Geri Dön

Havuç sopa ve kutu politikası

Havuç sopa ve kutu politikası
Güldener Sonumut

Avrupa Birliği (AB) zirvesi geride kaldı. Beklendiği üzere Brüksel’den Ankara’ya herhangi yaptırım kararı alınmadı. Ancak heyecan bitmiş değil. Zira önümüzdeki hafta Brüksel ile Ankara arasındaki diplomasi trafiği yoğun seyrini sürdürecek. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Türkiye ziyareti, salı günü Avrupa Komisyonu’nun açıklayacağı Türkiye raporu, gündeme damgasını vuracak konular arasında.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un provokatif söylemleri, ülkesindeki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar süreceğinden, o cephede gerilimin azalması beklenmiyor. Ancak AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Türkiye’ye yönelik üslubunu değiştirmese de, söylemini biraz yumuşatmış durumda. Nitekim Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimin doruk noktasında AB’nin Türkiye’ye sopa ile havuç vermeye hazır olduğunu söylemişti. Michel’in bu ifadeleri Ankara tarafından haklı olarak tepkiye neden olmuştu. Cenk Koray’ın 80’li yıllarda TRT’de sunduğu “Tele Kutu” yarışmasından esinlenmiş olacak ki (!), Michel bu kez Türkiye’ye iki kutu sunacaklarını açıkladı. Bu çift yönlü stratejinin birinci kutusunda yaptırımlar yer alıyor. Diğer kutunun ise şimdilik içi boş. Avrupa Komisyonu bu kutuya Brüksek ile Ankara arasında ilişkileri pekiştirecek hususları koyacak. İkinci kutunun konu başlıkları belli, ancak Ankara’yı tatminden uzak. Söz konusu kutuda Gümrük Birliği’nin (GB) güncelleştirilmesi, vize muhafiyeti diye anladığımız kişiden kişiye temasların artmasını sağlayacak düzenlemeler ve “ticaret kolaylığı” gibi konular yer alıyor. Ancak AB-Türkiye ilişkilerindeki en uzman kişiler bile henüz ticaret kolaylığının ne anlama geldiğini tam anlayamadı. Zira Türkiye, Gümrük Birliği’nin modernleştirilmesi sürecine, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına dahil edilmesini öngören maddeyi ekledi.

AB’nin Türkiye’ye sunacağı ikinci kutunun içeriğini Avrupa Komisyonu şekillendirecek. Ancak nihai içeriği AB ile Türkiye arasında yapılacak üçlü zirvede belirlenecek. AB’nin Türkiye’yi GB’nin genişletilmesi gibi AB ile Türkiye arasında yaşanan her krizin ardından gündeme gelen bir konuyla “kandırması” zor. AB, önce 15 Temmuz 2019 tarihli yaptırımlara son vermesi gerekiyor. Ardından AB ile Türkiye arasında enerji, Ar-Ge, çevre, ulaştırma eğitim, savunma ve güvenlik alanlarında işbirliğini pekiştirecek, sanayii ve çevre konularında da işbirliğini artıracak önerilerde bulunması gerekiyor. Ayrıca AB ile Türkiye arasındaki kurumsal ilişkilerin canlandırılması ve daimi kılınması gerekiyor. Mevcut diyalog mekanizmalarının işlememesi son derece sorunlu.

Türkiye’nin de AB ile ilişkileri hangi alanlarda canlandırmak istediğini araştırması ve stratejik çalışmasını yapması gerekiyor. Türkiye’nin öngörülebilir bir gelecekte AB’ye üye olmayacağı ve yakın gelecekte müzakerelerin yeniden başlamayacağı kesin. Bu ara dönemde Ankara’nın, Macron ve Anastasiadis’e rağmen ilişkileri çalkantısız bir şekilde nasıl sürdürebileceğinin stratejisini yapması gerekiyor.

Tele Kutu’ya dönecek olursak; Cenk Koray ve Bülend Özveren, yarışmacıları belirlemek amacıyla stüdyodaki seyirciye, çantasında törpü veya tırnak makası olup olmadığını sorardı. Türkiye’nin çantasında törpü veya tırnak makası da var, dostluğun ve barışın simgesi olan zeytin dalı da...

Havuç sopa ve kutu politikası

‘Nesebi gayri sahih’ten prensesliğe

Belçika eski Kralı 2. Albert, çapkınlıklarıyla bilinirdi. Halen sağ olan 2. Albert’in uzun süre inkar ettiği gayri meşru kızı Delphine Boel, 20 yılı aşkın süredir sürdürdüğü hukuk savaşını nihayet kazandı. Yıllarca devam eden yargı sürecinde Boel, önce kralın kızı olduğunu kanıtlamak amacıyla DNA testi talep etti. Ancak hükümranlığı süresince Kral, DNA testine izin vermemişti. Tahtını oğluna bırakan 2. Albert, tahtan iner inmez mahkeme kararıyla DNA testine tabi tutuldu ve Delphine Boel’in, resmen kendi kızı olduğu tescil edildi. 1959’da Prenses Paola ile evlenen 2. Albert, 1960 ve 1970 yılları boyunca sevgilisi Sybille de Selys Longchamps ile kimilerine göre tutkulu kimilerine göre çalkantılı bir aşk hayatı yaşadı. Bu aşkın meyvesi Delphine Boel ise, uzun süre yasak aşkın bir varlığı olarak kamuoyundan gizlendi. Kraliyet ailelerinin parıltılı hayatlarının perde arkasında genelde çalkantılı hayatlar bulunmuyor değil. Tahta çıkmak için beklemede olan İngiltere Velihat Prens Charles, İspanya’nın eski Kralı Juan Carlos ve Danimarkalı sevgilisi bir kaç örneği oluşturuyor. Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı François Mitterand’ın da yasak bir ilişkiden doğan kızı yok değildi.

Sonuçta kraliyet ailesi mensuplarına tanınan imtiyaz için de mahkemeye başvuran Delphine Boel, uzun hukuki mücadele sonrası muradına erdi. Boel, artık 2. Albert’in oğlu, şimdiki Belçika Kralı Philippe ile Prenses Astrid ve Prens Laurent gibi kraliyet unvanı taşıyacak. Ayrıca babasının soyadı olan Saxe-Coburg’u da ismine ekleyebilecek. 26 Mayıs 2019’da yapılan genel seçimlerin ardından 500 günü aşkın süredir hükümetsiz kalan Belçika, bir anda hem yeni bir prensese hem de yeni bir hükümete kavuştu.

 

 

Yakaladılar! Adliyede çiçeklerle karşıladılarAfyonkarahisar’da devremülkleri olan kişilere ulaşarak , Arap ve Avrupalı turistlere kiraya verilmek üzere teminat miktarları alıp kar payı vereceklerini söyleyerek dolandırıcılık yapan çete çökertildi. 7 binin üstünde kişiyi yaklaşık 150 milyon TL dolandırdıkları öne sürülen ve jandarmanın düzenlediği operasyonda gözaltına alınan 7’si kadın 33 kişi adliyeye sevk edildi. Olayda mağdur olan bir kadın adliye girişinde operasyonu gerçekleştiren jandarmayı yaptırdığı buket çiçek ile karşılaması dikkatlerden kaçmadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet