Geri Dön

Yarım baş, beyinli olsun!

Yarım baş, beyinli olsun!

Yarım baş, beyinli olsun!

Serdar Devrim

Kars’ta askerdik, yıl 1983. Sevgili dostum Akif’le hemen hep aynı lokantada yerdik. Kurban Bayramı günleriymiş demek ki, kendimize birer yarım baş sipariş ettik. Tabaklar geldi. Kıtır kıtır et, yanında bol kekik... ama bir eksiklik var.
Akif patronu çağırıp sordu:
"Yarım baş istedik. Bunda neden beyin yok?"
"Vallahi Komutan," dedi lokantacı, "ben de bir şey anlamamışım. İnan bu koyunda hiç beyin çıkmadı!"
***
Kafamda tasarlarken, yazıya biraz mizah katabilirim zannettim. Biz, diyecektim, seri halde beyinsiz insan üretir ve Türkiye onlarla gurur duyarken, Japon bilim adamları insansız beyin geliştirmek üzereler. Ancak yazmaya oturunca idrak ettim ki, şaka kaldırır bir konu değil. Bizim açımızdan çok acıklı. Çok acıklı.
Evet, 2020, bilemediniz 2025 yılında Japon bilimadamları beynin bütün sırlarını çözmüş, hatta yapay beyin üretmiş olacaklar.
Son Le Monde Diplomatique’te yer alan bir makaleyi okumadan önce, Nobel bilim ödülü alan Japon araştırmacı sayısının ne kadar az olduğunu fark etmemiştim. Fizik, kimya ve tıp alanlarında verilmiş Nobel ödüllerinin dağılımı şöyle: ABD 191, Avrupa (İngiltere, Almanya ve Fransa) 152, Japonya 5. Evet sadece 5!
Makalenin yazarı, New York Rockefeller Üniversitesi nörobilim uzmanı Mario Sigman bu farkı şu şekilde açıklıyor: "Japonlar, soyut bilimlerde yeni fikirler üretmeksizin teknoloji alanında büyük ilerleme kaydedebiliyorlar. Teknik konulara hakimiyetin kuramsal yaratıcılıktan daha önemli olduğu her alanda, Japonya bir numara."
Bir gün insanoğlu beynin sırlarını çözecek. O gün hayatta olmak isterdim... Babamın hayali biraz dişini sıkması şartıyla gerçekleşmek üzere. Japonlar, bırakın beynin sırlarını çözmeyi, yeni beyin üretmeye hazırlanıyorlar.
Japonya’da, Birinci Dünya Savaşı’nın ortasında, beyin üzerine araştırmalar yapmak üzere bir merkez kurulmuş: Riken Beyin Enstitüsü. Kamu ve özel fonlarca finanse edilen çalışmaların üç ana hedefi var: Beyni anlamak, beyni korumak, beyni yeniden yaratmak.
***
Yerim kısıtlı özetleyeceğim. Birinci hedef, yani beyni anlamak konusunda: önümüzdeki 5 yıl içinde hafıza ve öğrenme mekanizmaları çözülecek. On yılda duygu ve heyecan mekanizmaları, davranış farklılıkları, zamanı kavrama yetisi ve konuşma kodları çözülecek. On beş yıl içinde dikkat, düşünme ve konuşma mekanizmaları, yirmi yıl içinde de bireysel ve sosyal bilinç tanımlanacak.
Enstitü ikinci hedefine de (beyni koruma) yaklaşmış: Beş yıl içinde beynin gelişmesini sağlayan genler tanımlanacak, psikolojik bozukluklar çözülecek. Uzmanlar 2010’a kadar hayvan beyninin, 2015 yılında da insan beyninin gelişmesini denetlemeyi, psikolojik ve nörolojik hastalıkları gen tedavisiyle iyileştirmeyi umuyorlar. 2020 yılındaysa insan beyninin yaşlanması kontol edilecek, yapay beyin hücreleri üretilecek.
Üçüncü ve son hedef ise, insanlık için hem umut, hem kabus: BEYİN ÜRETMEK. Japon bilim adamları beş yıla kadar nesneleri tanıyan mikroçipler ve yapay hafıza merkezi üretecekler. 2010 yılında düşünen robotlar geliştirilirken, 2015 yılında (arzu gibi, sevgi gibi) hisleri olan bilgisayarlar üretilecek; bunlar 2020’de insanlarla dostluk kuracak kadar insanımsı hale gelecek.
Dr. Sigman, makalesini şöyle bitirmiş: Japonların bu çalışması, insan kimliğine karşı bugüne kadar yapılan en büyük saldırıdır. Belki de post-insanlık çağının geldiğinin işareti...
Bu yazıyı lütfedip okuduğunuza göre, şimdi gidin televizyonunuzu açın, gazetenizin birinci sayfasına dönün... Bakın Türkiye neleri tartışıyor. Bakın 2020 yılının Türkiye’sini kimler hazırlıyor...






CUMARTESİ

















Temizlik işçisi ile sokak köpeğinin dostluğuMalatya'da kendisi ile ilgilenen temizlik görevlisine patisini uzatarak teşekkür eden sokak köpeğinin görüntüsü herkesi duygulandırdı. Hayvan sevgisiyle sosyal medyada günün kahramanı olan temizlik görevlisi ise çalıştığı Yeşilyurt Belediyesinde çeyrek altın ile ödüllendirildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber