan tünelden geçenlerin şifa bulduğuna inanılıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber