Geri Dön

AB dikkate almamanın bedelini ödüyor

AB dikkate almamanın bedelini ödüyor
Güldener Sonumut

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 18 Mart tarihinde kontrolsüz göçü önlemek için varılan anlaşmadan bu yana AB, kendi payına düşen bölümün en azını yerine getirme çabasına girdi. Kendi yükümlülüklerini Türkiye’ye verilecek olan mali yardıma indirgedi. Onu da bolca pazarladı. Oysa basit çarpanlarla hesaplanacak olursa, Türkiye’den ekonomik açıdan 15 kat daha büyük olan AB’nin nüfusu da Türkiye’nin 5 katı. Türkiye ise AB’den dört kat daha fazla mülteciye ev sahipliği yapıyor. Buradan da Türkiye’nin AB’ye nazaran mültecilere ev sahipliği yapmak için sarf etmiş olduğu çabanın ve maliyetin kat sayısı ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin AB’ye nazaran 12 kat para harcamış olduğunu da düşünürsek, AB’nin yüzünün biraz olsun kızarması gerekiyor. Türkiye, bu koşullarda mülteci yükünü daha fazla kaldıramayacağını en az 24 aydan bu yana dile getiriyor. Türkiye sadece mali külfetten yakınmıyordu. AB’nin yükümlülükleri arasında Gümrük Birliği’nin modernizasyonu yer alıyordu. AB kendi kendine bunu şarta bağladı. Oysa 12 Mayıs 2015 yılında mutabakata varılmıştı. Vize konusunda da Aralık 2013’de anlaşmaya varılmıştı. AB bunu ek olarak 18 Mart anlaşmasına dahil etmiş, hatta yeniden koşullandırmıştı. Türkiye 2 yıldan bu yana AB’nin taahütlerini yerine getirmemesine daha fazla tahamül edemeyeceğini dile getirirken Brüksel’in siyasi samimiyetsizliğinden şikayetçiydi. AB-Türkiye ilişkilerinde yaşanan ciddi ve derin güven bunalımına da işaret ediyordu Ankara.

Gelinen noktada Türkiye sesini duyurmak için maalesef sınırları açarak aslında Pandora kutusunu aralamak mecburiyetinde kaldı. İçinden AB’nin Apate tanrıçası gibi bekleyen 18 Mart mutabakatı çıktı. İdlib krizi esnasında yapılan bu hamle AB tarafından öngörülebilir ve hatta engellenebilirdi. Neyse. Avrupa Birliği Konseyi Başkanı ve Belçika eski Başbakanı Charles Michel, Türkiye ile AB arasındaki mülteci krizini çözme konusunda kararlı. Kolları sıvadı. Türkiye ile her zaman samimi bir şekilde sorunları dile getiren ve bir o kadar da yapıcı bir yaklaşım sergileyen Michel, AB kurumları ile AB ülkelerini ikna ederek 18 mart anlaşmasını canlı tutmaya çalışıyor. Başarılı olur mu bilinmez. Ancak AB’ye üye ülkeler arasında bulunan Yunanistan’ın, AB kurumlarının başkanlarıyla düzenlediği İngilizce basın toplantısında, aniden “Aspida” yani Yunanca kalkan kelimesini ifade edip başka anlamlar taşıyabilecek bir kelime kullanarak yapmış olduğu provokatif çıkışlarla güven tesis edilemez.

Brüksel, Ankara’ya vize muafiyetini sağlaması ile Türkiye’nin hukuken geri kabul anlaşmasını uygulamasını sağlayacak. Gümrük Birliği’nin genişletilmesi sayesinde de AB’den Türkiye’ye yabancı yatırımcı sayısı artacak. Bu da hem Türk ekonomisini canlandırır, hem AB’deki firmaların rekabet gücünü arttırır, hem de Suriye’li mültecilere istihdam imkanı yaratır. Ayrıca öngörüldüğü üzere AB ile Türkiye arasında yılda bir kez AB kurumlarının liderleri ile Türkiye arasında yapılacak olan bir zirvelerin yeniden hayata geçirilmesi son derece önemli. Bu zirveler sayesinde ilişkilerde yer alan sorunlar iltihaba kapılmadan çözüm bulmuş olur. Sözünün eri olmayarak bir krize neden olan AB’nin artık samimiyetle, biraz iyi niyet ve de insan olarak       kimsenin başkasından daha değerli ve üstün olmadığını göstererek krizdeki rubikonu aşması gerekiyor. Çünkü Türkiye öksürdüğü vakit AB’nin gribe yakalanabileceğini Brüksel bir kez daha gördü.

Aksaray'da otomobil ile kamyonet çarpıştı: 5 yaralıAksaray'da, Kovid-19 ile mücadele kapsamında sokağa çıkma kısıtlamasının başlamasının ardından otomobil ile kamyonetin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 5 kişi yaralandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet