Dünyaİnsanlık tarihinin anahtarı: Buzadam Ötzi

İnsanlık tarihinin anahtarı: Buzadam Ötzi

28.11.2011 - 14:50 | Son Güncellenme:

Prof. Albert Zink: “Ötzi, şimdiye kadar bulunan, neolitik dönemin sonu, bakır çağının başlangıç dönemine ait ilk insan”“Bakırı, metal olarak kullanan ilk insanlardan. Bu çok ilginç çünkü daha önce bu dönem hakkında çok fazla şey bilmiyorduk, çok ilkel bir yaşama sahip olduklarını, çok basit giysileri olduğunu, teknolojiye sahip olmadıklarını düşünüyorduk”“Ötzi ve onunla birlikte bulduklarımızla, o dönemin ve yaşadıkları dağlık bölgenin koşullarına çok iyi adapte olduklarını anladık”5 bin 300 yaşındaki Buzadam Ötzi’ye ev sahipliği yapan Alto Adige (Güney Tirol) Arkeoloji Müzesi kapılarını DHA’ya açtı. Geçmişinizle yüzleşmeye hazırsanız, haberin devamını okuyun.

İnsanlık tarihinin anahtarı: Buzadam Ötzi

Buz adam Ötzi, 19 Eylül 1991’de Ötztal Alplerinde yolunu kaybeden iki Alman turist, Erika ve Helmut Simon tarafından, tesadüfen bulundu. Kayaların arasındaki bir çatlağın içinde tamamen buz kaplı olarak bulunan Ötzi’nin bedeni, ikinci dünya savaşı kayıplarından biri sanılıp, Avusturya polisi tarafından teslim alındı ve Innsbruck’a götürüldü. Buradan yapılan ilk tetkikler Ötzi’nin gerçek yaşını ortaya çıkardı. Bilim dünyası O’na bulunduğu bölgenin adından esinlenerek Ötzi ismini verdi.

Haberin Devamı

Ötzi’nin 1.59 metre boyunda, 50 kiloda ve 46 yaşında olduğu tespit edilen bedeninde ayak numarasının 38 olduğu, buzun baskısıyla burun kemiği ve vücudundaki birçok kemiğin kırık olduğu belirlendi. Buzadamın üzerinde incelemeler devam ederken, bulunduğu yerin İtalya sınırı içinde olduğu anlaşıldı. Bu nedenle Ötzi bulunduktan yedi yıl sonra 1998 yılında İtalya’ya teslim edildi. Avusturya sınırında Alman kültürü hâkimiyetindeki özerk Trentino Alto Adige (Güney Tirol) Bölgesi’nde yeralan Bolzano kenti, son 13 yıldır Ötzi’ye ev sahipliği yapıyor.

ÖZEL KOŞULLARDA TUTULUYOR

EURAC Mumya ve Buzadam Enstitüsü Direktörü Biolojik ve Biomoleküler Andropoloji Uzmanı Prof. Albert Zink, Buz adam Ötzi’nin evi Alto Adige Arkeoloji Müzesi’nde DHA’nın sorularını yanıtladı. Ötzi’nin özel olarak tasarlamış bir soğutma odasında -6 ila -7 santigrad derecede, neredeyse yüzde yüzlük nem oranı sağlanarak tutulduğunu belirten Prof. Zink, “5 bin yıldan fazla korunduğu koşulları oluşturmaya çalışıyoruz. Yine de henüz mükemmel değil. Hala her gün belli bir miktar su kaybediyor. Oda sistemi aynı zamanda çok hassas bir terazi sistemi üzerine kurulu olduğu için bu kaybı ölçebiliyoruz. Sonuçta durumu stabil ama koşullarını daha da iyileştirmeye çalışıyoruz”dedi.

Haberin Devamı

ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARI DEĞİŞTİRDİ

Prof. Zink, Buz adam Ötzi’nin insanlık tarihi açısından çok önemli bir buluş olduğuna dikkat çekerek, özellikle buz adamla birlikte bulunan araç ve aksesuarların, tarihi verilerin yönünü tamamen değitirdiğini söyledi. Ötzi’nin üzerinde bulunan metal baltanın çok iyi bir işçilik, kıyafetlerinin ise iyi bir terzilik ürünü olduğunu dile getiren Zink, “Ayakkabıları bir teknik bilgilerini çok iyi yansıtıyor. Kordondan bir ağın içine kuru saman duldurup, üzerini deriyle kaplıyorlardı. Bu da ayaklarının hem soğuktan, hem de nemden çok iyi şekilde izole olmasını sağlıyordu” diye konuştu. Zink ayrıca, “Ötzi, şimdiye kadar bulunan, neolitik dönemin sonu, bakır çağının başlangıç dönemine ait ilk insan. Bakırı, metal olarak kullanan ilk insanlardan. Bu çok ilginç çünkü daha önce bu dönem hakkında çok fazla şey bilmiyorduk, çok ilkel bir yaşama sahip olduklarını, çok basit giysileri olduğunu, teknolojiye sahip olmadıklarını düşünüyorduk. Ancak Ötzi ve onunla birlikte bulduklarımızla, o dönemin ve yaşadıkları dağlık bölgenin koşullarına çok iyi adapte olduklarını anladık. Dağda seyahat ediyorlardı. Kıyafetleri keçi derisinden ve çok iyi yapılmıştı. Bakır çağı için çok iyi durumda teknoloji ve silahlara sahiplerdi. Bizim için büyük sürpriz oldu çünkü 5 bin yıl önce hiç bir metal araç olmadığını düşünüyorduk. Bu o döneme ait görüşlemizi değiştirdi. Bunun ardından arkeolojik araştırmalar tamamen değişti” dedi.

Haberin Devamı

CİNAYET KURBANI

Vücudu 5300 yıl boyunca içinde kaldığı buzul sayesinde çok iyi korunan Ötzi’nin tomografi kayıtlarını 2000 yılında inceleyen Radyoloji Uzmanı Paul Gostner, ‘Buz adam’ın sol omzuna saplı, arkadan girdiği belli olan bir ok ucu tespit etti. Bu yönde yapılan detaylı araştırma sonucu, okun Ötzi’nin sol omuz arkasından girip, kemiğin içinden geçtiğini ve ana damarı parçaladığını belirlediklerini söyleyen Prof.Zink, “Okla vurulmasını takip eden çok kısa zamanda çok kan kaybetmiş olmalı. Bu nedenle de bulunduğu yerde öldüğünden eminiz” dedi.

Haberin Devamı

KAFA TRAVMASI GEÇİRMİŞ

Prof. Albert Zink denetiminde endoskopi yöntemiyle eski kesilerden girilerek yapılan son otopsiden de ilginç sonuçlara ulaşıldı. Otopsi sırasında farklı şeylere bakıldığını dile getiren Prof. Zink, “Öncelikle buz adamın nasıl öldüğünü daha iyi anladık. Bir kaç yıldır buz adamın okla vurularak öldürüldüğünü biliyorduk. Fakat buz adamın sağ göz çeperindeki kemikte de kırık vardı. Radyolojik taramada beyinde de bir şeyler olduğunu gördük. Belki beyin kanaması. Bu nedenle nörololojik endoskopi kullandık. Dip bölgelerde kan bulundu. Bu da bize buz adamın ciddi bir kafa travması geçirdiğini gösterdi. Belki kayaların üzerine düştükten sonra, belki de onu okla vuranların saldırısıyla. Ama kafa travması geçirdiği tespiti önemli bir yenilik” dedi.

Haberin Devamı

ÖLMEDEN ÖNCE KEÇİ ETİ VE BUĞDAY YEMİŞ

Otopsi sırasında ayrıca göğüs kafesinin altına kaymış olan daha önceki araştırmalarda incelenmeyen midesine de girildiğini belirten Zink, “Şans eseri mide üzerinde bir kesi vardı. Oradan endoskopi yapıldı. Midesi tamamen doluydu. Ölmeden çok kısa bir süre önce yediği son yemeğini analiz etme şansımız oldu. Ötzi’nin keçi eti ve bir çeşit kırmızı buğday yediğini tespit ettik. Keçi eti, hala bu bölgede sıkça görülen Alp keçisi türünde” diye konuştu.

HASTALIK TÜRLERİ ÜZERİNE ÇALIŞILIYOR

Albert Zink, Ötzi’den alınan örneklerin genetik incelemelerinin bir bölümünün tamamlandığını belirterek, “Bu verilere göre Ötzi’nin gözleri ve saçları kahverengi idi. Şimdi o dönem hastalıkları ve Ötzi’nin bu bölgede yerleşik bir düzeni olup olmadığına yönelik araştırmaları sürdürüyoruz. Hala araştırılacak çok şey var” dedi.

60 TANE DÖVMESİ VAR

Prof. Zink, Buzadamın üzerinde tespit edilen 60 dövmeyle ilgili ise şunları söyledi;

“Buz adam üzerinde dövmeleri bulmak çok büyük sürpriz oldu. Çünkü hiç kimse bölgede dövme kullanılmasını beklemiyordu. Üstelik bu dövmeler sadece tekil ve paralel çizgilerden oluşuyordu. Sırtında çok miktarda vardı. Ayrıca dizinde, ayak bileğinde de vardı. Küçük bir kesi yapıp içine kül koyuyorlardı. Kül, kesinin koyu renk almasını sağlıyordu. Bunun bir tür tedavi olarak kullanıldığını düşünüyoruz. Kesilerin ağrıyan bölgelerde yapıldığını görüyoruz. Gerçekten etkili olup olmadığını bilmiyoruz. Belki de buz adamın ağrılarının mistik tedavisi için kullnılan bir yöntemdi, bilmiyoruz. Ama çağın günlük yaşamı hakkında önemli ipuçları verdiği kesin. Sonuçta Buzadam, tüm orta Avrupa için, bu bölgede dövme kullanıldığına dair ilk ve tek örnek. Daha sonra da dövme kullanımına dair bir kanıt yok. Başka bir mumyaya da sahip değiliz. Burada 5 bin yıl önce dövme kullanılmış olması büyük sürpriz. Günümüzde hala Afrika’ da ağrıyan bölgeye küçük bir kesi yapılarak, vücutta ters reaksiyon sağlanıyor ve ağrı geçiyor. Sırt bölgesinde birçok kesinin olması, ağrının ve tedavinin birçok kez tekrar ettiğini gösteriyor.”

MAYDANOZ YİYORLARDI

Bolzano’da bulunan Alto Adige Arkeoloji Müzesi’nde Ötzi’nin otopsisinden alınan veriler doğrultusunda küçük bir bahçe oluşturularak, dönemin bitki örtüsü ve besin maddelerinden de örnekler sunuluyor. Buna göre o dönemde de insanlar bezelye, maydonoz, dereotu ve kereviz tüketiyordu. Ayrıca müzede Ötzi’nin, Hollandalı Alfons ve Adrie Kennis kardeşler tarafından yapılan üç boyutlu birebir modeli gerçeği çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bakır çağını günümüze taşıyan tesadüfî mumya Buzadam Ötzi, bilim çevresinde insanlık tarihinin en önemli anahtarlarından biri olarak anılıyor.